İDDAA VE SOSYAL SORUMLULUK

Ülkemizde vatandaşlarımızın bahis oynama isteklerini giderebilmeleri için varlığından şikayetçi olmadıkları ama nasıl olduğundan oldukça şikayetçi oldukları bir oyun var ve bu oyunun adı İddaa. İddaa oyunu kimilerinin iç dünyalarında yaratmış oldukları birtakım felsefelerden ötürü kumar oyunu olarak görülmeyebiliyor. Fakat işin bir de bilimsel kısmı var. İddaa ortaya para konarak oynanan bir talih oyunu olduğundan “kumar oyunları” başlığı altına giriyor ve bu nedenle keyifli bir eğlence aracı olmasının yanı sıra bağımlılık yaratma riski taşıyor. 2007 Mart ayı itibarıyla en büyük gerekçe olarak “sosyal sorumluluk” gösterilerek özellikle Kıbrıs üzerinden hizmet vermekte olan veya Avrupa Birliği sınırları içerisinde oldukça saygın konumlara sahip olan bahis şirketlerinin Türkiye’ye hizmet vermesi yasaklandı. Vatandaşlarımıza sadece devlet kontrolünde oynatılmakta olan İddaa oyunu ile bahis oynayabilecekleri 5583 numaralı kanun ile onlara söylenmiş oldu. Fakat devletin bu sosyal sorumluluk hadisesinde ne kadar samimi olduğu üzerinde ciddi kuşkular oluşmuş durumda. Sektörün uzun vadeli devamlılığı için tüketicinin kumar bağımlılığından nasıl korunabileceğine dair henüz hiçbir önlem alınmıyor. Son dönemdeki bütün ısrarlarımıza rağmen bunun tam aksine olan uygulamaları gözlemlemek ise bizi giderek daha fazla endişelendiriyor. İddaa, Türkiye’de yasaklı olarak ilan edilmiş olan bütün şirketlerde yer alan hiçbir “sorumlu oyun” aracını kullanmamakta ve yine bu şirketlerin hiçbir ülkede yapmalarına izin verilmeyeceği (zaten bu şirketlerin de yapmaya asla tenezzül etmeyecekleri) reklam kampanyalarını yapmaya devam etmektedir.

Hergün dolaşmakta olduğunuz internet sitelerinde “İddaa oyuncuları 1 günde 21 Milyon YTL kazandı. Var mısın İddaa’ya” şeklinde olan reklamlar (banner) gözümüze çarpıyor son dönemde. Demek ki yapılan yanlışlarda ısrar etmek istiyorlar. Banner’da kullandığınız bu slogan, İddaa’nın keyifli vakit geçirmeye yarayabilecek bir kumar oyunu olmasından çok onun bir kazanç kapısı olabileceği imasını taşımakta. İddaa yetkilileri bu yanlışın aleniliğinin farkında değiller mi? Bu tip imaların birgün onların sonunu da getirebilecek hatalar olduğunu bilmiyorlar mı? Gelişmekte olan bir ülkede gelişmekte olan bir oyun oynatıyor olabilirsiniz. Ve fakat bu, sizin işinizi biraz daha duyarlı yapmanız önünde herhangi bir engel değildir.

Her reklam kampanyasında “18 yaşından küçüklerin oynaması yasaktır. Lütfen sorumlu bir şekilde oynayınız” benzerinde olan ifadelerin reklamla beraber verilmesi gerekirken ve biz tam da bu tip konulardan bahsetmeye başlamışken “İddaa oyna, milyonlar kazan” anlayışı yine ne yazık ki hortlamış durumda.

Bütün bunlar hep söylediğimiz gibi bu işlerin hukuki tarafındaki başıboşluktan ve ülkemizde kumarın tanımının yanlış bir şekilde algılanıyor olmasından kaynaklanmaktadır. Bu başıboşluk ve yanlışlık aşağıdaki sorunların tümünün nedenidir;

-İnternet üzerinden özgürce bahis oynamak isteyen tüketicinin önüne engeller çıkartılması ve bunun yasal düzenlemelerle engellenmeye çalışılması.
-İddaa’nın kumar oyunu olma yönü “Süper lig klüplerine ve X, Y, Z kurumlarına katkı” gibi sebeplerle gölgelenerek farklı ve bağımlılık riski taşımayan masum bir oyunmuş gibi gösterilmesi.
-Medyadaki büyük kalemlerin bu konuda ağız birliği etmişcesine İddaa’nın günah çıkartma seremonisine katılmaları ve sektörel bilinçten yoksun olarak bu konu hakkındaki doğru ve yanlışları kendilerine göre kitlelere empoze etmeye çalışmaları.
-Hiçbir “sorumlu oyun” modelinin kurulmaması ve uygulanmaması.

Örnekler çoğaltılabilir. Halbuki devlet nezdinde kumarın tanımını samimi bir şekilde yeniden yaparak bu konuyu meşru hale getirsek (şimdi yaptığımız meşruyet çalışmaları yerine)  hem kayıt dışı pazarın önüne geçebilir (asla engellemek değil kayıt dışıyı kayıtlı hale getirmekten bahsediyorum) hem de pazarın içindeki tüm tüketicileri de beraberinde birçok riskten korumuş oluruz. Kumar kötüdür, İddaa iyidir anlayışını yok edip yerine kumar bağımlılığı kötüdür ve kumar oynamak bireysel özgürlüklerle ilgili bir tercihtir anlayışını oturtmamız gerekiyor. Buradan yola çıkarak yapılacak yeni düzenlemelerle Türkiye’ye vergi vererek hizmet vermek isteyen (sanki bu şirketlere soruldu da onlar biz vergi vermeyiz dedikleri için yasaklandılar..) diğer şirketlerin de önü açılacak ve buralardan bahis oynayan insanların da para akışları kontrol altına alınacaktır. Çünkü diğerlerini yasaklamak için bahane kalmıyor ortada siz kumarı doğru bir şekilde anladığınızda ve tanımladığınızda. Fakat bu bilinç düzeyine gelebilmek için öncelikle devletin demokrasiyle işleyen ve hukuk sisteminin doğru olarak çalıştığı bir kurum haline gelmesi gerekiyor. Çünkü ancak böyle bir sistemde siz, sizi yönetenlere “tek başınıza” haksızlığa uğradığınızı kabul ettirebilir ve kanıtlayabilirsiniz. Şu anda maruz kaldığımız haksızlıkları  hukuki mercilere anlatacak olsak büyük ihtimalle hakimler bize ilk duruşmamızda “Evladım sen neden kumar oynamak için böyle şeylerle uğraşıyorsun” diyerek bizi kapı dışarı ederler. Çünkü kimse konunun özünü bilmiyor ve bilmeye doğru giden bir hava da yok hiçbir yerde. Bu nedenle Türkiye’nin anayasal sisteminde köklü değişiklikler olmadan (Yeni bir anayasa yapılmadan) özellikle internet bahisçisi de hakları için yıllar yılı bekleyeceğe benziyor. Şu anki anayasal sistem sadece kaymağı yemekte olan tabaka bir değişim istediğinde (veya hak teslim etmek istediğinde) bu değişimin gerçekleşmesine olanak veriyor. Bu nedenle 12 Eylül anayasasının yerine bireysel tercihlerin ön plana alındığı ve bunlara toplumun hiçbir kesimini ayırt etmeden “saygı duyan” yeni bir anayasaya mecbur olduğumuzu düşünüyorum sevgili okurlar. Çünkü bu tip bir anayasada devlet eğer kendi modelini kuramayıp bir vergi sistemi oluşturamaz ise o zaman vatandaşına “Sen buradan oynayacaksın. Öteki şirketlerin banka hesaplarını ve senin de kredi kartını bu işlemlere kapatıyorum” diyemez. Eğer memnun olmadığı bir durum var ise kendisini insanların tercihlerine göre uyarlar ve sektörleri buna göre düzenler. “Kapattım, al sende bunla idare et. Zaten kumar da kötü birşey. Ben neyin kötü neyin iyi olduğunu senden daha iyi biliyorum” anlayışı yok olur. Mecburiyet nedeni budur.

