YASADIŞI BAHİSE SON MU DEDİNİZ?

Turkcell Super Lig 10. Hafta maçlarında bütün takımların sahaya bir pankart ile çıktığını gördük. Bu pankartın üzerinde şöyle yazıyordu;

“Yasadışı bahise son… Türkiye kazansın… Var mısın?”

Her kelimesinin üzerinde tek tek durarak konuşulması gereken bir pankart bu.  Hadi öyle yapalım..

Yasadışı: Yasal olmayan diyor. Yasak olan diyor. Yasalara aykırı vs.. Burada yasa kavramının üzerinde durmak lazım. Şimdi siz bir yasadan bahsediyorsunuz. O yasayı hiçbir şekilde benim kişisel tercihlerimi gözetmeden ve  duyarsız bir saygısızlık eşliğinde hazırlıyorsunuz. Ben ise yaptığınız bu yasayı, var olan başka yasalar veya anayasal haklarımı kullanarak sorgulayamıyor ve değiştiremiyorum.  Ve siz sonrasında kalkıp o hazırladığınız yasaya uymayan her türlü naneye yasadışı demeye başlıyorsunuz.

Hayır. Yanlış. Ve haksızlık. Ben sizin yasanızın, benim kendimi bu hayatta ifade ediş biçimlerimden biri olan bahis oynama özgürlüğümü kısıtladığını düşünüyorum. Bir başka deyişle ifade özgürlüğümün kısıtlandığını düşünüyorum. Dolayısıyla bu yasa eşliğinde sizin yasadışı dediğiniz hiçbirşeyin “gerçekte” yasadışı olduğunu düşünmüyorum. Biliyor musunuz ben asıl sizin yasanızın yasadışı olduğunu düşünüyorum. Gerçi hiçbir kanun benim ifade özgürlüklerimi koruyacak şekilde yapılmıyor. Ve onlara dayanarak bir yasayı yasadışı ilan edemem. Ama şunu söyleyebilirim. Yasanız çağdaş hukuk standartlarının gerisinde. Dolayısıyla onu reddediyorum.

Bahis: Bir olayın olma ihtimallerini gözeterek onun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine dair iddiaya girmek. Bunun yasal olanı yok ki Türkiye’de. İddaa isimli bir oyun var. O da bahis kavramının oldukça ilkelleştirilmiş bir hali. Anlamıyorum. Neden o pankarta o kelime girdi ki? Türkiye’de yasal bahis diye birşey yok. İddaa var. Milli piyango var. Sayısal loto var. Falan filan..

Türkiye kazansın: Nasıl yani? Ne demek Türkiye kazansın? Ben kendimi sadece sizin uygun gördüğünüz gibi ifade edeceğim. Ve Türkiye kazanacak öyle mi? O zaman sadece çok gerizekalı bireyler topluluğundan oluşan bir ülkeye dönüşmez miyiz? Gerçekten böyle insanların mı yaşamasını istiyorsunuz bu ülkede? Hayır hayır. Saçmalamayın. Şu anda Türkiye’de hala “yasadışı” bahis oynayan insanların varlığı buraların hala yaşanabilir bir durumda olduğunun en belirgin göstergesi bir defa.

Herkes kendisinin arzu ettiği bir biçimde bahis oynarsa ancak o zaman Türkiye kazanır. Zorlamayla siz de çok iyi biliyorsunuz ki uzun vadede hep beraber kaybederiz. Nabzı iyi ve doğru okuyunuz. Siz dar çaplı modelinizin içine herkesin girmesini istiyor ve hali hazırda devlete vergi vermekte olan bir kurumdan İddaa oynanmasını istiyorsunuz. Oysa bu çok daha modern ve kısaca daha güzel bir hale getirilebilir. Nasıl mı?

Önce siz işinizi çağdaş bir şekilde ve adam gibi yapacaksınız. Türkiye’deki bir bahisseveri, İngiltere’deki bir bahisseverin sahip olduğu hakların hiçbirinden mahrum etmeyeceksiniz. Bunu reddederken “ama şimdi Türkiye’nin yapısı, özel durumları” vs demeyeceksiniz. Zaten ülkede nereye elini atsan heryerden biri çıkıp ama Türkiye’nin özel durumu diyor.  Rahatlayın artık biraz allahaşkına. Sonra devletin kazanç modellerini insanların özgürlüklerini kısıtlamayacak bir şekilde kurmaya “özen” gösterecek ve bu özeni insanlara karşı duymanız gereken saygıdan ötürü her zaman için koruyacaksınız.

İşte Türkiye bahis konusunda bu konulara dikkat edilmemiş olduğu için kaybediyor. İnsanlar “yasadışı” ama “ifade özgürlüğü içi” bahise yöneldiklerinden dolayı değil. Yetkililer burada bütün sınıfın zayıf aldığı bir sınavda öğrencilerinden daha fazla ders çalışmalarını bekleyen öğretmenlere benziyor adeta…

Var mısın?: Yokum. Çünkü bu pankart bana “Yasadışı bahise son…Türkiye kazansın” diyerek gerçekleri söylemiyor. Ben İddaa oynarsam Türkiye’nin daha fazla kazanacağını söylüyor. Türkiye, elinizi atacağınız her sektörde benzer yaklaşımlar nedeniyle dökülür durumda. Siz önce beni ön planda tutacaksınız. İddaa oyununu ve onun sermayedarlarını değil. İşte ancak onda sonra hepimiz Türkiye olarak kazanmaya başlayacağız. Tüketicisi, memuru ve sermayedarı ile hep beraber.

Birilerinin sadece kendilerini ilgilendiren alanlarına girerken iki kere düşüneceksiniz. Sadece kendinize göre doğru olan tanımlarla insanlara pankartlar üzerinden tek odaklı bilgiler vererek onları kendi doğrularınıza göre yönlendirmeyi bırakacaksınız. Ve daha iştahlı bir şekilde yapacaksınız bu işi. Daha “iddialı” olacak ve dünya ile yarışacaksınız. Kendinizi şöyle motive edeceksiniz örneğin: “Hadi bu sektör artık Avrupa’da olgunlaşmaya başlamak üzere. Artık daha fazla geç kalmayıp meclisi uyandıralım. Bu işi Avrupa standarltarında yapmaya başlamak üzere kolları sıvayalım. Şu anki durumu kabul edilemez bir durum olarak görelim. Tüketici artık daha fazla mağdur olmasın. Zaten kimsenin de Türkiye kazansın martavallarına bakıp internette istediği siteden bahis oynamaktan vazgeçtiği yok. Biz insanları değiştiremedik. En iyisi kendimizi değiştirmeye başlayalım”

Müsadenizle malum pankartı şu şekilde güncellemek istiyorum;

İfade özgürlüklerine müdahale etmeye son… Türkiye kazansın…  Var mısınız?

Berkay Tanyolaç – 24.10.09

Not: Bu yazı Bahismedya.com’a özel olarak yazılmıştır. Herhangi bir basın – yayın organından alıntı değildir. Kaynak göstermeden haberlerimizi ve köşe yazılarımızı yayınlayan basın – yayın organlarına karşı her türlü yasal haklarımız saklıdır.

