Gazeteport‘un 27 Ağustos 2008 tarihli haberi: İSTANBUL (A.A) - İstanbul’da, ‘’örgüt kurarak internette yasa dışı kumar ve bahis oynattıkları'’ öne sürülen 157 şüpheli hakkında 6 ay ile 22,5 yıl arasında hapis cezası istemiyle iddianame hazırlandı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen iddianamede, 2 bankanın yapılan işlemlerden şüphelenerek durumu bildirmesi üzerine Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı ve Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğünce incelemeler yapılarak raporlar düzenlendiği anlatıldı.
İddianamede, bu raporlarda, yabancı firma Sportingbet Com Alderney Limited’in Türkçe versiyonu olan ‘’www.superbahis.com'’ adresli internet sitesi üzerinden lisans ve izin almaksızın Türkiye Profesyonel Futbol Ligleri ile Türkiye Jokey Kulübünce düzenlenen at yarışlarına ilişkin bahis oynatıldığının tespit edildiğine yer verildiği kaydedildi.
İnternetteki bu işlemlerin, 2002 yılında 982 bin 578 YTL vergi ziyanına neden olduğunun belirlendiği anlatılan iddianamede, soruşturmaların genişletilmesi üzerine Türkiye’deki internet kullanıcılarına yönelik yasa dışı kumar ve bahis oynatmak için internet sitesi tasarlayıp yayınlayan bir suç örgütüne ulaşıldığı anlatıldı.
Suç örgütü mensuplarınca kullanılan ‘’www.kazandirir.com'’ ve ‘’www.heyecanlandirir.com'’ adreslerine girilmek istendiğinde de kullanıcıların otomatik olarak ‘’www.superbahis.com'’ adresine yönlendirildiğinin belirlendiği anlatılan iddianamede, bu adrese erişimin engellenmesi üzerine sitenin faaliyetlerine başka adresler altında devam ettiği belirtildi.
POLİS ŞEBEKEYİ ÇÖKERTMEK İÇİN SİTEYE ÜYE OLMUŞ
İddianamede, savcılığın talimatıyla bir adli kolluk görevlisinin siteye üye olduğu, bunun için kendisi adına düzenlenmiş kredi kartıyla para transferi yaptığı, ardından da bir para yatırma işlemi gerçekleştirdiği anlatılarak, bu işlemlerin takip edilerek paranın ne şekilde çekildiğinin tespit edildiği anlatıldı.
Şüphelilerden Aydın Ayyıldız’ın uluslararası bahis ve kumar şirketi Sportingbet Com Alderney Limited’de reklam müdürü sıfatıyla çalıştığı ifade edilen iddianamede, Ayyıldız’ın bu şirkete sadece Türkiye’ye yönelik yasa dışı kumar ve bahis sitesi açma teklifinde bulunduğu ve teklifinin kabul edildiği belirtildi.
Ayyıldız’ın dava konusu ‘”’www.superbahis.com'’ internet sitesinin yöneticisi ve büyük ortağı olduğuna yer verilen iddianamede, bu şüphelinin suç örgütünün kurucusu olduğu da öne sürüldü.
İddianamede, Aydın Ayyıldız’ın, kumar ve bahislerden elde edilen yasa dışı geliri, diğer örgüt üyelerinin de yardımıyla, kendisine ve kardeşlerine ait paravan şirketlerle akladığı, büyük kısmını da yurt dışına kaçırdığı kaydedildi.
Aydın Ayyıldız’ın Türkiye’deki faaliyetlerini kardeşi Şenol Ayyıldız vasıtasıyla yürüttüğü, Londra ve Dublin’deki örgütlenmesinin ise diğer kardeşi Turgay Ayyıldız tarafından yapıldığı belirtilen iddianamede, Ersin Şifa’nin 2007 yılından itibaren yurt dışındaki örgütlenmeyi sağladığı ifade edildi.
İddianamede, Aydın Ayyıldız’ın suç oluşturan eylemlerinin 1999 yılından beri yoğunlaşarak sürdüğüne yer verildi.
Diğer şüphelilerin de bu kişilere bilerek ve isteyerek yardım ettikleri belirtilen iddianamede, örgütün müşteri yoğunluğunun İstanbul’da olduğuna, örgüt kurucu ve yöneticileri ile örgüte yardım eden şüphelilerin de hiyerarşik yapı içinde bulunduklarına dikkat çekildi.