Yazıyı bitirirken şunları tekrar vurgulamak istiyorum. Kumar, bireyler için bağımlılık riski taşımakta olan bir olgudur. Kumar bağımlılığı riski ise bir oyunda talihe dayalılık ve kazanç kapısı olarak algılanma olgularının bir arada bulunuyor olmalarının doğal sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. İddaa’da talihe dayalılık yoktur denemeyeceği ve kimileri tarafından bu oyun kazanç kapısı olarak da algılanabileceği için İddaa oyunu kumar bağımlılığı riski taşımaktadır. İşte bu nedenle devlet, oynatmakta olduğu bir kumar oyunu için kumar bağımlılığına dair önlemleri almak/aldırmak zorundadır. Bu oyunun reklam kampanyalarında kullanılmakta olan “İddaa oyna, milyonlar kazan” veya bu gibi anlamlara gelebilecek “İddaa’cılar yine köşeyi döndü” iması taşıyabilecek reklamlara yasal düzenlemeler aracılığıyla son verilmelidir. Aynı yasal düzenlemelerde tüm gelişmiş ülkelerde olduğu gibi örneğin “İddaa tahminlerinde daha başarılı olan kimselerin” hayattaki başarıyla paralel bir anlam çıkartılmasına mahal verilebilecek reklam kampanyalarına da müsade edilmemelidir (Örneğin İngiltere’de pokerde iyi blöf yapıp daha fazla el kazanmayı tüm hayata dair olumlu bir kişisel özellik olarak gösteremezsiniz.O reklam yayın izni alamaz.). Bütün bu yasal düzenlemelerin çerçevesi içinde kumarın tanımı yeniden yapılmalı ve devlet oynatmakta olduğu oyunların aslında ne olduğu realitesiyle yüzleşmelidir. Bunun sonucunda da insanları kumardan değil kumar bağımlılığından koruma şeklinde yeni bir misyon oluşmuş olacaktır. İçinde bulunduğumuz mevcut durumun (Özel şirketlerin yasaklanması ve İddaa’nın meşrulaştırılması) sosyal sorumlulukla hiçbir ilgisi bulunmamakta ve İddaa özellikle Süper Lig klüplerine yapmakta olduğu katkılar nedeniyle “meşru” gösterilmeye çalışılmaktadır. Yasaklı sitelerden bir yolunu bulup oyun oynayan vatandaşlarımız ise kendi devletlerinin onlara yasak etmiş olduğu sitelerde diğer devletlerin almış olduğu sorumlu oyun önlemleri sayesinde daha “sosyal sorumlu” oyun ortamlarında kumar oynamaya devam etmektedir.

Sizleri, yönetmekte olduğunuz ülkede yaşayanlara veya hizmetini vermekte olduğunuz oyunun müşterilerine karşı daha saygılı olmaya davet ediyorum. Bu saygıyı en başta bireysel tercihlere karşı göstermek zorundasınız. Sonrasında bu bireyleri her gelişmiş ülke devletinin yapmakta olduğu gibi sektörün içindeki çeşitli risklerden korumakla yükümlüsünüz. Buna eninde sonunda mecbur olacaksınız ve o dönem geldiğinde sizden düzgün çalışan bir hukuk sistemi içerisinde geçmiş için ilk hesap soran kişi ben olacağım. Şimdilik iyi çalışmalar…

Berkay Tanyolaç - 26.10.08

Not: Bu yazı Bahismedya.com’a özel olarak yazılmıştır. Herhangi bir basın - yayın organından alıntı değildir. Kaynak göstermeden haberlerimizi ve köşe yazılarımızı yayınlayan basın - yayın organlarına karşı her türlü yasal haklarımız saklıdır.

18 Yorum : 10.26.08

KUMAR OYUNLARI VE TÜRLERİ

Bir önceki yazımızda girişini yapmış olduğumuz “kumar nedir?” konusunu bu yazımızda daha detaylı bir şekilde incelemeye devam edeceğiz. Aslında bu konuları bir kenara bırakıp daimi ve çok sık bir biçimde ülkemizdeki kumar sektörünün içinde yer alan çarpıklıkları yazmayı ben de çok istiyorum. Fakat bu temel konular üzerinde hepimizin detaylı bir şekilde düşünmesi gerekiyor. Yeri geldiğinde bu yazılar içinde de mutlaka mevcut durum üzerine söyleyecek sözlerimiz olacaktır. Ama gelin herşeyin öncesinde temelimizi atmaya devam edelim. Bu yazımızda kumar türlerini inceleyeceğiz ve kumarın alt dalları üzerinde çeşitli yorumlar yapacağız sevgili Bahismedya’cılar…

Kumar türleri kaça ayrılır?

Dünyada genel olarak bu konu üzerindeki tartışmalar şu noktada birleşmiştir. Kumar türleri ikiye ayrılır.

1-Şansa dayalı oyunlar
2-Yeteneğe dayalı oyunlar

1-Şansa dayalı oyunlar:

Şansa dayalı oyunlar hiçbir zaman için katılımcının insiyatifine bağlı olarak değişiklik gösterebilecek oyunlar değildir. Başka bir deyişle katılımcı/oyuncu/tüketici şansa dayalı bir oyun üzerinde kendini geliştirip bunun sonrasında daha başarılı olma şansına sahip değildir. Ne yaparsa yapsın oynadığı oyunun sonucu ondan bağımsız olarak gelişen olaylar ile belirlenecektir. Bu oyunlara örnek olarak neredeyse casino oyunlarının tümünü verebiliriz. Slot makineleri, rulet, video poker vb oyunların tümü kumarın şansa dayalı oyunlar dalına aittir.

Blackjack oyun türüne değinmek isterim. Günümüzde artık bu oyun birçok desteyle ve oyuncuların takip edemeyeceği karmaşık düzeneklerle oynanmakta olsa da geçmişte bu oyun türü üzerine birçok farklı stratejiler üretilmiş ve kitaplar yazılmıştır. Bu stratejilerin tümü de oyundaki kartları sayma üzerine kurulmuştur. Geçtiğimiz sezon sinemalarda da Kevin Spacey’nin oynamış olduğu 21 isimli hoş bir film de bu konu hakkındaki çarpıcı örneklerden biri olmuştur. Oyun, yapısı itibarıyla bugün de diğer casino oyunlarından belirgin bir çizgi ile ayrılmaktadır.