5 Yorum : 10.26.09

NE OLACAK BU HALİMİZ? – BERKAY TANYOLAÇ İLE MERAK EDİLENLER

Bu yazıyı soru cevaplar eşliğinde yazmaya karar verdim. Benimle yapılmış bir röportaj falan değil. Format bu şekilde olursa asıl anlatmak istediğim sonuca daha açıklayıcı bir şekilde ulaşacağımı düşündüm. Başlayalım…

Türkiye’de İddaa dışında diğer şirketlerden bahis oynamak neden yasaklandı?
Türkiye’de Sporbahisleri, Spor Toto Teşkilat Müdürlüğü tarafından oynatılıyor. Yani devlet oynatıyor bahisi şu anda. Bunun oynatılma biçimi ise İddaa adı verilen bir oyun ile sınırlandırılmış durumda. Bu oyunun oynatılma hakkı  Inteltek isimli şirket tarafından satın alındı. O yüzden izin onlardayken başka şirketlerin gelip Türkiye’de bahis oynatmalarını hem bu şirket hem de Spor Toto istemiyor. 

Bir saniye kafam karıştı. İddaa bahis değil de bir oyun mu yani tam anlamadım?
İddaa oyunu ile bahis oynuyorsunuz tabii ki. Fakat bu, o dünyada oynanan diğer bahisler gibi değil. Format tamamen değiştirilmiş durumda. Tek maça bahis oynayamıyorsunuz. Kombine yapmak zorundasınız. Dünyadaki bahis marketinde yer alan oranlara baktığınızda İddaa adı verilen bahis oyununun çok daha üzerinde olan oranlara rastlıyorsunuz. İddaa yapısal olarak dünyada bilinen bahis oyunlarına göre çok daha farklı bir yapıya sahip. Çünkü farklı kurallar ile oynanıyor. 

Peki neden bu şekilde oynanmak zorunda İddaa? Yani ne olur sanki biz de İddaa sayesinde tekli maçlara bahis yapsak veya oranlarımız daha yüksek olsa. Bu neden mümkün olamıyor?
Bu mümkün olamaz. Çünkü İddaa oyunun ihale ediliş şeklinde bu oyundan toplanacak olan hasılatın dağıtımıyla ilgili işletmeci firmaya bir takım yükümlülükler getirmiş durumda. İhaleye teklif verilirken hep bunlara bağlı kalınarak hesap kitap yapılıyor. Ve bu oyun bu kadar düşük oranlar ve bu kadar kısıtlayıcı kurallar ile oynatılmayacak olursa, işletmeci firmanın bu işten kar etmesine matematiksel olarak herhangi bir imkan kalmıyor. 

Peki neden? Hasılat dağıtımından kasıt ne burada?
Bakın.. Diyelim ki siz bir maça bahis oynatıyorsunuz. Tek başınıza. Bu maçla ilgili etraftan para topladınız. Elinizde 100 lira birikti. Şimdi siz bu 100 lirayı maç sonucuna göre doğru bilenlere dağıtırsınız. Fakat İddaa örneğinde bu dağıtacağınız para vergileri saymadan söylüyorum 50 liraya indiriliyor. Ve Spor Toto’ya gidiyor bu para. Sonrasında geri kalan miktarla siz ikramiyeleri dağıtmaya çalışıyorsunuz. Cebinizi kalan parayla bir de vergi veriyorsunuz. E işin bir de KDV’si filan da var. Şimdi siz bu bahisi bu şekilde oynatır mısınız?
(Not: Son İddaa ihalesinde bu yapı rakamsal olarak değişikliğe uğramış olabilir. Fakat anafikir anlattığım gibidir.)

Hayır. Nasıl oynatmalıyım?
Birkaç maça daha bahis açarsınız. Sonra onları bir arada oynama zorunluluğu getirirsiniz. Sonra dünya piyasasındaki oranları da biraz düşürürsünüz. Oldu işte. Oynayanların aynı anda daha çok şeyi bilmeleri gerekiyor. Olası kazançları da düştü. Şimdi artık siz o 50 lirayı gönül rahatlığıyla ikramiye olarak dağıtabilirsiniz. Nasılsa bu şartlarla 50’den daha fazla kaybedecek insanlar. Cebinize güzel para da kalır. Verginizi de verirsiniz. İş, yapılmaya değer hale gelir.

Peki ama neden Spor Toto benim müşterilerimin bahis oynamak için bana verdikleri 50 liranın üzerine hemen konuveriyor? Daha o parayı kazanıp kazanmadığım bile belli değil ki benim…
Evet. Ama unutmayın. Spor Toto oyunlarıyla Süper Lig takımları kazanıyor ve bizi her sene yurtdışında başarıyla temsil ederek Avrupa’da eşi bulunmaz zaferlere imza atıyorlar. Siz o zaferlerde sevinmesini bilirken iyi oluyor da neden şimdi burada o 50 liranın hesabını yapıyorsunuz. Aşkolsun. 

Anladım da şimdi elma armut. O başka bu başka..
Tabi. Öyle ama İddaa isimli oyunun toplum nezdinde kumar kavramının da gölgesi altında bir meşruyetinin olabilmesi için bunlar oldukça güçlü argümanlar. Popülizmin daha kolay prim yaptığı yerlerde haklar da daha kolay yenirmiş. Değil mi?

Nasıl yani. Ben İddaa oynuyorum. Sonuçta bu oyun şu anda böyle oynanabiliyor bu ülkede. Neden benim hakkım yenecekmiş? Neden provokasyon yapıyorsunuz? Şimdi sırf bu yüzden kalkıp yasaları çiğneyerek internet üzerinden bahis mi oynamalıyım?
Yasaları falan çiğnemezsiniz de o ayrı bir konu. Ve oynamayın da ayrıca siz bilirsiniz. Ama İddaa oyununu oynuyorken dünyada sizinle benzer zevklere ve düşünme biçimlerine sahip insanların ellerindeki imkanların da farkında olun. Sorgulayın. Neden bir Avrupa Birliği vatandaşı İnternet üzerinden istediği sitede bahis oynayabiliyorken ben oynayamıyorum diye. Düşünmeye başlayın bunları. 

Başlayayım. Sonra?
Neden Türkiye’deki yetkililer sizin seçimlerinize müdahale ediyorlar da İngilitere’deki yetkililer oradaki vatandaşların seçimlerine müdahale edemiyorlar? Neden sizin erişmek istediğiniz ve içerik olarak sadece sizi ilgilendiren ve başka hiçbir şahısa zarar verici bir etkisi bulunmayan siteler Türkiye’de erişime kapatılıyor da İsveç’te kapatılamıyor örneğin?

Neden?
Çünkü Türkiye’de ister bahis tüketicisi olun veya ister farklı bir sektörün tüketicisi olun, çarklar sizin bireysel çıkarlarınızdan yana değil ancak kemikleşmiş sermayenin çıkarlarından yana dönüyor. Eğer bir sermayenin yüzlerce milyon dolarlık bir kazanımı söz konusu ise o zaman sizin kredi kartınızla kalkıp Betfair’e para yatırabilme zevkiniz Türkiye Cumhuriyeti devleti için ikinci planda kalıyor. Parlamenter sistem en başından beri bu şekilde çalışıyor.