2 MİLYON YTL KAYBEDİNCE İNTİHAR ETMİŞ
İddianamede, ‘’ihbar edenler'’ sıfatıyla yer alan Ebru Kum ve annesi Havva Kum’un savcılığa başvurarak ifade verdikleri anlatıldı. Bu kişilerin ifadelerinde, Havva Kum’un oğlu olan Barış Kum’un 2005′te, www.superbahis.com sitesinde bahis oynayıp ilk aşamada yüksek miktarda paralar kazandığını anlattıkları belirtildi.
Bunu duyan yakınlarının da birikimlerini Barış Kum’a teslim ettiklerini söyledikleri kaydedilen anne-kızın, Barış Kum’un, 12 Kasım 2006′da, evinde toplanan yaklaşık 2 milyon YTL’nin tamamını sitede kaybettiği için intihar ettiğini anlattıkları bildirildi.
CEZA İSTEMLERİ
İddianamede, şüphelilerden Aydın Ayyıldız, Turgay Ayyıldız, Şenol Ayyıldız ve Ersin Şifa’nın ‘’suç işlemek amacıyla örgüt kurmak veya yönetmek'’, ‘’zincirleme biçimde kumar oynatmak'’, ‘’7258 sayılı Futbol Müsabakalarında Müşterek Bahisler Tertibi Hakkındaki Kanun’a aykırı biçimde bahis oynatmak'’ ve ‘’suçtan elde edilen mal varlığı değerlerini aklamak'’ suçlarından 8 ile 22,5′ar yıl arasında hapis cezasına çarptırılması isteniyor.
Diğer 153 şüpheli için de benzer suçlardan 6 ay ile 18,5 yıl arasında değişen hapis cezaları istendi.
Gazeteport‘un 27 Ağustos 2008 tarihli haberi: Yarın final tekliflerinin alınacağı İddaa ihalesi öncesinde Doğan Grubu’nu sıkıntıya sokan gelişme… Doğan Ortak Girişim Grubu’nda yüzde 3 hissedar olmasına rağmen pilot olarak ihaleye sokulan Snai Spa’nın bayi sayısında istenilen koşulları yerine getirip, getirmediği tartışma konusu haline geldi.
İddaa ihalesi için yarın nihai teklifler veriliyor. Ancak ihale için geri sayım sürerken, ihalenin üç talibinden Doğan Grubu’nun yabancı ortaklarının ihale şartnamesinde ifade edilen koşulları yerine getirip getirmediği konusundaki tartışma sürüyor.
Doğan Grubu, ihaleye iki İtalyan grup; Lottomatica ve Snai Spa ile oluşturduğu ortak girişim grubuyla giriyor.
Doğan, öncelikle Lottomatica ile ortaklık yapmış, ancak bu şirketin ihale şartnamesinde yer alan minimum bayi sayısı kriterini tutturamadığı için üçüncü bir şirket, pilot ortak olarak yüzde 3 hisse ortak girişim grubuna dahil edilmişti.
Ancak, Snai Spa’nın da ihale şartnamesinde yer alan minimum 1.000 bayi işletme zorunluluğu kriterini tutturup tutturamadığı konusunda şüphe oluştu.
İhale İdari Şartnamesi’ne göre pilot ortağın risk yönetimi yapılan ve fiilen faaliyette bulunan en az 1.000 (bin) adet bayiden oluşan bayi ağını işletmiş ve bu bayiler aracılığıyla en az 1.000.000.000 (bir milyar) YTL tutarında sabit ihtimalli bahis yıllık hasılatının risk yönetimini gerçekleştirmiş olması gerekiyor.
Snai Spa üzerinde Spor Toto Teşkilatı, İtalya’daki Özerk Spor Bahisleri ve Şans Oyunları Devlet Monopol Kuruluşu’na (AAMS) bir yazı yazarak Snai’nin işlettiği bayi sayısını resmi bir yazıyla sordu. (internet sitesinde yer alıyor)
Bu yazıya gelen yanıtta, AAMS şu ifadeleri kullandı:
“…Bu bağlamda 11 Temmuz 2007 – 10 Temmuz 2008 tarihleri arasında Snai Spa ağı aracılığı ile hem sabit ihtimalli hem de müşterek spor ve at yarışları bahislerinin asgari 1.314 (216 adedi at yarışı büfesi olmak üzere), azami 3.562 (1.985 adedi at yarışı büfesi olmak üzere) satış noktası aracılığı ile fiilen oynatıldığı beyan olunur.”