Şansa dayalı kumar oyunları için hayatımızın içinden verebileceğimiz diğer örnekler: Milli piyango biletleri, kazı kazan kartları, tombala oyunları, sayısal loto çekilişleri, şans topu, 10 numara vb…

2-Yeteneğe dayalı oyunlar:

Konumuzun aslında en tartışmalı ve en keyifli yeri burası. Önce tanımımızı yapalım ve tartışmaya başlayalım sonrasında.

Yeteneğe dayalı oyunlar sizin de tahmin edebileceğiniz üzere katılımcının söz konusu oyunun sonucu üzerinde söz sahibi olabilme şansının bulunduğu oyunlardır. Burası kritik. Söz sahibi olabilme şansının bulunduğu ifadesinin altını çizmek istiyorum. Çünkü, bu oyunlarda sonuç, katılımcının kontrolünde olmayan parametrelere bağlı olarak da ortaya çıkabilmektedir. Başka bir açıdan bakacak olursak, bu oyunlarda katılımcı kendini geliştirme suretiyle, bu oyunlardaki başarısını artırma şansına sahiptir. Bir oyunla ilgili çeşitli kitaplar okunabilir, oyun oynandıkça tecrübe sahibi olunabilir veya bu oyuna kişinin karakteristik özelliklerinden kaynaklanan yatkınlıklar söz konusu olabilir. İşte bu oyunlar şansa dayalı oyunlardan net bir şekilde ayrılırlar. Bu oyunlar da elbette kumar oyunlarıdır. Fakat bu oyunların katılımcıları, başka türlü bir kumarbazlık sergilemektedirler. Bakınız, yeri gelmişken altını çiziyorum. Rahatsız oluyor olabilirsiniz sürekli kumarbaz kelimesini kullanıyor olmamdan. Veya ikide bir kumar, kumar, ille de kumar yazmamdan. Fakat barışmamız gerekiyor bu terimlerle. Bu oyunların katılımcılarına ben kumarbaz diyorum. Ve hepimiz alıştırılmış olan genel kanının aksine bu adamların hepsi yuva yıkan ocak söndüren adamlar değiller. Bunların aşılması gerekiyor. Bu adamların bu alışkanlıkları belki de sigara içen siz milyonların o pis alışkanlığından çok daha temiz alışkanlıklar. Veya siz içki içen dostlarım, belki de bu adamcağızlardan çok daha sersefil durumdasınız. O yüzden inatla kendim başta olmak üzere kumar oyunu seven herkese, bütün yazılarımda “kumarbaz” diyeceğim. Hiç öyle alınmaca gücenmece yok…

Yeri gelmişken İddaa yöneticilerimize de bir çift lafım olacaktır bu konuyla ilgili.

Çok sevgili İddaa yöneticilerim benim. Korkmayın. Kumar oynatıyorsunuz aslanlar gibi işte. Çıkın söyleyin bunu. Söyleyin hatta, o çok sevdiğimiz, bizi Avrupa’da yıllardır aslanlar gibi temsil eden ve annelerinin süperrrr liginde daha da bir aslan kesilen o süperrrr klüplerimiz, bizim verdiğimiz “kumar” parası sayesinde güçlerine güç katıyorlar diyin. Barıştırın milleti şu terimle artık.. Günahlarınız yok mu, tüketicilerinizin sizi sevmediği konular yok mu? Var.. Ama ne yaptığınız konusunda en başta kendinize yalan söylemeyin lütfen. Bu çok önemli. Bu önemi kavrayamazsanız, olası zarar vericiliğiniz ve alacağınız tepkiler konusundaki aciziyetiniz de bir o kadar sert ve acımasız olacaktır. Bunu yapmayın. Konuya dönüyorum…

Yeteneğe dayalı oyunların tanımını yaptıktan sonra neler yetenek oyunudur bunun üzerinde konuşalım. Yaptığım tanım doğrultusunda aklıma gelen en çarpıcı örnekleri yazıyorum.

Poker (En başta Texas Hold’em), Spor bahisleri, Bahis borsası (Al-Sat bahisler), Finans bahisleri, At yarışları, İddaa vb…(kusura bakmasın kimse ama İddaa’ya Spor bahisleri demek, İddaa’ya kumar değildir demekten daha büyük bir cehalettir. Bu nedenle bu oyunu farklı bir kumar oyunu olarak görüyor ve onu sadece kendi ismiyle anıyoruz incelemelerimizde.)

Dip not olarak belirtmekte fayda var. Dünyada Danimarka dışında hiçbir ülke Poker’in bir yetenek oyunu olduğunu mahkemeler nezdinde kabul etmiş değil. Yeteneğe dayalılık anlamında kumarbaza (inanın bu lafı seviyorum) en fazla göz kırpan oyun Texas Hold’em poker oyunudur. Yukarıda yazan tüm oyunları detaylı bilenler, Texas Hold’em in barındırdığı değişkenlerin kişiye ne kadar daha fazla bağlı değişkenler olduğunu da çok iyi bilirler.

Diğer taraftan Spor bahislerini tamamen şansa dayalı oyunlar başlığı altında görmek isteyenlerin sayısı da az değildir.  Fakat ben kişisel olarak spor bahislerini bu başlık altında inceliyorum. Çünkü bu yazı içinde size verdiğim tanım bunu gerektiriyor. Spor bahisleri oyunlarının sonuçlarının tahmini, kişiden tamamen bağımsız olan verilere bağlı olarak gerçekleşmez. Bu nedenle bu oyun yeteneğe dayalı bir oyundur. Bu oyuna yeteneksiz olan bir kumarbazın uzun vadede zarar etme ihtimali, yetenekli bir spor bahisi kumarbazına göre çok daha fazladır. Bu konu tartışılır durur. Mahkemeler veya hükümetler ne zaman bu ayrımları yapmak ister ve sonuçlarında ne olur bilinmez. Üzerine ne çok kelam edilirse, herkesin o kadar daha hayrına olacağı da ayrı bir gerçektir.

Bu yazıları okurken her zaman hatırımızda tutmamız gereken bir konu var ve yazımızın sonunda onu da hatırlatmak istiyorum. İlk yazımızda bahsettiğimiz gibi kumar oyunlarının, çeşitli olayların gerçekleşme ihtimallerinin ticareti üzerine kurulu olduğunu lütfen unutmayalım. Çünkü ilerde tüccarların acımasızlığını incelerken (bilenler için: kar marjı konusu) bunu tekrar gündeme getireceğiz.

Peki bu yazıda kumarı neden iki farklı oyun türüne ayırdık onu da söyleyelim. Avrupa’da kumarın yıkıcı etkilerinin önlenmesi (Bu konuda da çok önemli bir anketimiz mevcut Bahismedya’da. Lütfen oyunuzu veriniz) konusunda ciddi araştırmalar yapılmaktadır. Ve kumarın yıkıcı olan etkilerinin Şansa dayalı oyun türlerinde (Elbette özellikle Casino oyunları) çok daha güçlü olduğu birçok araştırmada, istatistik verileri eşliğinde rakamlarla gösterilmiştir. Avrupa’da kumar sektörleri düzenlenirken alınmakta olan önlemler bu eksende planlanır ve hayata geçirilir. Tüm koruma programlarının hazırlayıcıları bunun ayrımındadır. Yeteneğe dayalı oyunlar da bu konuda elbette masum değildir. Onlar için de hali hazırda birçok koruma programları mevcuttur. Fakat risk grupları ve bu grupların içerdikleri risk faktörleri bu bilinç düzeyi ışığında tanımlanmaktadır. Bu bilinç düzeyi, bizim de anlamamız gereken bir bilinç düzeyidir. Bu paragrafta vurgulamak istediğim nokta şansa dayalı oyunların daha riskli olduğunu söylemek değil ancak konunun detaylarının kavranması ve bir bilinçlenme hadisesiyle ilgilidir.