Neden ya.. Kalmasın ikinci planda.. Nasıl olacak?
Kalır. Çünkü mevcut parlamenter sistemin dişlileriyle Türkiye’deki geleneksel endüstrinin dişlileri birbirleriyle iç içe geçmiş durumda. Bunları birbirinden ayırmaya kalktığınız zaman sistemde sorunlar ortaya çıkıyor. Bireylerin tek tek çıkarlarını gözetebilecek, hadi onu geçtim onlara saygı gösterip en azından “höt” demeyecek bir parlamenter bilinç henüz zihinlerde yeşermiş değil.

Ama bu çok tehlikeli değil mi? Hani internet, bireysellik, özgürlük, yeni sektörleri yeni para kazanma araçları, yeni ekonomik sistemler falan.. Biz şimdi mazallah geri kalmayalım bunlardan.
Geri kalındı. Kalınmayadabilirdi ama olmadı. Çok büyük bir sürpriz olmadığı sürece Türkiye bana göre önümüzdeki 50 yıl ile ilgili tercihini yapmış bulunuyor. Çocuklar torunlar falan zarar ziyan yani şimdiden..

Bunlar hep bu Tayyip yüzünden oluyor değil mi?
Bence ilgisi yok. Bahis konusu çok kolay atılabilir aslında muhafazakar AKP’nin üzerine. Sonuçta onların da demokratik olmayan onlarca uygulamaları mevcut. Ve bu bahis yasağı da yine onların zamanında çıktı. Ama iktidarda farklı bir parti de olsaydı yine sermayenin çıkarı ön planda olurdu her zaman olduğu gibi. Bu verileri doğru okumak gerekiyor. Mecliste “Durun bir dakika. İnsanların internet sayfalarını kendi kafamıza göre kapatamayız.” Veya  “İnsanların kredi kartlarını kendi irademize göre kapatıp kişisel tercihlerine ekonomik kaygılarımızdan ötürü müdahale edemeyiz” diyecek olan bir zihniyet çıkmazdı kesinlikle.

Neden çıkmasın ki? Pazarı açarlardı ve birçok şirkete çoklu lisans verirlerdi.
Hayır. Bu o kadar kolay değil. Rekabet yarattığınız zaman birilerinin hemen kolayca kazanacağı parayı başkalarına dağıtmış oluyorsunuz. Bu bizim mantığımıza aykırı olmuştur hep. Biz bu geliri adaletsiz bir şekilde dağıtacağız önce. Bundan öncelikle birileri faydalanacak. Ondan sonra gerekli görürsek biz birtakım değişiklikleri yaparız. Atılacak olumlu adımların bir kere bireyin kişisel tercihlerine saygı duyan bir anlayıştan doğarak yapılması gerekiyor. Size olumlu gelecek bir adım da aslında yine sizin adil bir biçimde tam olarak almanız gereken bir hizmeti size sunmuyor olacaktır.  Ben bu birey odaklı yaklaşımın bizde mevcut olduğuna inanmıyorum. Meclisteki hiçbir partide bu mevcut değildir. 

Peki şu İngilizler de lisans veriyor. Onlar kendilerinden lisans almayan şirketlere olan erişimi falan engellemiyorlar mı?
Hayır canım ne münasebet ve ne hadlerine. Adamı bir davayla öttürürler orda. Para verilerek satın alınan bir internet bağlantısından söz ediyoruz en başta. Onun dışında da adamlar zaten kendilerinden lisans alanlara reklam vs yollarıyla birçok avantaj sağlıyorlar. O lisansı almayan zaten İngiltere’de kolay kolay var olamıyor.

Ama şimdi mesela hiçbir site bloklanmasın mı yani internette? Çocuk suistimali gibi çok tatsız konular mevcut.
Tabii ki bloklansın. Ama ben oynadığım bahislerle kimi veya neyi suistimal ediyorum ki. Bu sadece benim bireyselliğimle ilgili bir konu. Ben evden çıkıp iki tek atmaya gitmeden önce yarınki maça bet365’ten bahis yapıp öyle evden çıkmayı seviyorum. Ve belki sırf böyle yaptığım için bahis yaptıktan sonra yolda yürürken 15 dk boyunca daha güleryüzlü bir insan oluyorum. Sana ne… Yani bu saygının oluşması gerekiyor. Sadece beni ilgilendiren konular bunlar. Bu benim kendimi ifade ediş şekillerimden biridir. Yani benim ifade özgürlüğümdür. Ve söz konusu bu ifade özgürlüğü ise gerisi teferruattır. Hiçbir devletin çıkarı her ne sebeple olursa olsun bundan üstün değildir. Bu şekilde tanımlanmış bir ifade özgürlüğü benim temel insan hakkımdır. İşte bu yüzden gavuristanda eller şöyle bir titrer o kredi kartları kapatılırken, o bankalara gelen paralar bahis parası diye geri çevrilirken veya o internet siteleri yasaklanırken. 

Hmm.. Yani siz bütün bunları Türkiye’de ifade özgürlüğünü algılama şeklindeki sıkıntılara mı bağlıyorsunuz?
Tabii ki. Bu ifade özgürlüğü çağdaş demokrasinin en temel gereksinimidir. Bu anlayışı hazmetmiş olan – anlamış olan devletlerde tüm vatandaşlar iktidarların çıkaracağı yanlış yasalara ve yanlış yasaklamalara karşı korunumludur. Hani hep şu demokrasi demokrasi denen şey budur anlayacağınız. Öyle Cumhuriyet veya gidip oy vermek falan değildir. Tek tek korur insanları devlet denen aygıttan.

Peki biz de öyle olsak keşke. Niye olmuyor?
Çünkü Türkiye’de yasaların bu gibi konulara olan uygunluğunun kontrol edildiği yer korkunç sorunlar içeriyor. Bu nedenle birey, yasaya “höt” diyemiyor. 

Nedir o tam anlamadım?
Anayasadan bahsediyorum. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan vatandaşlarının hiçbirinin (bakın hangi kesimden olursa olsun.. Bahisçi, Azınlık, Çoğunluk, Eşcinsel, Herhangi bir sektörün tüketicisi, internet kullanıcısı, porno sever, müzisyen, yazar, şarkıcı vs vs vs) kendilerini ifade ediş şekilleriyle ilgili olan özgürlüklerini koruma altına almamaktadır. Anayasa devleti korumak için değil, o devletin yönetmekte olduğu insanları korumak için var olan bir nesnedir. Bu yüzden Anayasanın içinde özellikle bu konuda boşluklar olması kuşaklar boyu sürecek üzüntülerin “temel” sebebidir. Bu boşluklar sebebiyle ortaya 50 yıl sonra bile düzeltilmesi çok ama çok güç olan yanlışlar çıkartılmaktadır. Bunlardan birgün neredeyse tüm toplum ağlayarak geri dönmek isteyecek olsa bile, o zaman bunları düzeltmek şimdi bozduğumuz kadar kolay olmayacaktır. Çok yazık olmaktadır geçen her saniyeye…

Yani Türkiye’deki internet bahisçilerinin sıkıntılarının mevcut anayasadan kaynaklandığını mı söylüyorsunuz?
Evet. İnternet bahisçisi istediklerini yepyeni bir anayasa yapılmadan alamayacaktır. Bundan emin olunuz. Çünkü etrafında kendisine karşı yapılacak haksızlıklara karşı kendini savunabileceği bir hukuk sistemi yoktur. Bu olmadıkça da sorunlar devam edecektir.