Gelen resmi yanıta bu şekliyle bakıldığında ortada bir sorun olmadığı izlenimi doğuyor.
Ancak, burada önemli bir çelişki bulunuyor.
Snai’nin resmi sitesindeki rakama göre, bayi sayısı 2.977. Ancak AAMS’tan gelen resmi yazıda bu sayı 3.562. İki rakam birbirini tutmuyor.
Bu iki sayı arasındaki fark, AAMS’ın verdiği lisans sayısını açıklamasından kaynaklanıyor.
Dolayısıyla bu bayilerin gerçekten sabit ihtimalli müşterek bahis oynatan ve aktif olarak çalışan bayiler olup olmadığı belli değil.
Spor Toto’nun ihale şartnamesinde aradığı koşul ise 9.1.ğ maddesine göre; en az bir yıl boyunca, bir yılın her aşamasında en az 1,000 adet bayiden oluşan bayilik ağı üzerinden risk yönetimi içeren sabit ihtimalli bahis oyunları oynatmış olma zorunluluğu.
İtalya’dan gelen resmi yazıdaki bayi sayısının içerisinde, Spor Toto’nun aradığı şartı yerine getiren bayi sayısı 1.314 olarak beyan ediliyor.
Ancak, bu bayilerin niteliklerine bakıldığında, 216 bayinin müşterek bahis temelinde at yarışı oynatan bayiler olduğu görülüyor. Dolayısıyla bu bayiler sabit ihtimalli müşterek bahis oynatmadığı için şartnameye göre toplamdan düşülmek zorunda.
Böylelikle sayı ilk etapta 1.098′e iniyor.
Halka açık bir şirket olan Snai’nin resmi sitesinde yayınlanan rakamlara göre, şirket kendi yönetmediği 384 bayiye sadece teknik destek veriyor.
Bu rakam da düşünülürse, Snai’nin toplam yönettiği sabit ihtimalli müşterek bahis oynatan bayi sayısı 714′e iniyor.
İhalede Doğan’ın ortaklık yapısında da ilginç bir nokta var. Doğan’ın pilot ortak olarak girişim grubuna dahil ettiği Snai, yüzde 3′lük hissesiyle iddaa ihalesi sonrasındaki tüm yükü üzerine almış oluyor. Pilot ortak, tüm ihale işlemlerinde daha sonra sözleşme imzalanırsa ortak girişimi 10 yıl boyunca temsil edecek, sözleşme ile ilgili diğer bütün hususlarda ortaklığın nam ve hesabına hareket etmeye tam yetkili olacak. Sözleşme boyunca tüm yazışmalar pilot ortakla yapılacaktır.Yani sözleşme boyunca İdarenin muhatabı pilot ortak olacak. İhalede ve sözleşmede bu kadar önem taşıyan pilot ortaklığın % 3 lük sembollik hisseyle sağlanmasının Türkiye’de ilk örneği gerçekleşmiş oluyor. Ortak girişim grubunun yüzde 97 hissedarı olan Doğan ve Lottomatica’nın ise ihale konusu işle ilgili bir faaliyeti bulunumyor. Pilot ortak bir anlamda iş deneyim belgesini devretmiş/kiraya vermiş oluyor.
Bu bilgilere göre Sınai SPA, iş deneyiminde henüz faaliyette olmayan, ancak lisansını aldığı bayi sayılarını hesaba katarak iş deneyim şartını sağladığını (bugün özellikle İtalyan basınında yeralan haberlere de bakıldığında) bildirme yoluna gitmiş gibi görünüyor. Bu şartlar altında girilecek olan ihalenin sorumluluğu nedeniyle Spor Toto Teşkilat Başkanlığı’nın Doğan Grubu’nun teklifini kabul edip etmeme noktasında tereddütte kaldığı belirtiliyor.
Gazeteport‘dan Yavuz Semerci’nin 11 Temmuz 2008 tarihli yazısı: Geç kaldım.
Bir gazeteci olarak geçen hafta kulağıma fısıldanan bilgileri inceleyerek yazmakta geç kaldım. Kamuoyu, İddaa İhalesi’nde olup bitenleri, olup bittikten sonra aktardım.
Üzgünüm.
Dün milyonlarca kişiyi yakından ilgilendiren İddaa İhalesi’nde bazı firmalar ağır ihale şartnamesini değiştirmek istediğini ve bu konuda bakanlık koridorlarını aşındırdığını dün yazmıştım. Daha yazının mürekkebi kurumadan, bugün Resmi Gazete’de ihalenin tarihi ve şartname koşullarının değiştirildiğini öğrendik. Yani lobi faaliyeti başarılı oldu.