Bir sonraki yazımızda kumar ve yıkıcı etkileri üzerine konuşacağız ve bu hadisenin toplum için bir felaket haline gelmemesi adına dünyada nelerin yapılmakta olduğunu ve nelerin yapılabileceğini değerlendireceğiz. Elbette ülkemizde sorumlu kuruluşların bana göre devam etmekte olan mevcut aciziyeti de siz okurlarımıza sunulacaktır. Kabalık etmek istemem ama daha oynatılan oyunun kumar oyunu olduğunu bile bunca senedir bir sorumlu kişi bile “söyleyememişken”, toplumu koruma adına alınabilecek önlemlerin doğruluğundan kim hangi yüz ve cesaretle bahsedebilecektir? Bunun adı insanlara yalan söylemek değil midir?

Bayramınızı en içten dileklerimle kutlar ve hepinize saygılarımı sunarım..

Berkay Tanyolaç-03.10.08

Not: Bu yazı Bahismedya.com’a özel olarak yazılmıştır. Herhangi bir basın - yayın organından alıntı değildir. Kaynak göstermeden haberlerimizi ve köşe yazılarımızı yayınlayan basın - yayın organlarına karşı her türlü yasal haklarımız saklıdır.

3 Yorum : 10.3.08

KUMAR NEDİR?

2008 yılında Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre izin dahilinde olmadan oynatılması “suç”, oynaması ise “kabahat” kapsamında olan kumarın tanımının ne olduğunun veya ne olması gerektiğinin üzerinde detaylı olarak düşünülmesi gerekiyor. Kumar, hem sosyal hem matematiksel hem de en önemlisi ahlaki anlamda ele alınarak yeniden incelenmeli ve yeniden tanımlanmalıdır. Ya da mevcut tanım üzerinde daha iyi düşünülerek bu tanım daha iyi anlanmalı ve bu kavrama bağlı olan sektörlerin mevcut düzenlemeleri buna göre yeniden yapılmalıdır. Hem devletimizin hem de tüketicilerin bu konu üzerindeki temel sorunlarının ancak bu eksen üzerinden çözülebileceğini düşünüyorum.

Türk Dil Kurumu’nun kumar için yaptığı tanımlama şu şekilde;

“Ortaya para koyarak oynanan talih oyunu.”

Bu tanım Türk Dil Kurumu tarafından yapılmış olduğu için devletin kumarı nasıl tanımlamakta olduğunu açık bir şekilde görüyoruz. Ancak konuyu anlamak ve tanım üzerinde bir irdeleme süreci başlatmak adına bu tanımla yetinmiyoruz. Kumara “ortaya para koyarak” oynanan “talih oyunu” deniyor. Burada “talih” haricindeki tüm kelimelerin göreceli olmayan anlamları var. Hiçbirinin üzerinde felsefe yapmaya gerek yok. Fakat “talih” hassas bir konu. Çünkü talihin anlamına baktığınızda “şans” kelimesiyle karşılaşıyorsunuz.

Devletimiz tarafından “talih oyunu” ne şekilde tanımlanmış bir de buna bakalım;

“Önceden ödeme yapılarak daha sonra şansa dayalı olarak para kazanılan piyango, loto, spor toto, at yarışı gibi oyunlar, şans oyunu.”

Tanımın tamamen ayırdına varabilmemiz için irdelememizi devam ettirmemiz gerekiyor. Çünkü her yeni tanımın içinde irdelenmeye açık yeni kelimelere rastlıyoruz. Yukarıdaki tanımda şans kelimesi karşımıza çıkıyor.

Şans nedir?

Yine devlet büyüklerimize sorduğumuzda onlardan şu yanıtları alıyoruz;

- Mantıkla açıklanamayan birtakım rastlantısal olayların nedeni olan güç, baht, talih, felek.
- Bir olayın olabilirliği.
- Bir kimsenin bilgi ve emeğinden çok rastlantı sonucu elde ettiği elverişli durum.

Burada irdelememize devam edebilmemiz için ikinci tanımı kullanmamız gerekiyor. Diğer tanımları da elbette ilerleyen zamanlarda kullanacağız ancak ikinci tanım konuya bilimsel açıdan yaklaşmamıza fırsat veriyor. Bu nedenle ikinci tanımın üzerinde birtakım basit matematiksel ögeleri de kullanarak durmak istiyorum;

Bir olayın olabilirliği yani “Olasılık”

Olasılıkla şans arasındaki ilişki nedir? Sanırım bu iki kavram arasındaki ilişkiyi kurabilirsek kumar tanımının içinde yer alan “şans” ve “talih” kavramlarıyla daha samimi hale geleceğiz. Bunun için basit bir örnek üzerinden gidelim.

Eğer elinize bir madeni para alır ve bu parayı havaya atacak olursanız para yere düştüğünde paranın hangi yüzüyle karşılaşacağınızı önceden kesin olarak bilemezsiniz. Bunu sadece “tahmin” edebilirsiniz. Eğer “şanslıysanız” tahmininiz doğru çıkacaktır. Peki şanslılığınızın veya şanssızlığınızın matematiksel bir değeri var mıdır? Varsa bu örnek için bu değer nedir?

Yazı ya da Tura şeklinde olan iki ihtimal vardır. Paranın havaya atılışını bir “olay” olarak tanımladığınızda iki ihtimale sahip olan bir olaydan bahsediyor olursunuz. Yazı-Tura oyununda bulunan ihtimallerin gerçekleşme olasılıkları ayrı ayrı %50 olarak kabul edilir. İki ihtimali topladığınızda bu ihtimaller size “olayın” bütününü göstermelidir. Yazının gelme ihtimaliyle tura nın gelme ihtimali toplanır ve %100 oranına ulaşılır. İşte burada bir para atışından önce siz yazı gelecek diyorsanız %50 olasılıkla doğru bir tahminde bulunmuş olursunuz. Atışın sonucunu doğru bilme “şansınız” %50’dir. Bir başka deyişle  100 atış yapılır ve siz her atışta yazı gelecek derseniz bu 100 atışın 50’sini doğru bileceğiniz “kabul edilir”. Her 100 atışın 50’sini doğru bilemezsiniz elbette. Ama bu 100 atışlardan sonsuz tane yaparsanız atışların sayısı sonsuza yaklaştıkça gelen yazı’ların sayısının ortalaması da 50’ye yaklaşacaktır. İşte Türk Dil Kurumu’nun tanımını yapmakta olduğu şans, şans oyunlarında bu şekilde yer almaktadır. Diğer tanımlarda bahsedilen baht, felek gibi soyut kavramlardan uzaktır ve matematiksel bir değere sahiptir.

