SESİMİ DUYAN VAR MI? - İDDAA TEKELİNE TEPKİLER SÜRÜYOR

Gazeteport‘un Futbol Yazarı Yarışması’nın iddialı isimlerinden Aylin Bermant son yazısında İddaa tekelini ve ihale sürecini değerlendirmiş. Oldukça yerinde tespitler içeren yazıya aynen yer veriyoruz:

Ekonomi derslerinde sarışın agresif hocamızın üzerinde ısrarla durduğu, hafızalarımıza hiç çıkmamak üzere armağan ettiği bir sözcüktü inhisar. Sevgili hocamız ekonomi terimlerinin Arapçalarını kullanmayı çok severdi. İşte inhisar sözcüğü de böyle aklımda kalmış.

Nedir inhisar ya da Türkçesiyle tekel; “bir şeye tek başına sahip olmak” derdi hocamız. O şeye tek başına sahip olup, istediği gibi her şeyi yönlendirebilme gücüydü. Ekonomi derslerinden birinde kafamda şöyle bir soru oluşmuştu; bize seçme şansı bırakmayan bu güç karşısında ne yapılabilirdi…

Bundan tam 6 yıl önce 2002 yılı Haziran ayında, Spor Toto Teşkilatı bir ihale açarak elinde bulundurduğu bahis oynatma yetkisini, ihale yoluyla özelleştirme yolunu seçti. O gün ihaleye 5 firma katıldı. Firmaların 3’ü baştan elendi. Geriye kalan iki firmadan biri de sunduğu belgelerde değiştirme yapıldığı gerekçesiyle elendi. Geriye İnteltek İnternet Teknoloji Yatırım ve Danışmanlık A.Ş. kaldı ve ihaleyi kazandı. Tam 2 yıl sonra Nisan 2004’te bütün alt yapıyı çalışır duruma getirerek Türkiye’yi futbol bahis oyunu ile tanıştırdılar. Adına da Türkçe’mizi bozarak ve bundan da büyük bir keyif alarak “iddaa” dediler. Peki kimlerden oluşuyordu bu Spor Toto’nun bayisi gibi çalışan İnteltek firması; yüzde 55’i Çukurova Grubuna ait, yüzde 25’i İntralot adlı bir Yunan şirketine, yüzde 20’si de Teknoloji Holding’e aitti. 22 Aralık 2005’te, iddaa oyunun başladığı tarihten tam 20 ay sonra Teknoloji Holding elinde bulundurduğu yüzde 20 hisseyi 80 milyon ABD doları karşılığında İntralot firmasına sattı. O tarihten itibaren İnteltek’in iki ortağı var; Çukurova Grubu ve İntralot firması.

İddaa Türkiye’yi bahis oyunları ile tanıştırırken, tek olmasının avantajlarını da sonuna kadar kullandı bu 3 yıllık süreç içerisinde. 4 maçı bir araya getirip oynama zorunluluğuyla başladılar maceralarına. Artan şikayetler sonunda önde gelen Avrupa Liglerinde, Uefa ve Fifa maçlarında minimum 3 maça bahis yaptırma lütfünü baş ettiler bahisseverlere. Gün gelip de “neden kendi ligimizde 3 maç seçip oynayamıyoruz? ” diye sorulduğunda, cevap veremeyerek, aslında Türkiye’de faaliyette olan bir şirketin daha çok seçeneği ve avantajı Türkiye liglerine vermesi gerekirken, Süper Ligden, Birinci ligden Türkiye’de oynanan futboldan korktuğunu açık açık gösterdi bizlere. Keyfi uygulamalarla, hafta içi programlarında az maç varken herhangi bir ligi programa sokup, diğer bir hafta program biraz dolu olunca o ligi tamamen es geçerek (Bakınız Japon Ligi), güya alınan vergileri bahane ederek favori takımlara açtıkları düşük oranlarla 3 yılda Türkiye’de profesyonel bahisçiler yarattılar ama kendileri bir türlü profesyonel olamadılar.