Bugün size değişen şartnamenin katılımcı firmalar için anlamanı aktaracağım. Bu değişikliklerin vatana millete ve de futbol endüstrisine olumlu mu olumsuz mu yansıyacağına dair teorik tartışmayı başka bir yazıya bırakıyorum.
****
Dünkü yazıya tekrar döneyim:
Doğan Grubu ile birlikte katılacak olan Lottomatica’nın ihale şartnamesindeki şartlara uymadığını, bunun için bakanlık kulislerinde dolaşan ve şartnamenin değişmesi için kulis yapıldığı dair söylentileri de sizlere aktarmıştık. Ve demiştik ki, doğru mu değil mi bugün-yarın anlarız.
Bakın neler oldu:
“Ertelenebilir” dediğimiz ihale 12 Ağustos’a ertelendi.
Neden ertelenebilir diyorduk?
Çünkü ihale şartnamesi çıktıktan sonra sözünü ettiğimiz büyüklükte değişikliklerin zeyilname ile yapılması mümkün değildi. İhalenin iptal edilip yeniden açılması, yeni bir şartname çıkarılması gerekiyordu.
Yani ihale, kurallarının değiştirilmesi için ertelendi…
Peki kurallar neden değiştirildi?
İddia açık: Doğan’ın ortağı Lottomatica’nın içinde bulunduğu koşullar ihale şartnamesine uymadığı için.
Lottomatica’nın şartları neden ihale şartnamesine uymuyordu?
İki açıdan uymuyordu.
1) Bilançosunda bir önceki yıl satın aldığı ABD’li G-Tech şirketi nedeniyle 2.3 milyar euro borç yükü vardı. Bu da ihalenin özkaynak/toplam aktif rasyosunun 0.35’in altında olmaması gerektiği yönündeki kriteri karşılamıyor, 0.28’de kalıyordu.
2) İhaleye girecek olan şirketlerin müşterek ve sabit ihtimalli bahis işinde en az 2.400 adet bayiden oluşan bayi ağını işletmiş olması ve en az 1 milyar 122 milyon YTL’lik risk yönetimi yapması gerekiyordu. Dünyanın en büyük oyun şirketi olmasına rağmen Lottomatica’nın bu genişlikte bir ağı olmadığı konuşuluyordu.
İşte bu nedenlerle Doğan Grubu’nun çeşitli aracıları kullanarak Bakanlık’ta kulis yaptığına dair duyumların kulağa mantıklı geldiğini ifade etmiştik.
Bakın, aradan 24 saat dahi geçmeden şartname nasıl değişti:
1) Eski şartnamede 0.35 olan özkaynak/aktif rasyosu oranı 0.10 oldu. Borçları düzenleyen diğer bilanço yükümlülükleri de aşağı çekildi. Kısa vadeli toplam borçların öz kaynaklara oranının 31/12/2007 tarih itibarıyla 0.75’ten küçük olması şartı, 0.60’dan küçük olmasına dönüştürüldü.
2) Bahis işi tamamen risk yönetimine bağlı bir iş olduğu için bayi ağının doğru şekilde yönetimi büyük önem taşıyor. Şu anda 4 bin bayisi bulunan İnteltek’in yüzde 60’ı; yani 2 bin 400 tane bayi işletme üzerine kurulmuş olan şartnamenin bu maddesi de 1.000 bayiye indirildi. Yani Doğan’ın ortağı olan Lottomatica için uygun olan seviyeye.
Büyük tesadüf!
Doğan Grubu gazetelerinde Türkiye’nin en büyük ihalelerinden birine yönelik tek satır haber çıkmıyor. Grubun yöneticisi yasal olarak yasaklanmış olmasına rağmen televizyonda bahis kanalı kuracaklarını söylüyor. Hem de henüz ihale yapılmadan önce kurulan yabancı ortaklık ihale şartnamesine uygun koşullar taşımıyor. Sonra şartname değişiyor, koşullar yumuşatılıyor ve yeni şartname açıklanıyor. Bu gelişmeyi nasıl yorumluyorsunuz?
****
Keyifli bir ihale izleyeceğiz. Hazır mısınız?
Gazeteport‘dan Yavuz Semerci’nin 10 Temmuz 2007 tarihli yazısı: Kimse gündeme getirmiyor ama Türkiye 21 Temmuz’da tarihi bir ihaleye sahne olacak.
