Forbes Dergisi‘nin 1 Eylül 2008 tarihli sayısında Kıbrıs’ın en büyük kumar işletmecilerinden biri olan Erbil Arkın ile yapılan bir söyleşiye ve Arkın’ın hayat hikayesine yer verildi. ‘Kasa Daima Kazanır’ başlıklı yazıda spot şu şekilde idi: Kıbrıs’ın en büyük casino işletmecilerinden Erbil Arkın, gözünü İngiltere pazarına dikti. Londra’da 50 Milyo Sterilnlik otel yatırımı yapacak olan Arkın, bakalım Ada’daki krallığını buraya taşıyabilecek mi?
Yazıdan bir kesit şu şekilde: ‘…Arkın’ın inkar edilemez ilerlemesinin dayanaklarından biri olan bahis sektörü özellikle İngiltere’de muazzam bir endüstri olşturuyor. 8 bin 800 bahis ofisinin faaliyet gösterdiği ülkede 2006-2007 sezonunda gerçekleşen ciro 36 milyar sterlini aşmış durumda. Sektörün yüzde 80′i beş operatör tarafından kontrol ediliyor. Ladbrokes ve William Hill, 2 bin 200′er ofisle lider şirketler. 2005 rakamlarına göre sektör İngiltere’de 576 bin kişiyi istihdam ediyor.
Arkın, dudak uçuklatan rakamların döndüğü sektördeki çalışmalaırnı sadece Kıbrıs’la sınırlı tutmak istememiş, bir yandan da İngiliz ortağıyla birlikte İngiltere’nin güneyinde bahis ofisleri işletmeye başlamıştı. ‘90′ların sonunda başladığı çalışmaların ürünü olan 32 ofislik zincirini geçtiğimiz yılın sonlarına doğru 17 milyon sterlin karşılığında sattı.
Bahis ofislerini de zaman içerisinde uygulamaların değişmesiyle birlikte şehir merkezlerine taşıyan Arkın, halen adanın en büyük bahis ofisi zincirinin sahibi. Cyprus Sporting Clubs adlı zincirin 16 ofisi var. Arkın, bu sayının zamanla artması için çalışmalar yürüttüklerini söylüyor. Bir yandan da www.turkbetarena.com* adresindeki sitede İnternet üzerinden bahis oynatan Arkın Group, yaklaşık 50 bin yabancı kaynaklı hesap sahibine hizmet veriyor.
Arkın sanal bahis oyunları sisteminin yazılım ihtiyaçlarını grup şirketi Universal Betting solution ile çözmüş. Şirketin online bahis oyunları için geliştirdiği özel yazılımın çeşitli ülkelerce takip edildiğini söylüyor.
Bütün yöneticilerini uzman isimlerden seçmeye önem gösterdiğini söyleyen Arkın’ın en önemli transferi ise grubun CEO’luğuna getirilen David Hope Robertson. Lisanslı bahis ve oyun operasyonları alanında 30 yıllık bir tecrübesi olan Robertson, Londra’da bir casino müdüryken İngiliz Casinolar Birliği Konseyi’ne üye olarak seçilmiş ve oyun kurallarını yazan ekibin içerisinde yer almış.
Bahis ofisleri ve sanal alemde umduğunun ötesinde paralar kazanan Arkın, (ki buna ‘yüksek işletme karı’ demeyi tercih ediyor) önemli yatırımlarından birini 2003′te The Colony Otel ile yaptı…’
Haberde ‘Rekabet Şart’ başlıklı bir kutucukta şu açıklamalara yer verilmiş: ‘Erbil Arkın, iddaa sistemine dair değerlendirmeler yapıyor. Türkiye’deki uygulamaların AB standartlarıyla çeliştiğini söyleyen tecrübeli işadamı ‘Almanya, İtalya, Yunanistan gibi ülkelerin deneyip yürütemediği monopol sistem hayata geçirilmek isteniyor’ diyor. Tek lisansın ülke ve halkına zarar vereceğine inanan Arkın, sektörün rekabetle gelişeceğinin altını çiziyor. Arkın ‘Sistemin halkın aleyhine olduğunu görüyorum. Dünyada benzer iş yapan şirketler yüzde 4 ila 10 arasında, Türkiye’deki sistem 25′ler seviyesinde marj ile işliyor. Ama rekabet içerisinde bu rakamlar yüzde 2′lere düşecek. Devlet yine vergisini toplayacak. Kazanan müşteri olacak.’