Peki böyle bir teori varken birileri nasıl bu tip oyunları arkadaşlar arasında oynanabilecek normal oyunlar olmaktan çıkarır ve işin içine tanımımızda yer alan “para” kavramını katarak “kumar” hadisesinin doğmasına sebep olur? Bu oyunlar sadece talih oyunu olarak da kalabilirler pekala. Peki bir şahıs nasıl olurda yazı tura atışı yaptırmaktan kendine kazanç yaratacak bir iş modeli yaratır ve bunu uygulamaya başlar? Bu basit ve zevkli oyunlar nasıl olur da bir sektör halini alır ve dünya çapında akla hayale sığmayacak pazar hacimlerine ulaşırlar?

İşin sektör boyutuna nasıl ulaştığını anlamak için öncelikle basit ticari denklemleri akla getirmek gerekir. Ticaret yapmak için siz belirli bir fiyata bir mal alırsınız. Bu fiyatın sizin maliyetinizin tümünü oluşturduğunu kabul edelim. Sonrasında para kazanmak adına bu malı almış olduğunuz fiyattan daha pahalı bir fiyata satmanız gerekir. Bu da olursa siz söz konusu maldan para kazanmış olursunuz. Bu malı 100 liraya almış ve 110 liraya satmışsınızdır. Konuyu olabildiğince basit anlatmaya çalıştığımdan arz-talep konularına veya malın nasıl olurda daha pahalıya satılabilmiş olduğuna girmiyorum. 10 liralık net kazancımız olduğunu kabul edelim ve bu örnek bir kenarda dursun.

Peki bir yazı-tura atışı nasıl pazarlanır? Pazarlayan tarafın bundan kazancı ne olacaktır? Az önce belirttiğimiz gibi yazı ve tura yüzeylerinin gelmesinin gerçekleşme olasılığı(şansı) %50 kadardı. İşte bu %50 ihtimal değeri, bu ihtimalin gerçekleşmesine yönelik bahis oynatacak olan kimsenin “alış fiyatı” olarak düşünülmelidir. Çünkü kumar sektörünün kullanmakta olduğu fiyatlar ihtimallerdir. Bir başka deyişle fiyatlandırılmakta olan ürünler bu bahsedilen ihtimallerdir. İşte bu ihtimallerin ticareti yapılmaktadır. Bir yazı-tura bahisi oynatıcısı, yazı-tura bahislerini %50 ihtimal fiyatından satın almaktadır. Ve biz tüketicilere uzun vadede işletmesini kar ettirebilmek amacıyla bu ihtimallerin üzerine, hedeflenen net kazancının ihtimalleştirilmiş halini ekleyerek satış yapmaktadır. Yani bize yazının ve turanın gelme ihtimalleri %50’den daha yüksek ihtimallerle sunulur. Örneğin bahis oynatıcısı her iki ihtimali de %55 olarak satmayı hedefleyebilir. Bu durum için her iki ihtimali topladığınızda ise %110’luk bir orana ulaşırsınız. İşte %100’ün üzerindeki bu %10’luk fark bahis oynatıcısının yazı tura bahis pazarından uzun vadede kazanmayı hedeflediği net kazanç yüzdesidir. Tıpkı bir T shirt’ü 100 liraya mal eden ve bunu mağazasında 110 liraya satan tekstilci gibi…

Şimdi gelin yazı turadaki ihtimalleri rakamlara çevirelim ve konuyu biraz daha netleştirmiş olalım. %50 ihtimalli bir durumun geri ödeme oranı 100/50 işleminden sonra 2.00 olarak bulunur. Yani “adil” bir yazı tura oyununda hem oynayanın hem de oynatanın şanslarının eşit olabilmesi için her iki ihtimal için de oranı 1’e 2.00 olarak belirlenmelidir. Böyle bir fiyatlandırmada bu oyunda uzun vadede ne bu kumarı oynatan, ne de oynayan kendi tarafına herhangi bir çıkar ya da zarar sağlayamaz. Böyle bir durumda bu oyun bir ticaret şekline dönüştürülememektedir. Belirttiğimiz gibi ihtimaller tüccar için karlı hale getirilmek zorundadır. Bunda da anormal veya etik olmayan hiçbir taraf yoktur. Bir Tshirt’ü 100 liraya mal ettiğini bildiğiniz bir işletmeye bu malı daha pahalıya sattığı için tepki göstermeniz ne kadar abes ise oranları gerçek değerlerinden daha düşük değerlerle sunan işletmelere de tepki göstermek aynı oranda abes olacaktır. Eğer ticaret söz konu ise ortadaki malların alış ve satış fiyatları arasında “makul” farkların bulunması zorunludur. Bir tekstil işletmesi sattığı mallar ile müşterilerini ne kadar kandırmakta ise “makul” kar marjlarıyla yürütülmekte olan kumar işletmeleri de müşterilerini o kadar kandırmaktadır.

Peki kumar tüccarı, ihtimalleri gerçekteki değerlerinden daha yüksek göstererek ne yapmıştır? İhtimal %50’den %55’e çekildiğinde 2.00 oranı 1.82’lik değere inmiş olur. 1.82 oranı 2.00 oranına göre tüketici için daha pahalı bir orandır. Yani kumarı oynatan kimse daha ucuz olan 2.00 oranı ile mal ettiği bir ürünü kendisi için daha kazançlı ve tüketici için de daha pahalı olan 1.82 oranına satarak bir iş modeli oluşturmuştur. Kumarın sektör haline gelmesi bu temel prensip ile sağlanmaktadır.

Bu yazıda kumar kavramının “tanımının” ne olduğu hakkında bir hatırlatma yapmak istedik ve buradan yola çıkarak kumar oyunlarının sektörel bir oluşuma nasıl ulaşmış olduklarının arkasındaki “temel neden” hakkında bilgi vermeye çalıştık. Bu konu hakkındaki bilgi kirliliğinin televizyon ekranlarında ve gazetelerde ulaşmış olduğu vehamet, bu “dışavurum” ihtiyacının doğal sebebi olmuştur. Bir sonraki yazıda bu konudaki yanlış/eksik bilgilenmişliğin ve vurdumduymazlığın Türkiye’de sebep olduğu sektörel bozukluklar incelenecek ve güncel örnekler üzerinden hali hazırda yapılmakta olan hatalar ve yanlış değerlendirmeler gündeme getirilecektir. Paylaşımlarımızın tümü, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesin emeğiyle kazanmakta olduğu parayı ne yapması gerektiğinin başkaları tarafından belirlenme saplantısının yok edilmesi ve ülkemizdeki kumar sektörünün birgün gelişmiş ülkelerdeki seviyelere erişebilmesi umudundan kaynaklanmaktadır.

Berkay Tanyolaç - 02.09.08

Not: Bu yazı Bahismedya.com’a özel olarak yazılmıştır. Herhangi bir basın - yayın organından alıntı değildir. Kaynak göstermeden haberlerimizi ve köşe yazılarımızı yayınlayan basın - yayın organlarına karşı her türlü yasal haklarımız saklıdır.