Peki ne biliyorsunuz belki çoklu lisans vermeye başlanır birkaç sene içinde?
Çoklu lisans nedir? Böyle bir sistemde de yine birtakım sermayedarların kendi aralarında anlaşarak paylaştıkları bir pastanın parçası olunacaktır. Ve bu abiler aleni bir biçimde sadece kendi lehlerine olabilecek bir sistemin parçası olmayı isteyebilirler.  Tüketicilerle karşılıklı adil olan bir ticari anlaşmaya imza atma alışkanlıkları yoktur onların. Ve parlamenter sistemi de bu şekilde zorlar ve buna göre yasal düzenlemeler ürettirirler. Ha ne olur sonra? Dünyadaki diğer bahisseverler çok başka şarkılar söylerken biz yine burada “Ne güzel çoklu lisans geldi Bwin geri döndü” “Duydunuz mu Bahsedeğer de geri dönecekmiş” diye avunmak zorunda kalıyor oluruz. Avantajlarınızın ve daha da önemlisi temel insan haklarınızın, tutarlı bir hukuk sistemi içinde saygıyla korunduğu bir ortam oluşmadan, dünyadaki birçok gelişmeyi 3 tarafı denizlerle çevrili bu cennet vatanımızdan huşu içinde izlemeye devam ederiz.
 

Berkay Tanyolaç – 08.10.2009

Not: Bu yazı Bahismedya.com’a özel olarak yazılmıştır. Herhangi bir basın – yayın organından alıntı değildir. Kaynak göstermeden haberlerimizi ve köşe yazılarımızı yayınlayan basın – yayın organlarına karşı her türlü yasal haklarımız saklıdır.

5 Yorum : 10.8.09

POKER KUMAR MI YETENEK OYUNU MU?

Bütün dünyada bir tartışmadır sürüp gidiyor.. Poker yetenek oyunu mudur? Spor bahisleri ne kadar şansa ve ne kadar kişinin yeteneklerine bağlıdır? Bu durumda biz nelere kumar demeliyiz veya neler için bambaşka bir alan oluşturup onları farklı bir şekilde çözümlemeliyiz? Bakın birçok soru var bu sektöre kafa yoran herkesin kendisine sorması gerektiği…

Şimdilik poker örneğinden gidelim. Şans faktörünü pokerin dışında bırakamıyoruz. Kesinlikle bize bağlı olmayan nedenlerden ötürü açılacak bir kart, biz oyunu ne kadar iyi oynarsak oynayalım, bizi içinde bulunduğumuz turnuvanın dışında bırakabiliyor veya ilgili eli kaybetmemize neden olabiliyor. Muhafazakarlar bu görüşü ortaya atıp işin içindeki aşikar bağımlılık riskiyle beraber bu konuya kumar başlığını atıyorlar. Daha önce biz de yazdıklarımız içinda ortaya para koyarak oynanan ve şansa öyle veya böyle bağlı olan tüm oyunların kumar olduğunu söylüyorduk. Tabii bizim referansımız Türk Dil Kurumu’nun sözlüğü idi. Bilgi verme amacıyla da bu konunun günümüzdeki algısının nasıl olduğuyla ilgili sizlerle paylaşımda bulunmaya çalışmıştık. Geneli bırakıp kişisel görüşlerimi paylaşmak isterim.

Geçmişten günümüze kullanılagelmiş tüm tanımlar bu konu üzerindeki belirsizlikleri ortadan kaldırmada yetersiz kalmaktadır. Özellikle internetin hayatımıza girmesinden sonra birçok şans veya yetenek oyununun online olarak oynanabiliyor olması bu konularla ilgili geçmişte gizli kalmış tüm detayları sorgulanmak üzere yüzeye çıkartmıştır. Bizim sorunumuz ise bu konuları tartışırken internetten önce’nin kavramlarıyla internetten sonrasının sorunlarını yorumlamaya çalışmamızdır. Dünya tarihi için yepyeni bir dönemin başlangıcı olan hatta takvimlere bile yansıtılması gerektiğini düşündüğüm İÖ ve İS (İnternetten önce ve İnternette n sonra) kavramları yeni teknolojilerin yeni tanımlamalar ile yorumlanması gereğini doğurmuştur. Bunu bir kenara bırakalım bu konu yeni üretilmesi gereken devlet politikaları için de geçerlidir. Aynen sanatçı eserlerinin telif hakları ihlali nedeniyle devletler için bir sorun olan illegal download hadisesinde olduğu gibi. Bu telif hakkı mevzuu çok saygı duyduğum bir kavram olsa da İS yılları için ne yazık ki geçerli olamamaktadır. Bu tip endüstriler İsveç’teki  korsan partinin de savunduğu üzere kendilerine farklı bir işleyiş modeli kurmak zorundadırlar. İS insanın dinamikleri İÖ kurallarını paramparça etmekte ve yerine yenilerinin keşfedilme ihtiyacını doğurmaktadır.

İşte bu online kumar hadisesi de günümüzde Türkiye de dahil olmak üzere birkaç ülke tarafından İÖ kavramları ile açıklanmaya çalışılmakta ve ortaya karmakarışık ve içinden çıkılmaz bir sorunsal çıkmaktadır. Dünya’da örneğin Poker oyunu birçok ülkede salt şans değil ancak yeteneğin de dahil olduğu bir oyun olmasıyla aklanmaya çalışılmaktadır. Bu toplumsal bir uzlaşma için yeterince güçlü olan bir argüman değildir. Kişisel olarak oyunlar neye bağlı olursa olsun kişisel tercih özgürlüğünün ön planda olması gerektiğini düşündüğümü ve ortaya çıkacak olası bağımlılık hallerinin minimumda tutulabilmesi adına gerekli tüm yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini ve bağımlılığa karşı tüketicilerin en üst düzey yöntemlerle korunması gerektiğini belirtmiştim.  Ortaya çıkan bağımlılık halleri için de yine tüketicilerin kumar şirketleri ve devletler tarafından desteklenmesi gerektiğini beraber irdelemiştik. Buna dünyada Responsible Gaming yani Sorumlu oyun deniyor. Fakat bu rahatlatmıyor işte kumarın varlığından tedirgin olan insanları. Bunu gördük artık.