*Haberi hazırlayan Yekta Kılıç’ın verdiği site adresi yanlış. Turkbet.com veya Thebetarena.com kastedilmiş olmalı.
Haber Kaynağı: Forbes - Derleme: Bahismedya.com
Haber3 ve Ajanslar kaynaklı haberde, Forbes Zenginler Listesinde Türkiye’nin en zengini ünvanını alan Mehmet Emin Karamehmet ve serveti analiz edilmiş. Haberden önemli bir kesit şu şekilde: 2000 yılında 8 milyar dolarlık serveti ile en zenginler listesinde Türkiye birincisi olan, ancak daha sonra Yapı Kredi Bankası ve Pamukbank’tan kaynaklı borçları yüzünden listede geriye düşen Mehmet Emin Karamehmet bir kez daha Türkiye’nin en zengini olarak gösterildi.
Mehmet Emin Karamehmet, 2000 yılında Forbes’ın “Dünyanın En Zenginler” sıralamasında, 8 milyar dolarlık serveti ile dünya 29’unculuğunu elde etmiş, listede bugüne kadar en üst sıraya çıkan Türk unvanının da sahibi olmuştu. Karamehmet’i listenin zirvesine taşımada halka açtığı Turkcell’in büyük desteği vardı.
O tarihten sonra Yapı Kredi Bankası ve Pamukbank’ı kaybeden, TMSF’ye 2.9 milyar dolar ana para borçlanan Karamehmet, listede zirveden uzaklaştı. 2005’te 2.4 milyar dolar servetle ikinciliğe çıkan Karamehmet, bu yıl ise 4.3 milyar dolarlık serveti ile yine Türkiye’nin en zengini olarak gösterildi.
Karamehmet, Turkcell’de, önce TeliaSonera, ardından da Rus Alfa Grubu ile yaptığı ortaklıklar ve geliştirdiği finansman modelleriyle Turkcell’in yönetim hisselerinin kontrolünü kaybetmeden borçlarını ödeme imkanı yarattı. Yapı Kredi Bankası’nın, Koç Finansal Hizmetler’e satışından sonra da yeniden büyüme fırsatı buldu.
Turkcell’de doğrudan kişisel hissesi bulunmayan Karamehmet dolaylı olarak şirketin en büyük hissedarlarından biri. 4,3 milyar dolarlık servetinin önemli bir kısmı Turkcell’den, 1.5 milyar dolara yakın bir bölümü ise Çukurova Grubu’na bağlı diğer şirketlerden geliyor.
Turkcell’in dün itibarıyla piyasa değeri 25.5 milyar YTL olarak belirlendi. Karamehmet, sahibi olduğu Digiturk’ü de 1.5 milyar dolar piyasa değeri üzerinden halka açma, bir bölüm hissesini de yabancı ortağa satma planları yapıyor.
185 şirketten oluşan grubun nakit akışı kesinlikle sadece Turkcell’den ibaret değil. Bugün 1.5 milyar dolar ciro yapan İddaa ile bahis sektörüne giren Karamehmet gelecek dönemde en önemli gelir kaynaklarından birine sahip olmaya aday. (Karamehmet’in Yunan Intralot firması ile ortak olduğu ve İddaa bahis oyununu oynatan Inteltek firması da 2004’ten bu yana çok hızlı bir büyüme gösteriyor).
Bugün gelirine yansımasa da yakın gelecekte önemli bir gelir kaynağı olmaya aday kalem ise petrol. Karamehmet, Irak’ta Kürtler’in kontrolündeki Taq Taq bölgesinde 150 bin varil petrol kapasiteli 3 kuyusu bulunuyor.