Spor Toto Teşkilatı, son dört yılda Türkiye’nin en büyük bahis oyunu haline gelen İddaa için ihaleye çıkacak.
İhaleye ilgi oldukça fazla.
Şartname alanlar arasında dünya devleri de var. Dünya devleri Ladbrokes, Lottomatica, Esas Holding, Arena, Net Holding, Coral, Austria Lottary, Doğan Grubu ve şu anki yüklenici olan İnteltek şartname aldı. Ladbrokes ve Esas Holding’in, Lottomatica ve Doğan Grubu’nun ihaleye birlikte girmesi bekleniyor.
Bu kadar büyük bir ihalenin basın tarafından gündeme getirilmemesi şaşırtıcı.
Acaba bunda Doğan Grubu’nun ihaleyi ‘şimdiden kazandığına’ yönelik algının etkisi olabilir mi?
“Nereden çıktı bu?” derseniz, o zaman size D-Smart’ın Genel Müdürü (Doğan Grubu’na bağlı bir şirket) Murat Saygı’nın 5 Temmuz tarihli açıklamasını hatırlatalım.
Saygı diyor ki:
D-Smart’a her geçen gün yeni kanallar ekleniyor. Yeni açtığımız interaktif oyun kanalları büyük ilgi gördü. Çok yakında bahise başlıyoruz. Artık izleyicilerimiz isterlerse TV’de canlı bahis oynayabilecekler.”
Bir de Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 5. maddesine bakalım:
“Kanunun verdiği yetkiye dayalı olmaksızın, spor müsabakaları ile ilişkili olarak sabit ihtimalli veya müşterek bahis oynatanlar, oynanmasına yer veya imkân sağlayanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.
Yurt dışında oynatılan her çeşit bahis veya şans oyunlarının internet yoluyla ve sair suretle erişim sağlayarak Türkiye’den oynanmasına imkân sağlayan kişiler, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.”
Kanun çok açık.
İhaleyi kazanan yüklenici dışında hiç kimsenin bahis oynatması mümkün değil. Dolayısıyla D-Smart’ın ihaleyi kazanmadan bir bahis kanalı açıp canlı bahis oynatma şansı yok.
Tabii burada denilebilir ki, bu iyiniyetle ve “İhaleyi kazanacağız” öngörüsüyle yapılan bir açıklama.
YAKIN MARKAJ
Ancak kulağımıza gelenler de ihale süreci öncesinde Ankara’da bazı kulis faaliyetleriyle ihale şartnamesi üzerinde sıkı bir “markaj” uygulandığını gösteriyor. İhalenin ertelenmesi sözkonusu olabileceği, böylelikle ihale şartnamesine zeyilname yoluyla değiştirilemeyecek bazı büyük kapsamlı değişikliklerin yansıtılabileceği konuşuluyor.
Bu markajın detaylarına girmeden önce, 21 Temmuz’da olması beklenen ihalenin şartnamesindeki detaylara göz atalım…
İçinde barındırdığı garantiler ve ilgilendirdiği kesim bakımından haber değeri oldukça yüksek.
İhaleye katılan firmalardan istenen yıllık 1.5 milyar YTL’lik ciro garantisi var. Süre 10 yıl olacağı için toplamda 15 milyar YTL’lik garantiye denk geliyor.
Bu açıdan bakıldığında devletin en fazla gelir elde edeceği ihalelerden biri.
İhalede en düşük komisyon oranını teklif eden firma, İddaa’nın yeni yüklenicisi olacak.
Şartnamede katılımcıları zorlayacak olan bazı noktalar bulunuyor.
Bunlardan ilki, katılımcı firmaların bayi sayıları ve yönettiği risklerle ilgili yükümlülükler.
ŞARTNAME NE DİYOR?
Şartnamede aranan niteliklerden biri “Müşterek ve sabit ihtimalli bahis işlerinde, son beş yıl içinde asgari toplam 1 (bir) yıl yurt içinde veya yurt dışında en az 2.400 (ikibindörtyüz) adet bayiden oluşan bayi ağını işletmiş olduğuna ve bu bayiler aracılığıyla en az 1 milyar 122 milyon YTL tutarında yıllık hasılatın risk yönetimini gerçekleştirmiş olduğuna ilişkin iş deneyimini gösteren belge.”
Mevcut yüklenici olan İnteltek’in 4 bin civarında bayisi var.