Ben bu konunun ne kumardır  ne değildir tartışmasının dışına çıkması gerektiğini ve farklı bir eksende tartışılması gerektiğini düşünüyorum. O da olasılık oluyor. Yani bir oyunu oynayan kişinin kazancını veya kaybını belirleyen tek veri bu olasılıklar. Ve eğer bir ayrım yapılması gerekiyorsa bu ayrımın, olasılıkların tüketiciden yana olabilmeleri ya da olamamaları doğrultusunda yapılması gerekiyor. Örneğin casino oyunlarından rulette olasılıklar casino’dan yanadır.  Siz sonsuza kadar bu oyunu oynarsanız o zaman diliminin sonunda zararda olan taraf olursunuz. Bu, slot makinelerinde de böyledir.  Aynı şekilde bu olasılıkların Casino’ların kontrolünde olduğu diğer tüm oyunlarda da. Casino’lar bu kontrolü kendi lehlerine çalışacak şekilde işletirler.

Ancak poker örneğindeki olasılıklar herhangi birinin tekelinde değildir. Uzun vadede sizin daha fazla kazanan olup olmayacağınız sizin bu oyunda kendinizi nasıl geliştirmiş olduğunuza bağlıdır. Elbette açılacak kartların sizin hesaplarınızla örtüşmemesi halinde kayıplar yaşarsınız. Fakat yapılan araştırmalar poker ellerinin %75’inin (Ohio Wesleyan Üniversitesi Matematik ve Bilgisayar Bilimleri bölümünden Sean McCulloch tarafından yapılan araştırmada) ellerin açılmasına sıra gelmeden ara turlarda yapılan hamleler ile sonuçlandığını gösteriyor.  Yani birilerinin yaptığı pot artırımları daha kağıtların açılma turu gelmeden diğerlerinin “pas” demesine sebep oluyor.

Şimdi siz rulete şans oyunu diyorsunuz ve pokerin içinde de şans faktörü var diye bu oyunların ikisini de aynı kategoride incelemek ne kadar adildir? Veya siz slot makinesine kumar diyorken, spor bahislerinin de içinde şans faktörü var diye Şampiyonlar ligi finaline yapacağınız bahislerle slot makinesinde yapılan bahisleri aynı kategoride irdelemek ne kadar adildir?

Dolayısıyla bunların hangisi ne kadar yetenek oyunu ve ne kadar şans diye irdelemektense, bu oyunlardaki olasılıkların öntanımlı bir şekilde oyuncunun aleyhinde olup olmadıklarına bakmak gerekiyor. Bana göre Casino oyunları keskin çizgilerle diğerlerinden ayrılıyor. Tüm lisans işlemlerinin de bence buna göre ayrıştırılması gerekiyor tabi eğer bir lisans verme düzeni aranıyorsa. Bunun sonunda isterseniz bu olasılık ayrımına göre bir bağımlılık katsayısı bulmaya çalışır ve bağımlılık riskiyle ilgili önlemleri bu doğrultuda alabilirsiniz.

En nihayetinde günümüzde geldiğimiz noktada devletlerin lisans vermeye başlamada bile yeterince geç kaldığını ve lisanssız çalışmakta olan firmaların olası bir libere edilmiş ortamda bile bu lisansları almaya gerek duymadan aynı güçle hizmet vermeye devam edebileceklerini düşünüyorum. Yani artık bu akışların kontrolü de devletlerin kontrolünden çıkmıştır. Birey devletlere karşı üstünlüğünü ilan etmiş durumdadır. Birileri bir yerlerde bir hizmet sunuyorsa ve o hizmet de başka birileri tarafından talep ediliyorsa devletler internet koşullarında devre dışı kalmaktadır. Bu nedenle gerekli tüm düzenlemeler hiç vakit kaybedilmeden bu gerçeğin ışığında yapılmalıdır. İsveç’teki korsan partinin illegal download için savunmakta olduğu görüşün aynısını ben de online kumar için savunuyorum.  Bu gerçeğin idrakına geç varacak olan ve modellerini bu yeni düzene göre güncellemeyip uyumlamayacak olan devletler İS döneminin ilkelleri arasında yerlerini şimdiden ayırtabilirler.

Berkay Tanyolaç – 11.06.2009

Not: Bu yazı Bahismedya.com’a özel olarak yazılmıştır. Herhangi bir basın – yayın organından alıntı değildir. Kaynak göstermeden haberlerimizi ve köşe yazılarımızı yayınlayan basın – yayın organlarına karşı her türlü yasal haklarımız saklıdır.

1 Yorum : 06.11.09

ABD VE ONLINE KUMAR – BAHİSMEDYA’YA ÖZEL RAPOR!

Bildiğiniz gibi 2006 yılının son aylarında Bush yönetiminin ”dünyaya” attığı bir diğer kazık olan ve ABD kongresi tarafından da binbir dolambaç sonrasında onaylanmış olan UIGEA (Unlawful Internet Gambling and Enforcement Act) isimli kanun sonrasında online kumar ABD tarafından yasaklanmıştı.

Gelin bu kanunun kongredeki temsilcilere nasıl yutturulmuş olduğunu kısaca hatırlayalım ve sonrasında bu konuyla ilgili son gelişmeleri beraber inceleyelim.

 Amerika, özellikle 11 Eylül sonrası girilen paranoyak tutum nedeniyle tamamen güvenlik odaklı politikalar üretmiş ve beraberinde de yine güvenlik bahanesiyle dünya çapında hukuku yok sayan birçok eyleme imza atmıştı. İşte UIGEA de 11 Eylül paniğinin bir hediyesidir tüm dünyaya. Port Security Bill adı verilen bir yasa tasarısı mevcuttur ve bu yasa tasarısının üzerinde Amerikalıların klasik alışkanlıklarından biri uygulanmıştır. Yasa ”mutlaka geçmeli” şeklinde sunulmaktadır kongreye. Yani ince bir pazarlama kıvırtığı vardır işin içinde ve yine güvenlik nedenleri ileri sürülmektedir. O dönem için bu tip bir hezeyanı küçümsememek gerekir elbette. Çünkü Port Security Bill’in asıl amacı teröristlerin Amerika’ya her yıl girmekte olan 11 milyon gemi konteyneri aracılığıyla ülkeye bir nükleer , kimyasal veya biyolojik silah sokmalarını engellemektir. Liman ve sınır güvenliğinin artırılmasına yönelik bir dizi önlemler söz konusudur. Limanlarda çalışan tüm güvenlik görevlileri yüksek teknolojiye sahip ekipman ve üst düzey yetkiler ile donatılacaktır.

Bu yasa tasarısı hazırlanırken online kumar karşıtı Las Vegas lobicileri boş durmaz ve ve bu hadiseyi güvenlik mevzularıyla ilişkilendirip online şirketler için istedikleri kısıtlamaları UIGEA eşliğinde Port Security Bill’e dahil etmeyi beceriverirler. Çünkü onlara göre online kumar kara para aklamada kullanılma riski bulunan araçlardan biridir. Çünkü onlara göre online kumar aracılığıyla terör örgütlerine para aktarılabilmektedir.  Cumhuriyetçiler çareyi bu suça alet olan platformların önünü kesmeye çalışarak değil ancak dünya üzerinde saygın kimliğe sahip birçok şirketi böylesine yüzeysel bir biçimde devre dışı bırakarak bulmuşlardır. UIGEA’in binbir dolambaç ile yamanmış olduğu Port Security Bill, 13 Ekim 2006 yılında Bush tarafından imzalanır. UIGEA, ABD sınırları içinde hizmet veren bazı şirketlerin sunduğu at yarışı, loto ve başka birçok şans oyunu bahislerini hariç tutarak bunların dışındaki alışılagelmiş her türlü online kumar türünü yasaklamaktadır. Bush bu tasarıyı imzalarken objektiflere gülümseyerek  ”Teröre karşı savaşı kazanacağız” şeklinde bir beyanatta bulunmuştur.