8 Yorum : 09.3.08

İNGİLİZ ORANLARI VE İDDAA

İddaa ihalesi sürecinde gözlemlemiş olduğum bir samimiyetsizliği paylaşmak isterim sizlerle. Bahismedya’daki haberleri yakından takip eden okurlar hatırlar mutlaka. İddaa’nın önümüzdeki 10 yıl süresince devam ettirilecek olan işletmesine talip olan Lottos ortak girişiminin Ladbrokes cephesine baktığımızda bu şirketin dünyada hizmet vermekte olduğu bütün ülkelerde tekellere karşı ciddi bir mücadele içinde olduğunu görüyoruz. Bu mücadele kimi ülkelerde mahkemelere dahi taşınmış durumda.

Peki Ladbrokes bunu nerelerde ve nasıl yapıyor?

Ladbrokes’un İsveç’teki reklam kampanyasında kullanmakta olduğu slogan “Svenska Spel, Engelska Odds” şeklindedir. Bunun anlamına varılabilmesi için önce İsveç’teki bahis tekelinin adının Svenska Spel olduğunu hemen hatırlatalım. Svenska Spel’i doğrudan Türkçe’ye çevirdiğinizde İsveçce Oyun/İsveç Oyunu şeklinde bir isim ile karşılaşıyorsunuz. Sloganın Svenska Spel şeklinde başlayarak İsveç’lilere hemen ülkedeki bahis tekelinin adını çağrıştırıyor. Sloganın ikinci kısmı olan Engelska Odds ifadesinde ise mesaj tamamlanıyor. “English Odds” diyorlar yani Türkçe’si İngiliz Oranları. Her bahis tekelinin sorunu olan düşük oranlar gerçeği Svenska Spel’de de mevcut olduğundan Ladbrokes, Svenska Spel’i İsveç’teki en büyük gazeteler ve televizyonlar üzerinden yaptığı yayınlarla bu şekilde vuruyor. Çünkü, yerel monopolün kullandığı oranların tüketici açısından en ufak bir cazibesi yok. Oranların İsveçce’sinin ne kadar bozuk olduğunu Svenska Spel de dahil herkes biliyor. Bu nedenle Ladbrokes, bahis oranlarının İsveç’li değil ancak İngiliz olduğunu söyleyerek tüketicilere “İsveç Oyunu’nun” İngiliz oranlarıyla oynanabileceği duyurusunu yapıyor.

Peki bu reklam yasal sorunlara yol açmıyor mu?

Ladbrokes şirketinin Avrupa’nın birçok ülkesinde olduğu gibi İsveç’te de büroları mevcut. Bu reklam kampanyalarını hazırlayan “aracı” firmalar da İsveç’te bulunuyor. Yasal detaya girmeden mevcut durumu aktarmak istiyorum ama buradaki yasal detayların dahi ayrı bir makale konusu olduğunu belirtmek isterim. Svenska Spel Ladbrokes’a bu kampanyayla ilgili olarak dava açmış bulunuyor. Ladbrokes ise bu davadan çok memnun. Çünkü hem Svenska Spel kelimesinin kimsenin “tekeline” ait olamayacağını biliyor (gerçekten basit bir ismi var Svenska Spel’in ve herhangi bir yerde kullandığınızda ille de o bilinen Svenska Spel markasından bahsediyor olmak zorunda değilsiniz) hem de yaptıkları açıklamada bu konunun yasal bir zemin bulmuş olup bahis tekellerine karşı haklılıklarını dile getirmek ve kanıtlamak adına bulunmaz bir fırsat olduğunu düşünüyorlar.

Ladbrokes başka nerelerde tekellerle uğraşıyor?

Hali hazırda aynı reklam kampanyasının Danimarka marketine uyarlanmış hali de mevcut. Hatta aynı televizyon reklamı Danca olarak yayınlanmakta. Reklam sloganı ise “Danske spil, Engelske odds” halini almış. Danimarka, İsveç’e göre monopolünü korumaya daha az meğilli olduğu için şu an bildiğimiz kadarıyla bu konuda yasal bir kovuşturma başlatılmış değil.

Bu reklamlara internette yapacağınız basit aramalardan sonra ulaşabilirsiniz. Tabii şu anda erişimi engellenmiş halde olan Youtube’a girebilmenin yollarını bir şekilde bulmuş olmanız gerekiyor…

Buraya kadar alkış…Peki Ladbrokes ülkemizde ne yapıyor?

Değinmek istediğimiz noktalara dikkatinizi çekmeden önce bir kez daha dile getirmemiz gereken önemli bir bilgi var. İddaa ihalesinin sonucu nasıl olursa olsun bu oyun aynı şekilde oynanmaya aynen devam edecektir (Sonradan yapılacak geliştirmelerle farklı spor dalları bu oyuna eklenebilir ancak anlatmak istediğim bu değil). Yani Ladbrokes firmasının da içinde bulunduğu ortak girişim bu ihaleyi alacak olursa hiçkimse Ladbrokes’un internet sitesine üye olarak bahis oynamaya başlamayacaktır. Veya hergün girmekte olduğunuz Bilyoner.com veya Nesine.com sitelerinde herhangi bir değişiklik görmeyeceksiniz. Bu ihale sadece İddaa’nın yeni dönemdeki işletmecisini belirlemeye yöneliktir. Yapılmakta olan ihale İddaa oyunun ihalesidir ve her ne şekilde olursa olsun hali hazırda sunulmakta olan formatın dışına çıkan herhangi bir firma yasaları çiğnemiş olur. Spor Toto’nun verdiği bahis oynatma lisansı sadece İddaa oyununu oynatabilme lisansıdır. Dilediğiniz gibi bahis oynatabilme lisansı değildir. Bu bilgi kirliliği ortamında aşağıdaki mesajlarımızın daha iyi anlaşılabilmesi için bu noktaları da tekrar vurgulamak istedik. Gelelim söylemek istediklerimize…

Türkiye’deki yasal koşulların farkındayız ve Ladbrokes’tan Türkiye’de de dünyanın kimi pazarlarında girmiş olduğu mücadeleye benzer bir mücadeleye girmesini beklemiyoruz. 5583 numaralı meşhur yasa çıktıktan sonra Ladbrokes online operasyonları dahilinde Türkiye’den müşteri kabul etmeyi durdurmuş bir kurumdur. Buna da neden bizi bırakıp gittiniz diyecek halimiz yok. Fakat benim cevabını samimi olarak merak ettiğim bir soru var.

Dünyada tekellerin yıkılmasına karşı yürütülmekte olan mücadelenin önemli kalelerinden olan Ladbrokes, neden Türkiye’de dünyadaki tekellerin en acımasızı olma yolunu seçmiştir? Dünyada tüketicileri kendisine böylesine mecbur bırakmış başka bir tekel daha yoktur.

Bence hepimizin bu soru üzerinde düşünmesi gerekiyor.

Türkiye’deki tüketicilerin kişilik hakları hiçe sayılarak yapılmakta olan birçok anti demokratik uygulama hala devam ettirilmektedir. Türkiye’deki her “bireyin” sahip olduğu kredi kartları “kumar” işlemlerine kapatılmıştır. Bu nedenle “bireyler” dünyada belirli bir saygınlığı olan herhangi bir bahis sitesine para yatıramamaktadırlar. Bir yolunu bulup para yatırmış olan kişiler para çekecek oldukları zaman bankaları tarafından tespit edilmesi halinde bu şirketlerden gelen paraları teslim alamamaktadırlar. Bu anti-demokratik ve totaliter dayatmaların temel nedeni İddaa isimli oyundur. Ve İddaa sırf bu uygulamalar nedeniyle alıcılarına karşı daha “değerli” hale getirilmiştir. Ladbrokes başka ülkelerde bu anlayışın çok daha yumuşatılmış halinin karşı tarafında iken, Türkiye’de nasıl olur da bu saygısızlıkta işleyen bir düzeneğin ana odaklarından biri haline gelmek istemektedir?