İhale şartnamesi, katılımcılar için bunun en az yüzde 60’ı olan 2 bin 400 bayisi bulunmasını şart koşuyor. Aynı zamanda İddaa tamamıyla risk yönetimine bağlı bir oyun olduğu için yüklenici firmanın bu alanda da deneyimli olması gerektiğini söylüyor.
Bu kriterleri tutturan firmaların sermaye yeterliliklerinin sağlanması için ise şu uygulamalar esas alınıyor:
- Dönen varlıklar/kısa vadeli borçlar rasyosunun 31/12/2007 tarihi itibariyle en az 1,30 olması,
- Özkaynaklar/toplam aktif rasyosunun 31/12/2007 tarihi itibariyle en az 0,35 olması,
- Kısa vadeli toplam borçların öz kaynaklara oranının 31/12/2007 tarihi itibariyle 0,60’tan küçük olması, zorunludur.
Bu kriterler, akla Doğan Grubu’nun ortağı olarak ihaleye girmesi beklenen Lottomatica’nın geçen yıl yaptığı 4.5 milyar dolarlık G-Tech alımını getiriyor.
Bu alım nedeniyle Lottomatica’nın 2007 sonu bilançosunda 2 milyar 229 milyon euro borcu bulunuyor.
Lottomatica dünyanın en büyük oyun şirketi ve finansal durumuna ilişkin çok büyük bir tehdit yok gibi görünüyor, ama yine de şirketin 2007 sonu bilançosu incelendiğinde, özkaynakların toplam aktif rasyosuna oranında Lottomatica’nın asgari oranı (0.35) tutturmakta güçlük çektiği ve 0,28 düzeyinde kaldığı görülüyor.
Gerekçe bu ya da başka bir şey olabilir.
Ama bakanlık koridorlarına kadar taştığı öne sürülen yakın markajın doğru olup olmadığını çok kısa süre içinde anlayacağız.
İhale şartnamesi bugün-yarın değişir ya da ihale ertelenirse markaj başarılı olmuş demektir.
NOT: İhale şartnamesinde herhangi bir değişiklik olmaz ise, Türk futbolu için her koşulda çok büyük yarar sağlayan bir ihale izleyeceğiz.
Yüklenicisi kim olursa olsun, İddaa’nın yarattığı değeri ve Türk futboluna, kulüplere ve ekonomiye yaptığı katkının detaylarını ise yarın aktaracağız. Y.S.
Gazeteport‘un Futbol Yazarı Yarışması’nın iddialı isimlerinden Aylin Bermant son yazısında İddaa tekelini ve ihale sürecini değerlendirmiş. Oldukça yerinde tespitler içeren yazıya aynen yer veriyoruz:
Ekonomi derslerinde sarışın agresif hocamızın üzerinde ısrarla durduğu, hafızalarımıza hiç çıkmamak üzere armağan ettiği bir sözcüktü inhisar. Sevgili hocamız ekonomi terimlerinin Arapçalarını kullanmayı çok severdi. İşte inhisar sözcüğü de böyle aklımda kalmış.
Nedir inhisar ya da Türkçesiyle tekel; “bir şeye tek başına sahip olmak” derdi hocamız. O şeye tek başına sahip olup, istediği gibi her şeyi yönlendirebilme gücüydü. Ekonomi derslerinden birinde kafamda şöyle bir soru oluşmuştu; bize seçme şansı bırakmayan bu güç karşısında ne yapılabilirdi…
Bundan tam 6 yıl önce 2002 yılı Haziran ayında, Spor Toto Teşkilatı bir ihale açarak elinde bulundurduğu bahis oynatma yetkisini, ihale yoluyla özelleştirme yolunu seçti. O gün ihaleye 5 firma katıldı. Firmaların 3’ü baştan elendi. Geriye kalan iki firmadan biri de sunduğu belgelerde değiştirme yapıldığı gerekçesiyle elendi. Geriye İnteltek İnternet Teknoloji Yatırım ve Danışmanlık A.Ş. kaldı ve ihaleyi kazandı. Tam 2 yıl sonra Nisan 2004’te bütün alt yapıyı çalışır duruma getirerek Türkiye’yi futbol bahis oyunu ile tanıştırdılar. Adına da Türkçe’mizi bozarak ve bundan da büyük bir keyif alarak “iddaa” dediler. Peki kimlerden oluşuyordu bu Spor Toto’nun bayisi gibi çalışan İnteltek firması; yüzde 55’i Çukurova Grubuna ait, yüzde 25’i İntralot adlı bir Yunan şirketine, yüzde 20’si de Teknoloji Holding’e aitti. 22 Aralık 2005’te, iddaa oyunun başladığı tarihten tam 20 ay sonra Teknoloji Holding elinde bulundurduğu yüzde 20 hisseyi 80 milyon ABD doları karşılığında İntralot firmasına sattı. O tarihten itibaren İnteltek’in iki ortağı var; Çukurova Grubu ve İntralot firması.