ABD teröre karşı savaşta ne yaptı bilinmez ama gelin online kumar konusundaki durumuna bir bakalım;

Gelişmenin hemen ardından özellikle Avrupa üzerinden hizmet vermekte olan online kumar şirketleri işlem görmekte oldukları borsalarda milyarlarca dolar değer kayıpları yaşarlar. Bu şirketlerin başında Party Poker, Bwin ve Sportingbet (Süperbahis) şirketleri gelmektedir.  Bu değer kayıplarının sorgusuz sualsiz bu şirketlere tek taraflı bir karar ile yaşatılmasının nedeni unutmayalım ki Bush yönetiminin teröre karşı olan savaşıdır.

Bu yasa nedeniyle özellikle o çok sevdikleri Texas Hold’em türü poker oyununu evlerinden oynayamama riskiyle karşılaşmış olan Amerikalılar oldukça öfkelenmiştir. ABD’deki Online Poker oyuncularını aynı çatı altında toplamayı başarmış bir sivil toplum örgütü olan Poker Players Alliance’ın (Nisan 2008; 1 milyon üye) sözcüsü Alfonse D’Amato şu yorumuyla konuya karşı tepkisini çok güzel bir şekilde dillendirmiştir; ”Evimde silah bulundurmama devlet izin verebiliyorken, aynı evden poker oynamama nasıl müsade edilmiyor?” Farklı konular olsa da haksızlığa uğradığını düşünen insan herşeyi sorguluyor hale geliyor demek ki… Darısı başımıza ne diyeyim…

Bunun dışında geçtiğimiz 3 sene içerisinde Amerikalı yetkililer bu yasak nedeniyle oldukça ilginç tecrübeler edinir. Gerek Avrupa Birliği ülkeleri ve gerek Antigua&Barbuda isimli küçük bir ada ülkesi tarafından Dünya Ticaret Örgütü nezdinde açılmış davalar ile boğuşur (hala boğuşmaktadır).

Diğer taraftan Massachusets eyaletinden temsilci olarak kongrede bulunan ve aynı zamanda da temsilciler meclisinin finansal hizmetler komitesi başkanı olan Demokrat Barney Frank konuyla yakından ilgilenmektedir. Hazırladığı yasa tasarısı ile online kumar için olası bir lisanslama ve vergilendirme yoluna gidilmesi halinde devletin önümüzdeki 10 yıl içinde 51.9 milyar dolarlık vergi toplayabileceğini ünlü danışmanlık şirketi Price Waterhouse Coopers aracılığıyla raporlar. Hal böyleyken, UIGEA ile engellenememiş olan online kumar sektöründe ABD vatandaşlarının başı boş bir biçimde ne olduğu belli olmayan yerlerden kumar oynamaya devam etmekte olduklarını vurgular. Bu kişiler diğer sektörlerde tüketicilerin sahip olduğu tüm haklardan yoksundur. Olası bir mağduriyette şikayetlerini iletebilecekleri resmi bir kurum bulunmamakta ve bu boşluk nedeniyle devlet onları koruyamamaktadır. Offshore sitelerin ABD vatandaşlarından aldıkları paraları bırakın Amerika’ya vergi vermeyi, ne yapmakta oldukları dahi belli değildir. Dolayısıyla UIGEA kaş yapayım derken göz çıkartmış ve önüne almak istediği bir takım tedirginliklerin gerçekleşmesine yönelik daha uygun bir ortam hazırlamıştır (asıl amaç elbette Las Vegas lobisinden para kopartmak). Yine bu offshore sitelerde devletin hiçbir şekilde kontrolünde olmayan yaş sınırlaması uygulamaları mevcuttur. Yasal düzenlemelerle hem en uygun yaş sınırlama kontrolü teknikleri kullanılacak hem de kumar problemi yaşayan tüketicilere devlet desteği eşliğinde yardım edilecektir. Tüketicilerin uğrayabileceği tüm haksızlıklar denetleyici kurumların hakemliği eşliğinde çözüme kavuşturulacaktır. Şu an bu tip önlemlerin hiçbiri hali hazırda mevcut değildir. Frank’e göre ABD devletinin vatandaşlarını böyle bir durum içinde bırakmaya hakkı yoktur.  Mevcut durumu hem devlet hem de vatandaşlar için daha uygun hale getirmenin tek yolu UIGEA’nın yürütmesini durdurmak ve sektörü yeniden düzenlemektir.

İşte Frank’in hazırlamış olduğu ve Bush döneminde kongreden aradığı desteği bulamamış olan bu yasa tasarısı ufak birkaç revizyonla gelecek hafta yeniden kongrenin huzurlarına çıkıyor. Bu yasaya çocukların odalarının Casino’lara dönüşmesini istemeyen Cumhuriyetçiler ve NFL yetkilileri şiddetle karşı çıkıyor. Fakat Frank online kumar realitesinin tanınmasından ve bunun gerektirdiği ihtiyaçların devletin de olumlu bir şekilde faydalanacağı doğrultuda karşılanmasından yana.

Benim fikrim bu sefer Frank’in bunu başaracağı yönünde. Son bir yıl içinde meseleyle derinlerden bağlantısı olabilecek parçaları bir araya getirdiğimizde iklimin ne kadar da müsait olduğunu beraber görebiliriz;

- UIGEA sonrası Amerika pazarına olan hizmetlerini durdurmuş ve sektördeki en büyük darbeyi almış olan Party Poker, bundan 6 ay kadar önce Gibraltar’daki ofislerine çok sayıda yeni çalışan almış bulunuyor (rakam tam aklımda değil ancak 100’lü rakamlar olsa gerek). O zaman Party Poker’in ortada hiçbir büyüme de yokken bunu neden yapmakta olduğu kuşkuyla karşılanmıştı. Fakat şu anda bu hamle bir anlam kazanmış durumda…

-Yine Party Poker  Amerika tarafından UIGEA öncesinde Amerika’ya vermiş olduğu hizmetler nedeniyle suçlanmaktaydı. Taraflar arasında uzunca bir süredir müzakere edilen görüşmeler sonunda nihayet geçtiğimiz ay bir uzlaşmaya varıldı. Party Poker Amerika’ya UIGEA öncesi sunmuş olduğu hizmetler nedeniyle 105 milyon $ ödemeyi kabul etti. İşte bu sebeple Party Poker Amerika’nın gözünde artık suçlu değil. Olası bir lisanslama sonucunda Bwin ve Sportingbet’in daha yapacak işleri var gibi görünüyor. Party Poker ise hazırlığını tamamlamış durumda.