Çukurova Grubu’nun %70, Mehmet Sepil’in ise %30’una sahip olduğu Genel Enerji, 5.5 milyar dolarlık bir petrol sahası üzerinde çalışmalarını son sürat devam ettiriyor. Şirket 2002’de Talabani’nin lideri olduğu Süleymaniye Kürt yönetimi ile Tak Tak Sahası için 25 yıllık üretim paylaşım anlaşması imzalamıştı. 750 milyon varil rezervi bulunan sahadaki petrolün dağıtımının başlaması Karamehmet için yıllık 750 milyon dolarlık bir gelir anlamına gelebilir.
Online bahis ve kumarı Dünya Ticaret Örgütü’nün mevzuatlarına aykırı olmasına rağmen yasaklayan ABD’nin başı başta adalar ülkesi Antigua ve Barbuda olmak üzere birçok ülke ile derde girmişti. Antigua’ya senelik 21 milyon dolar değerinde tazminata mahkum olan ABD, aynı bahis yasağı nedeniyle itirazda bulunan AB’ye ise çeşitli konularda imtiyaz hakkı tanımak zorunda kalmıştı. Bu konuda yaşanan gelişmelere daha önce detaylı olarak yer vermiştik.
Türk medyasında ilk kez ‘iddaa yasası’ ile ABD ile benzer bir şekilde online bahis ve kumara yasak getiren Türkiye’ye de benzer tazminat davaları açılabileceği dillendirildi. Sabah Gazetesi’nden tanıdığımız Emrah Kayalıoğlu, Forbes Türkiye’nin Şubat 2008 sayısında konuyu köşesine taşıdı. Yazıdan bir kesit şu şekilde:
ABD (senelik 21 Milyon Dolar değerinde tazminat kapsamında) telif haklarından vazgeçerek Antigua’nın ekonomik kaybını telafi eder veya etmez. Bu, işin bize uzak tarafı. Bizi ilgilendiren kısım ise benzer yasakların ülkemizde de uygulanıyor oluşu.
Karar metnindeki ayrıntılar içerisinde bir tanesinin altı çizilmeli: WTO, Antigua’da kurulu şirketler aracılığıyla ABD’den oynanan bahis ve kumarı Antigua’nın ABD’ye ihracatı olarak değerlendirdi. ABD’deki hizmet alıcının, ödemeyi yaptığı banka hesabının Antigua’da olup olmamasanın bu hükmü değiştirmeyeceğinin altı çizildi. İşte bu nokta çok önemli. WTO, hizmet sağlayıcı İnternet sitesinin nerede kurulu olduğunu dikkate alıyor; ödeme yapılan hesabın ait olduğu bankanın yerini değil.
Sonuçta WTO, uluslararası internet bahsine (ve kumara) uygulanan yasağı onaylamadı. Bunu yaparken hükmedilen tazminat talebin çok altında kalsa da ABD gibi bir ülkenin aleyhine karar verdi. Minik Karayip ülkesi Antigua’nın yıllık 3.4 milyar dolarlık talebine bu ülkeden kurulu siteler aracılığıyla ABD’den oynanan bahis ve kumar miktarının tahmini bir bedeli göz önünde alınarak ulaşıldı. Sonuçta talebin çok altında bir tazminat (senelik 21 milyon dolar) hem de dolaylı olarak telif hakları vasıtasıyla elde edildi.
Buradan ‘İleride Türkiye böyle bir davayla karşılaşırsa tazminat rakamı daha da düşük olacaktır’ hükmüne ulaşabiliriz. Ama böyle bir dava açılırsa sonucunun ne olacağını kestirmek de zor değil. Üstelik ABD’nin davanın güçlü müdahilleri olan AB ülkelerini ikna etmek amacıyla verdiği ekonomik tavizlerin (posta-kurye, araştırma-geliştirme ve depolama konusunda verilen haklar) boyutlarını da düşünmek gerekir. Ayrıca Türkiye aleyhine açılabilecek böyle bir davada Türkiye’nin, ABD’nin yaptığı gibi AB ülkelerini davadan vazgeçmeye nasıl ikna edeceği de (hatta ikna edip edemeyeceği) ayrı bir tartışma konusu!