İddaa Türkiye’yi bahis oyunları ile tanıştırırken, tek olmasının avantajlarını da sonuna kadar kullandı bu 3 yıllık süreç içerisinde. 4 maçı bir araya getirip oynama zorunluluğuyla başladılar maceralarına. Artan şikayetler sonunda önde gelen Avrupa Liglerinde, Uefa ve Fifa maçlarında minimum 3 maça bahis yaptırma lütfünü baş ettiler bahisseverlere. Gün gelip de “neden kendi ligimizde 3 maç seçip oynayamıyoruz? ” diye sorulduğunda, cevap veremeyerek, aslında Türkiye’de faaliyette olan bir şirketin daha çok seçeneği ve avantajı Türkiye liglerine vermesi gerekirken, Süper Ligden, Birinci ligden Türkiye’de oynanan futboldan korktuğunu açık açık gösterdi bizlere. Keyfi uygulamalarla, hafta içi programlarında az maç varken herhangi bir ligi programa sokup, diğer bir hafta program biraz dolu olunca o ligi tamamen es geçerek (Bakınız Japon Ligi), güya alınan vergileri bahane ederek favori takımlara açtıkları düşük oranlarla 3 yılda Türkiye’de profesyonel bahisçiler yarattılar ama kendileri bir türlü profesyonel olamadılar.
Devlet kendi eliyle yarattığı bu tekeli, elinde “seçme özgürlüğü” olması gereken vatandaşlarının haklarını hiçe sayarak yurt dışından internet aracılığıyla oynanan bahislere yasak getirdi. Vergisiz ve denetimsiz yurt dışına çıkan milyon dolarları “nasıl ülkemiz için kullanırım”ın yolunu araştırmadan, nasılsa ülkemizde bahis oynatan bir kuruluş var ondan vergimi alıyorum diyip basit yolu seçerek kendi eliyle daha fazla para kazanmayı elinin tersiyle itti. Bahisseverleri iddaa oyununa mahkum etmek, rekabet koşullarını da hiçe saymaktı bir nevi. Elinde bir maça oynayacağı birçok oran olan bir bahisçi kendisi için en iyi oranı bulur ve onu oynar. Bu onun seçme özgürlüğüdür. Bahisçi de bir tüketicidir ve çeşitliliğe sahip olmak onun da hakkıdır. Bugün rekabet Kurumu’nun internet adresine girdiğimizde, bizi şu söz karşılıyor; “Eğer piyasa gücü tek adamda toplanırsa, bu adam bir kral kadar ayrıcalıklı olur ve bu durum bizim devlet biçimimize aykırıdır. Bir politik güç olarak bir krala tahammül edemiyorsak üretimin, ulaşımın ve yaşam için gerekli herhangi bir şeyin ticaretinde de krala tahammül etmemeliyiz. Bir imparatora boyun eğmiyorsak rekabeti engelleyecek ve herhangi bir malın fiyatını belirleyecek bir ticari diktatöre de boyun eğmemeliyiz”… Bundan 118 yıl önce Senatör Sherman’ın bu sözü dünyada ilk rekabet kanunun da ortaya çıkmasına öncülük etmişti. Yıl 2008, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin ilk yasa tasarısı 3 Ocak tarihinde haber ajanslarına düştü. “Müşterek bahis oynatma” yetkisi olan iddaa’nın 2008 Mart ayı itibariyle bu yetkisi son buluyor. Bu tasarıda; yeni bir ihale açılacağından, müşterek bahis oynatmanın sadece futbol sporuyla sınırlandırılmayacağından, internet üzerinden bahis oynatan şirketlerin verdiği oranlarla rekabet edilip bahis oranlarının bu şirketlerin oranlarına eşit veya çok yakın oranlarda olmasının zorunlu kılınmasından bahsediliyor. Fakat bu tasarıda tüm kamuoyunun gözünden kaçan, buna rağmen iddaa’nın çilesini 3 yıldır çeken bahisçilerin gözünden kaçmayan bir nokta es geçildi. İddaa”ya talip olacak kurumlarda, “Operasyonel ve finansal yetenek sahibi olma” koşulu aranacak. “Müşterek ve sabit ihtimalli bahis işlerinde deneyim sahibi olmak” zorundalar. Dünya çapında faaliyet gösteren büyük bahis şirketleri için böyle bir maddeyi yerine getirmek zor değil elbet. Ama acaba herşey kamuoyunun algıladığı gibi midir ne dersiniz? Bahis işlerinde deneyim sahibi olma konusundaki yasa maddesinin açılımını yapmadan, müjde iddaa tekelinden kurtuluyoruz diyebiliyor muyuz?