- En önemli Las Vegas lobicilerinden biri kabul edilen ve oldukça büyük bir offline operasyona sahip olan Harrah’s Entertainment adlı kurum, online ayağını kuvvetlendirmek için hazırlık yapmaya başladığını duyurdu. İlginçtir ki Harrah bunun için Party Gaming’in eski CEO’su Mitch Garber ile anlaşmış bulunuyor. Mitch Garber UIGEA hayata geçtiğinde Party Gaming’in CEO’luğunu yapmaktaydı.

- Ve başka bir önemli faktörü 3 kelimeden oluşan bir ismin eşliğinde sizlerle paylaşmak isterim. ”Barrack Hussein Obama” ve demokrat temsilcilerin önemli bir çoğunluğa sahip olduğu ABD Kongresi. Bu kongre UIGEA’in Port Security Bill’e ait olmadığını çok iyi biliyor.

Bütün bu gelişmeleri ülkemizde mevcut olan İddaa yasasını (5583 numaralı kanun) sosyal sorumluluk makyajı altında çıkarttıktan sonra ”Bizim Avrupa standartlarının da üzerinde bir yasamız var. Bu iş Amerika’da da yasak” diyen kimselerin yöneticilik melekelerine maruz kalmış olan ”yalnız ve güzel ülkeme” ithaf ediyorum. Yazıyı temennilerimiz eşliğinde bitirelim..

Elveda UIGEA ve sevgiyle kal ”Bekir Yunus Uçar”*

Berkay Tanyolaç – 29.04.2009

*: Spor Toto Teşkilat Müdürü

Not: Bu yazı Bahismedya.com’a özel olarak yazılmıştır. Herhangi bir basın – yayın organından alıntı değildir. Kaynak göstermeden haberlerimizi ve köşe yazılarımızı yayınlayan basın – yayın organlarına karşı her türlü yasal haklarımız saklıdır.

1 Yorum : 04.29.09

İNTERNETTEN BAHİS OYNAMAK SUÇ MUDUR?

İnternetten bahis oynanan siteleri incelemek için buraya tıklayabilirsiniz. Bu bağlantı tamamen bilgi verme amaçlıdır. 

Bu konuyu gündeme getirmekte geç kalmış olabiliriz. Gözlemlediğimiz kadarıyla Türkiye’de internet üzerinden İddaa isimli oyunun haricinde Türkiye Cumhuriyeti yasaları dahilinde illegal olarak ilan edilmiş siteler üzerinden bahis oynamakta olan oldukça geniş bir kitle bulunmakta. Peki bu bahisleri oynamakta olan insanlar Türkiye Cumhuriyeti yasaları çerçevesinde işletilmekte olan hukuk kuralları dahilinde suç işlemekte midirler? Bu yazıda bu sorunun cevabını arıyoruz.

Bu konuyu ilgilendirmekte olan ve bu konuya dahil olan herkesin bilmesi gereken 2  farklı yasal hüküm bulunmaktadır. Bunlardan ilki ve daha çok popüler olanı 2007 Mart ayı itibarıyla yürürlüğe girmiş olan 5583 numaralı kanundur. Bu kanunun içeriğinde bahis oynayanların alenen suçlanmakta oldukları bir ifadeye rastlanmamıştır. Bana göre bu kanun yalnıza yasaklanmış olan hizmetleri vermekte olan kurumları ve bu kurumların yöneticilerini ilgilendirmektedir. Dolayısıyla söz konusu bahisleri  yapmakta olan vatandaşlar bu kanunu muhatap almamalıdırlar. Şimdiye kadar hiçbir vatandaşımız bu kanundan ötürü bir cezai yaptırıma tabi tutulmamıştır ve tutulacak gibi de görülmemektedir. İlgili kanun içinde geçmekte olan ve vatandaşın internetten bahis oynadığı için ceza almasına sebep olabilecek birçok ifadeyi dilediğiniz kadar eğin ve bükün, ilgili kişinin yapacağı çok basit savunmalar ile ilgili suçlamalar kovuşturulmuş olacaktır.

Bu konuyu ilgilendiren bir diğer yasal hüküm Kabahatler kanununda mevcuttur. Bu kanunda iki önemli nokta var. Bir defa bu kanundan dolayı suçlanabilmeniz için kanunda adı geçmekte olan fiilleri Türkiye sınırları içinde işlemiş olmak gerekiyor. Örneğin bu kanunun içinde ”sarhoşluk” diye bir madde de var arkadaşlar. İlginç olduğu için bu örnekleri çoğaltmak isterim. Dilencilik, Gürültü, Rahatsız etme, işgal, tütün mamüllerinin tüketilmesi, çevreyi kirletme ve tabii ki kumar…
Bakınız kumar için ne deniyor?

MADDE 34.- (1) Kumar oynayan kişiye, yüz Türk Lirası idarî para cezası verilir. Ayrıca, kumardan elde edilen gelire elkonularak mülkiyetin kamuya geçirilmesine karar verilir.
(2) Bu kabahat dolayısıyla idarî para cezasına ve elkoymaya kolluk görevlileri, mülkiyetin kamuya geçirilmesine mülkî amir karar verir.

Şimdi burada tekrardan bahis kumar değildir tartışmalarına girmek istemeyiz. Oraya para koyarak öyle veya böyle şansa az veya çok dayalı bir oyun oynadığınızda bunun adı kumar oluyor ( ayrıca bkz TCK madde 228 fıkra 4: Ceza Kanununun uygulanmasında kumar, kazanç amacıyla icra edilen ve kâr ve zararın talihe bağlı olduğu oyunlardır) . Şimdi siz bahis oynadığınızda hesaba katar mıydınız; Galatasaray Kocaelispor’a 3-2 yenikken Baros o penaltıyı kaçıracak ve o kırılma noktasından sonra Galatasaray’ın başına neler neler gelcek.. O yüzden burada yetkililere farketmiyor Casino’da rulet mi çeviriyordunuz yoksa apartmanınızın girişinde arkadaşınızla parasına karınca mı yarıştırıyordunuz…

Konuya dönmeden akla gelen bir başka dipnot ise İddaa meselesi. İddaa oynayan kişi de bal gibi kumar oynuyor ve kabahatler kanunumuzda benim incelediğim kadarıyla İddaa için bir kapsamdışılık falan yok. Milli Piyango için de yok. Ozaman neden kapsamdışılık olmadığı halde onları oynadığınızda kumar değil de talih oyunu oynamış oluyorsunuz? Çünkü onlar cici…İnternet bahisi,  rulet, blackjack veya diğer türler öcü.. Profesyonelliğin her zerresinde hissedilmesi gereken devlet kurumları , bilmedikleri için yapamadıkları tanımlar nedeniyle bu konularda epey ”sekiz çizmek” zorunda kalıyorlar. Bir ülkede kumar ya vardır ya da yoktur. Önce bunu bir netleştirin. Netleştirdikten sonra da biz kumar oynatıyoruz ama bunu devletten başka kimse de yapamaz  diye belirtin lütfen.  Bizden başka oynatan ve onun oynattığı yerden oynayanın vay haline edebiyatı yapın. Burada da haksızlık var ama tutarsızlık yok. Ona da razıyız.