Devlet kendi eliyle yarattığı bu tekeli, elinde “seçme özgürlüğü” olması gereken vatandaşlarının haklarını hiçe sayarak yurt dışından internet aracılığıyla oynanan bahislere yasak getirdi. Vergisiz ve denetimsiz yurt dışına çıkan milyon dolarları “nasıl ülkemiz için kullanırım”ın yolunu araştırmadan, nasılsa ülkemizde bahis oynatan bir kuruluş var ondan vergimi alıyorum diyip basit yolu seçerek kendi eliyle daha fazla para kazanmayı elinin tersiyle itti. Bahisseverleri iddaa oyununa mahkum etmek, rekabet koşullarını da hiçe saymaktı bir nevi. Elinde bir maça oynayacağı birçok oran olan bir bahisçi kendisi için en iyi oranı bulur ve onu oynar. Bu onun seçme özgürlüğüdür. Bahisçi de bir tüketicidir ve çeşitliliğe sahip olmak onun da hakkıdır. Bugün rekabet Kurumu’nun internet adresine girdiğimizde, bizi şu söz karşılıyor; “Eğer piyasa gücü tek adamda toplanırsa, bu adam bir kral kadar ayrıcalıklı olur ve bu durum bizim devlet biçimimize aykırıdır. Bir politik güç olarak bir krala tahammül edemiyorsak üretimin, ulaşımın ve yaşam için gerekli herhangi bir şeyin ticaretinde de krala tahammül etmemeliyiz. Bir imparatora boyun eğmiyorsak rekabeti engelleyecek ve herhangi bir malın fiyatını belirleyecek bir ticari diktatöre de boyun eğmemeliyiz”… Bundan 118 yıl önce Senatör Sherman’ın bu sözü dünyada ilk rekabet kanunun da ortaya çıkmasına öncülük etmişti. Yıl 2008, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin ilk yasa tasarısı 3 Ocak tarihinde haber ajanslarına düştü. “Müşterek bahis oynatma” yetkisi olan iddaa’nın 2008 Mart ayı itibariyle bu yetkisi son buluyor. Bu tasarıda; yeni bir ihale açılacağından, müşterek bahis oynatmanın sadece futbol sporuyla sınırlandırılmayacağından, internet üzerinden bahis oynatan şirketlerin verdiği oranlarla rekabet edilip bahis oranlarının bu şirketlerin oranlarına eşit veya çok yakın oranlarda olmasının zorunlu kılınmasından bahsediliyor. Fakat bu tasarıda tüm kamuoyunun gözünden kaçan, buna rağmen iddaa’nın çilesini 3 yıldır çeken bahisçilerin gözünden kaçmayan bir nokta es geçildi. İddaa”ya talip olacak kurumlarda, “Operasyonel ve finansal yetenek sahibi olma” koşulu aranacak. “Müşterek ve sabit ihtimalli bahis işlerinde deneyim sahibi olmak” zorundalar. Dünya çapında faaliyet gösteren büyük bahis şirketleri için böyle bir maddeyi yerine getirmek zor değil elbet. Ama acaba herşey kamuoyunun algıladığı gibi midir ne dersiniz? Bahis işlerinde deneyim sahibi olma konusundaki yasa maddesinin açılımını yapmadan, müjde iddaa tekelinden kurtuluyoruz diyebiliyor muyuz?

MADDE 7- (1) b) İsteklinin ihale konusu iş veya benzer müşterek ve sabit ihtimalli bahis işlerinde, son beş yıl içinde, asgarî bir yıl boyunca idarî şartnamede belirlenecek sayıda bayi ağını işletmiş olduğuna ve belirlenecek tutarda yıllık hasılatın risk yönetimini gerçekleştirmiş olduğuna ilişkin iş deneyim belgeleri. (Böyle bir iş deneyim belgesine Türkiye’de sahip olan tek kuruluş İnteltek’tir) Bu belge sahiplerinin kuracakları veya ortak olacakları tüzel kişiliklerin ihaleye girebilmesinde tüzel kişiliğin yarısından fazla hissesine sahip olmaları ve sözleşme süresince bu oranın muhafaza edilmesi zorunludur.

Eğer ki Mart ayında yapılacak yeni ihalede kanunun bu maddesi değiştirilmezse, sözde ihale ile yapılacak olan iddaa’nın pazar payını arttırmaktan başka bir işe yaramaz. Biz farklı oranlar, farklı oyun çeşitleri istiyoruz. İddaa’nın  komik oranlarından daha fazlasını hak ediyoruz. Sevgili ekonomi hocamın sözleriyle bitireyim; “Tekeli elinde bulunduran güç, daha büyük bir güç tarafından destekleniyorsa; o ülkede bir şeyler için umut etmek yerine harekete geçmenin zamanıdır”

6 Comments : 01.6.08

AYDIN DOĞAN BU SEFER DE İDDAA’NIN PEŞİNDE

Fatih Altaylı GazetePort‘taki köşesinde 3 Eylül 2007′de yazmış. Aynen yayınlıyor, yorumumuzu yorumlar kısmına bırakıyoruz:  

-AYDIN DOĞAN NEYİN PEŞİNDE?-
Başlıktaki sorunun yanıtı aslında “Herşeyin”
Ama kısa ve orta vadede belirli iki hedefleri var.
O hedeflerden ilki Digitürk’ü ele geçirmekti. Karamehmet Yapı Kredi ve Pamukbank enkazlarının altından çıkamasaydı, bu plan başarıya ulaşacaktı. Ama olmadı.
Şimdi plan Digitürk’ü yıkmak ve yerine DSmart’ı oturtmak.
Bunun için naklen yayın peşindeler. Federasyonu köşeye sıkıştırıp naklen yayınları Digitürk’ün elinden alırlarsa ikinci hedefleri için de ciddi bir adım atmış olacaklar.
İkinci hedef ne mi?
Söyleyelim: İddaa
Bunu ben söylemiyorum, Ankara’daki bürokrasi söylüyor.
Biliyorsunuz, İddaa ihalesi yenilenecek.
Doğan Grubu bütün silahlarıyla bu ihaleye hazırlanıyor.
İddaa ihalesini alacaklar, maçları DSmart’a geçirecekler ve televizyon başındakilere, maçlar sırasında bile İddaa oynatacaklar.
Şaka değil, birkaç milyar dolarlık bir gelirden söz ediyoruz.
Şu an bu yapılamıyor ama Doğan’ın planlandığı bu.
Düşünün bir maç oynanıyor. Takımlardan biri 1-0 önde. Son 15 dakikaya girilmiş bir alt yazı geçecek “1-1’e bire on 1-2’ye bire yirmibeş veriyoruz”
Cep telefonundan oyna.
Buna bir de Doğan Grubu yayınlarından verilecek desteği ekleyin, pazarın potansiyelini hesaplayın.
Ankara’da herkes Doğan’ın göz diktiği İddaa ihalesinin çok kanlı geçeceğini söylüyor.
Anlayacağınız maç naklen yayınlarının Digitürk’ün elinden alınması ilk adım.
Büyük adım ise İddaa.
Sonra sırada Milli Piyango varmış.
Öyle diyorlar…

1 Comment : 09.28.07