MADDE 7- (1) b) İsteklinin ihale konusu iş veya benzer müşterek ve sabit ihtimalli bahis işlerinde, son beş yıl içinde, asgarî bir yıl boyunca idarî şartnamede belirlenecek sayıda bayi ağını işletmiş olduğuna ve belirlenecek tutarda yıllık hasılatın risk yönetimini gerçekleştirmiş olduğuna ilişkin iş deneyim belgeleri. (Böyle bir iş deneyim belgesine Türkiye’de sahip olan tek kuruluş İnteltek’tir) Bu belge sahiplerinin kuracakları veya ortak olacakları tüzel kişiliklerin ihaleye girebilmesinde tüzel kişiliğin yarısından fazla hissesine sahip olmaları ve sözleşme süresince bu oranın muhafaza edilmesi zorunludur.
Eğer ki Mart ayında yapılacak yeni ihalede kanunun bu maddesi değiştirilmezse, sözde ihale ile yapılacak olan iddaa’nın pazar payını arttırmaktan başka bir işe yaramaz. Biz farklı oranlar, farklı oyun çeşitleri istiyoruz. İddaa’nın komik oranlarından daha fazlasını hak ediyoruz. Sevgili ekonomi hocamın sözleriyle bitireyim; “Tekeli elinde bulunduran güç, daha büyük bir güç tarafından destekleniyorsa; o ülkede bir şeyler için umut etmek yerine harekete geçmenin zamanıdır”
Fatih Altaylı GazetePort‘taki köşesinde 3 Eylül 2007′de yazmış. Aynen yayınlıyor, yorumumuzu yorumlar kısmına bırakıyoruz:
-AYDIN DOĞAN NEYİN PEŞİNDE?-
Başlıktaki sorunun yanıtı aslında “Herşeyin”
Ama kısa ve orta vadede belirli iki hedefleri var.
O hedeflerden ilki Digitürk’ü ele geçirmekti. Karamehmet Yapı Kredi ve Pamukbank enkazlarının altından çıkamasaydı, bu plan başarıya ulaşacaktı. Ama olmadı.
Şimdi plan Digitürk’ü yıkmak ve yerine DSmart’ı oturtmak.
Bunun için naklen yayın peşindeler. Federasyonu köşeye sıkıştırıp naklen yayınları Digitürk’ün elinden alırlarsa ikinci hedefleri için de ciddi bir adım atmış olacaklar.
İkinci hedef ne mi?
Söyleyelim: İddaa
Bunu ben söylemiyorum, Ankara’daki bürokrasi söylüyor.
Biliyorsunuz, İddaa ihalesi yenilenecek.
Doğan Grubu bütün silahlarıyla bu ihaleye hazırlanıyor.
İddaa ihalesini alacaklar, maçları DSmart’a geçirecekler ve televizyon başındakilere, maçlar sırasında bile İddaa oynatacaklar.
Şaka değil, birkaç milyar dolarlık bir gelirden söz ediyoruz.
Şu an bu yapılamıyor ama Doğan’ın planlandığı bu.
Düşünün bir maç oynanıyor. Takımlardan biri 1-0 önde. Son 15 dakikaya girilmiş bir alt yazı geçecek “1-1’e bire on 1-2’ye bire yirmibeş veriyoruz”
Cep telefonundan oyna.
Buna bir de Doğan Grubu yayınlarından verilecek desteği ekleyin, pazarın potansiyelini hesaplayın.
Ankara’da herkes Doğan’ın göz diktiği İddaa ihalesinin çok kanlı geçeceğini söylüyor.
Anlayacağınız maç naklen yayınlarının Digitürk’ün elinden alınması ilk adım.
Büyük adım ise İddaa.
Sonra sırada Milli Piyango varmış.
Öyle diyorlar…