İhalenin cazibesini oluşturan bu “değerler” mi ihaleye çekmiştir Ladbrokes’u? Bize haksızlık yapılarak değeri artırılmış olan bir ürünün sonradan yine bize pazarlanmak üzere bu koşullarla satılıyor olması ne kadar da hazindir.

Ladbrokes, “İngiliz oranlarını” neden Türkiye sınırlarının dışında bırakacak oluşumların içinde yer almaktadır? İngiliz oranlarını 2007 Mart ayında Türkiye’deki tüketicilere kapatmış olan Ladbrokes, nasıl olmuş da aktif kampanya sloganını hiçe saymış ve Türkiye’deki yöneticilerin tüketicilerine layık görmüş olduğu bu sıfatsız oranlara ilgi duymuştur?

Başka ülkelerde mahkeme salonlarındaki savunmalarında tekellerin haksızlığını herkese anlatmak için sabırsızlanan Ladbrokes eğer Türkiye’de tekel olursa, o savunmaların hukuki geçerliliği hangi gezegen üzerinde söz konusu olabilir?

Elbette bu bir ticari oluşumdur ve duygusal en ufak bir serzenişe yer vermek ahmaklık olacaktır. Elbette İddaa oyunu işletmecisi için oldukça kazançlı bir üründür ve cazibesi buradan gelmektedir. Fakat dünya çapında samimi olarak tekellere karşı mücadele ettiğini düşündüğüm bir kurum, bahis sektörünü küresel çapta düşündüğümüzde tüm bahisseverler için bu anlamda bir hayal kırıklığı yaratmıştır.

Berkay Tanyolaç

Not: Bu yazı Bahismedya.com’a özel olarak yazılmıştır. Herhangi bir basın - yayın organından alıntı değildir. Kaynak göstermeden haberlerimizi ve köşe yazılarımızı yayınlayan basın - yayın organlarına karşı her türlü yasal haklarımız saklıdır.

11 Yorum : 08.25.08

BERKAY TANYOLAÇ’TAN İDDAA İHALESİ YORUMU: ÇIĞLIK!

Berkay Tanyolaç’ın 29 Temmuz 2008 tarihli, Bahismedya.com’a özel yazısı:

Dikatimi şu çekti; Spor Toto diyor ki:

“Şartnamede değişiklik yapılmadığı takdirde, REKABETİN ENGELLENECEĞİ, ihaleye sadece bir şirketin girebilmesi durumunun ortaya çıkacağı, bunun da yeterince yüksek bir fiyatın oluşmasına mani olacağı açıkça belirtilmiştir. Geçtiğimiz dönemde Sabah- ATV ihalesine tek şirketin girmesi nedeniyle kamuyounda oluşan eleştiriler dikkate alındığında, Spor Toto Teşkilatı’nın bu kararı almakla KAMU MENFAATİ açısından ne kadar doğru hareket ettiği anlaşılır.”

Oooo..Spor toto abileri…Ne oldunuz? Bakıyorum da rekabeti pek bir önemsemeye başlamışsınız. Size önceleri daha rekabetçi bir ortam ve tüketiciye daha kaliteli ürünler sunabilmek adına çoklu lisans ve internet lisansı verilmesi önerildiğinde neden buna “Ehmm..Hayır..Hayır efenim..Sosyal sorumluluk” cevabı veriyordunuz acaba?

Hem bana söyler misiniz.. Siz kimi kandırıyorsunuz? Tekel olarak devam ettirmeyi göze almış olduğunuz bu çark için rekabetten hangi ahlaki anlayışa dayanarak bahsedebiliyorsunuz? Ve bunu kamu menfaati manşeti eşliğinde sanki iyi şeyler yapıyormuşsunuz gibi kamuoyuna nasıl duyuruyorsunuz? Kamu menfaatinden bahsedebilmek için devlete daha fazla para kazandırmayı amaçlıyor olmanız gerekir. Fakat siz devlet tekeliyle, devleti olası bir liberalleştirmeye kıyasla daha yüksek gelirlerden mahrum bırakıyorsunuz. Bu aynı zamanda tüketicilerin daha kalitesiz ürünleri kullanmaya mahkum olmasına sebep oluyor.

Şartnamedeki bu değişikliğin altında buzağı aramaya aslında çok da gerek yok. Çünkü “ÖKÜZ” ortada duruyor. Elden geldiğince ihaleye katılım yeterliliklerini adil kılmaya çalışıyorlar. Böylece ikinci bir ihale iptali skandalı yaşanmasını istemiyorlar. Fakat yapamayacaksınız. Dışarda kalanlar elbette bu pastadan pay almak istemeye devam edecekler. Ve sözleşme süresi olan 10 yıl boyunca kenarda sıralarının gelmesini beklemeyecekler. Tekel anlayışı bizim hukukumuzda bile sektörün dışında kalan şirketleri haksızlığa uğratmaktadır (Lütfen bkz. Anayasa, madde 167). Bu nedenle yeni İDDAA ihalesini kim alırsa alsın, sözleşme 10 sene süremeyecektir. Spor Toto tekel inadını devam ettirdiği sürece de yeni ihale skandallarının önü alınamayacaktır.

Bu nedenle Spor - Toto önünde veya sonunda bu sektörü liberalleştirmeye mahkumdur. Ne kadar önünde olursa, bu işin tüketicilerine karşı o kadar “sorumlu”, ne kadar sonunda olursa da  bir o kadar “sorunlu” olur. Bu sektördeki tüketicilerin tümü adına konuşuyorum; Biz, bizim istediğimiz ürünleri bize sunan bir teşkilat müdürlüğü istiyoruz. Çünkü sizin müşteriniz şirketler değil tüketicilerdir! Sizin öncelikli sorumluluğunuz budur!

Biz, bizim yerimize sosyal sorumluluk kararları alan ve bize aslında nasıl davranmamızın daha iyi olacağını söyleme cüretini göstermiş bir teşkilat müdürlüğü istemiyoruz. Bana bahsedeğerimi, gamebookers’ımı, betfair’imi, bet365′imi, bwin’imi geri verin (Ayrıca bkz: Ben radyomu istiyorum). Alın terimle kazandığım parayı bahis oynamak istediğimde sadece İDDAA’ya yatırmak zorunda olduğumu söylemeyin. Benim param o çünkü. Sizin ya da İDDAA’nızı nasıl sattığınız umrumda olmayan şirketlerin değil!

Berkay Tanyolaç

Not: Bu yazı Bahismedya.com’a özel olarak yazılmıştır. Herhangi bir basın - yayın organından alıntı değildir. Kaynak göstermeden haberlerimizi ve köşe yazılarımızı yayınlayan basın - yayın organlarına karşı her türlü yasal haklarımız saklıdır.

2 Yorum : 07.30.08

İDDAA’NIN MALİ YAPISI VE KNOW HOW EKSİKLİĞİ

Türkiye’de Spor Toto Teşkilat Başkanlığı’nın verdiği yetki doğrultusunda İddaa oyununu oynatan veya gelecekte yapılacak olan ihaleleri kazanarak oynatacak olan şirket/ler büyük bir mali haksızlığa maruz bırakılmakta ve bu mali haksızlığın etkileri bu oyunun iştirakçileri olan tüketicileri de mağdur etmektedir. Şimdi dilerseniz gelin beraber bu çarkın nasıl döndüğüne birlikte göz atalım.

Ne yazık ki tekel modeliyle ve 30 yıl öncesinin devletçi politikalarıyla işletilmekte olan İddaa oyunu (Bu oyunun tek bir adının olması ve bahis kelimesinin dilimizde İddaa olarak kullanılmaya başlanması apayrı bir yaradır ve bambaşka bir inceleme konusudur) Spor-Toto ve Spor Loto oyunlarından sonra birçok spor tutkunun maç izleme veya etkinlikleri takip etme heyecanına baharat katmış ve oldukça geniş bir kesimin ilgisini çekmiştir. Şimdi bu oyunu oynatma hakkına sahip olan firmanın kasasına giren paranın nasıl paylaştırıldığına göz atalım.

Bu şirketin/konsorsiyumun kasasına hasılat (kuponlara yatırılan toplam para miktarı) olarak 100 birim para girmiş olduğunu kabul edelim. Henüz herhangi bir ödeme yapılmadığını ve oynanan kuponların tümüne vatandaşlarımızın bu 100 birim parayı yatırmış olduğunu düşünelim. Mevcut modelde ne yazık ki vatandaşın parasını aktarmış olduğu etkinliklerin akı”bet”i henüz belli olmadan devletimiz bu 100 birim paranın 50 birimini kendi kasasına almaktadır. Hasılatın %50’sini kendisinin olarak görmektedir. Buna hasılat denmesi çok büyük bir kavram kargaşasının varlığının ispatıdır. Toplanan paraya hasılat diyen ve bunun %50’sini alan sorumlular bu çarkın hangi temel prensiplerle döndüğünden habersiz olduklarını adeta haykırmaktadırlar. Stadyumda maç seyretmek için seyircilerin gişelere bıraktıkları paraya da hasılat denmektedir. O para artık ilgili klübün olmuştur. Ancak İddaa örneğinde alt yüklenici firma henüz  bu parayı sadece toplamıştır. Yani bu 100 birim para, bu şirket tarafından henüz kazanılmış değildir. Maçlar sonuçlanacak ve tüketicilerin doğru olarak tahmin ettikleri etkinlikler sayesinde kazandıkları paralar bu 100 birimin içinden kazanan kişilere geri ödenecektir. Bu geri ödeme miktarını hasılattan çıkartmanız ve ondan sonra geri kalan para üzerinden devlet olarak işi verdiğiniz firma ile hesaplaşmanız gerekir. Eğer firmanın kazandığı para üzerine adil vergi modellerini oturtmaz ve o hasılat dediğiniz rakam üzerinden paraları toplamaya başlarsanız topladığınız para, sadece alt yüklenici şirketin parası değil aynı zamanda vatandaşın da parası olur. Çünkü siz toplanan paradaki 50 birim parayı kendinizin saymasanız, o zaman alt yüklenici firma da bahis oranlarını daha yüksek tutabilecek ve X birim geri ödeme yapmak yerine X+50 birim geri ödeme yapabilecektir.

Fakat siz böyle düşünmezsiniz. “Ekmeğimizi paylaşıyoruz” sloganlarıyla çayıra salınmış bir şekilde dolaşan ve ses çıkartma/tepki verme özürlü olma halerine de oldukça alışkın olan halka “kimin ekmeğini kiminle paylaşıyorsunuz” dedirtmeden sloganınızı yutturmuş olursunuz. Paylaştığınız ekmek sizin değildir aslında. Vatandaş farkında olmadan, ondan ekmek almak ve sonrasında devlet kurumlarına bu parayı aktararak “ekmeğimizi paylaşıyoruz” demektir sizin şu anda uygulamakta olduğunuz model.

Daha sizin ekmeğiniz olmadı ki o. Belki hepsini kazanacak tüketiciler. Neden acele ediyorsunuz? Durun bir kar edin önce (ekmeğiniz olsun önce). Ondan sonra o kar üstünden paylaşın bakalım paylaşabiliyorsanz ekmeğinizi. Ama olmuyor öyle tabi değil mi?

Siz nedense sizin olmayan ekmeği paylaşmayı tercih ediyorsunuz. En başından alın bakalım milletin parasını. Ondan sonra vatandaş da düşünsün dursun oranlar neden bu kadar düşük veya neden tekli kupon yapamıyorum diye. Siz de bir taraftan illegal bahisle mücadelenize devam edin. Eminsinizdir bir de kendinizden onun da kökünü kurutabileceğinize. Bu kafayla olduğunuz sürece illegal bahisin de ekmeğine yağ sürmeye devam edeceksiniz. Devam edin bakalım…

Teşkilat Başkanlığı’nın bu tablodaki sorumluluk payı oldukça büyüktür. Çünkü ortada aşikar olan birtakım yanlışlıklar vardır. İddaa oyunun mali yapısına acil olarak müdahale edilmeli ve hem tüketiciler hem de alt yüklenici firma/lar bu mağduriyetten kurtarılmalıdır. Yeni yapılacak olan ihaleye gidilmeden önce çıkartılacak olan yeni bir yasa ile derhal bu tip bir düzenlemeye gidilmelidir. Toplanan hasılata dokunulmamalı ve firmanın çok daha fazla tüketiciyi çekebilecek düşük kar marjlarına sahip olmasına müsade edilmeli ve firma ile bu firmanın yapmış olduğu kar üzerinden hesaplaşılmalıdır. Hasılat garantisi firmalardan ancak bundan sonra beklenmelidir. Bu konudaki girişimleri teşkilat başkanlığı yapmalı ve mevcut hükümet politikasının bu şekilde olduğu sabit fikrinin arkasına saklanılmamalıdır.

Bu modelin şimdiden adil bir hale getirilmesi ilerleyen yıllarda sektörün özelleşmesi, internette çoklu şirketlerin pazara girmesinin düzenlenmesi gibi konularda da mevcut/gelecek tüm hükümetleri çok rahatlatacaktır. Bu konuda da ülkemiz özellikle yurtdışı kaynaklı birçok koldan gelecek çeşitli baskılara gebedir. İllegal bahisle mücadelede vatandaşlara yapılan “suça ortak olmayın” çağrılarının yerine vatandaşların haklarını koruyucu ve daha rasyonel/bilimsel  olan adımların atılması bu tip duygu sömürülerine ihtiyaç olmadan hadisenin sağlıklı bir çözüm sürecine girmesini sağlayacaktır…

Berkay Tanyolaç

Not: Bu yazı Bahismedya.com’a özel olarak yazılmıştır. Herhangi bir basın - yayın organından alıntı değildir. Kaynak göstermeden haberlerimizi ve köşe yazılarımızı yayınlayan basın - yayın organlarına karşı her türlü yasal haklarımız saklıdır.

6 Yorum : 09.18.07