Özetle burada ne oluyor? Siz kabahatler kanuna göre ilk bakışta suç kapsamındasınız arkadaşlar. Kumar oynadınız mı 100 TL ceza alıyorsunuz. Ha oyun başına mı 100 TL yoksa para yatırma başına mı bütün bu detaylar hep sizin konuyla ilgilenen savcının veya mahkemenin takdirine giriyor (Bu kanun nedeniyle internetten bahis oynamış geçmişte ceza ödemiş vatandaşlar mevcuttur). Aslında burada oynan oyunun kumar olup olmadığının bile hükmüne yine bu hakim ve savcılar karar veriyor. Yani kafayı kıran bir savcı sizin elinizdeki iddaa kuponunu görüp, polislere talimat verip ertesi gün siz yine kuponu oynarken sizin kumar oynamakta olduğunuz iddiasında bulunabilir. Bu teorik olarak mümkündür. Fakat hakim savcıya der ki; Yahu bu bizim iddaa’dan oynanmış kupon.. sen delirdin mi? Savcı iyice niyeti bozmuşsa, yok efendim delirmedim. Bu iddaa ama kumar oluyor şimdi bu. O yüzden kabahatler kanunu kapsamına giriyor. Ben onun için şey ettiydim..Ben savcı olsaydım şakam varsa ne olayım ki bunu yapardım. Hem de kanundan aldığım en baba yetkiyle yapardım bunu. Tabii ki olacak iş değil ama konuyu bağlamak istediğim yere gelmek için bu fikirleri yürütüyorum huzurlarınızda. Peki internetten bahis oynadığınızda kabahatler kanunundaki kumar sizi nasıl kapsama alanına alır?

Şimdi bir defa kumar oynarken yetkililer tarafından görülmeniz lazım. Veya kumar oynamışlığınızla ilgili kanıtların bu yetkililerin eline geçmesi gerekiyor. Sizin oradan buradan kredi kartınız ile yaptığınız para yatırma işlemlerine bakıp kumar oynamış ilan edilmeniz o kadar kolay değildir. En kötü ihtimalle sorarlar size ne iş bu işlemler diye..Doğruluğunun kontrol edilmesinin mümkün olmadığı cevaplar yüksek sayıdadır. Burada yanlış bilgi verilsin de demiyoruz. Size geçmişte kredi kartınızla yaptığınız bir işlemin bahis harcaması olup olmadığı sorulduğunda o işlemin içinde bahis adı bile geçmiyorken siz nereden o harcamanın bahis harcaması olduğunu hatırlayabilirsiniz? Dolayısıyla burada da öyle ciddi bir risk görünmüyor. Buradaki tek  ciddi risk, bu işi yaptığınız sitenin sunucularının ve dolayısıyla sizin kişisel bilgi ve oyun kayıtlarınızın bir şekilde yetkililerin eline geçmesiyle ortaya çıkabilmektedir (Yukarıdaki parantez içinde bahsettiğimiz konu bu nedenle gerçekleşmiştir). Türkiye’de hiçbir şekilde konumlanmamış olan internet siteleri için böyle bir risk de bulunmamaktadır. Peki bu sitelerin Türkiye’de hiçbir şekilde konumlanıp konumlanmadığından nasıl emin olabilirsiniz? Bu sorunun cevabı net bir şekilde verilememektedir.

Değinmeden geçemeyeceğimiz bir diğer nokta ise sizin sunucuları yurtdışında bulunan bir internet sitesinde yaptığınız bahislerin kabul edildiği yer yurtdışı iken (sunucular yurtdışında) siz nasıl bir hukuki bakış açısıyla söz konusu bahisi Türkiye ’de oynamış kabul edilebilirsiniz? Bu tartışmalı bir konudur. O zaman tatil için gittiğiniz Las Vegas’ta yapmış olduğunuz bahisler de mi kabahatler kanunu kapsamına alınmalıdır? İnternetten oynarken ”bahisi oyna” düğmesine Türkiye’den basıyorsunuz ve bahisiniz atıyorum ki Antigua ve Barbuda isimli bir adada kabul ediliyor. Oyna düğmesine basmak ilgili kabahati oluşturmaya yetecek bir unsur mudur? Peki ben bu yaz Las Vegas’ta rulet oynamayı kafama koydum. Ve şu anda İstanbul’dayım. Gidince de parayı basıp bahislerimi yapacağım. Sadece bahisimin kabul edilme süresi biraz uzun sürüyor burada çünkü benim Las Vegas’a gitmem gerekiyor bunun için. O zaman ne oluyor. Ben niyeti şimdiden bozup ”oyna” tuşuna şimdiden basmış olmuyor muyum? Hadi çık işin içinden…

Peki suçu asıl oluşturan unsur benim oyna tuşuna basmam mı yoksa o sunucunun varlığı mı? Beni yok ettiğinizi düşünelim… O sunucu orada olduğu süreci siz bu suçu nasıl ortadan kaldırmış oluyorsunuz da buradaki suç unsurunu benim oyna tuşuna basmam olarak değerlendirebiliyorsunuz? Ben yok olduğum için basamıyorum artık o tuşa ama Hakan’la Ufuk basmaya devam edebiliyorlar. Suç unsuru şahıslar mı yoksa sunucu mu? Şahıslar ortadan kalktığında suç ortadan kalkmıyorsa o zaman suçun işlendiği yeri neden ve nasıl Türkiye olarak kabul edebiliyorsunuz? Bunlar hassas konular ve uzmanlar tarafından umuyoruz ki uzun vadede sağlıklı bir şekilde değerlendirilirler. Biz biraz felsefe yapıp kafanızı ağrıtalım dedik…

Özetlersek arkadaşlar, kanunlarımıza göre kumar (bahis, casino vs) oynamak kabahat imiş ve 100 TL’lik para cezası söz konusuymuş. Fakat bunun uygulamasının pratikte karşılaşabileceği sorunlar da yukarıda belirttiğimiz gibiymiş. Bütün bu yorumlar elbette bizim naçizane saptamalarımızdan çıkmaktadır. Siz siz olun eğer tereddütünüz varsa,  bu konularda güvendiğiniz bir hukuk danışmanı ile bu konuları konuşmadan hiçbir yerden kumar oynamayın. Uzman görüşü almadan da hiçbir kurumun ya da şahısın yorumlarını bu konudaki doğrular olarak kabul etmeyin. Bir sonraki yazımızda kanun ve hukuk arasındaki farkları aşina olduğumuz konular ekseninde değerlendirerek ”İllegal” kavramının üzerinde duracağız.

Olaylarla ilgili öngördüğünüz olasılıkların, gelecekte yaşanacak tecrübelerinizden ayrı düşmemesi dileğiyle…

Berkay Tanyolaç – 24.02.09

Not: Bu yazı Bahismedya.com’a özel olarak yazılmıştır. Herhangi bir basın – yayın organından alıntı değildir. Kaynak göstermeden haberlerimizi ve köşe yazılarımızı yayınlayan basın – yayın organlarına karşı her türlü yasal haklarımız saklıdır.

5 Yorum : 02.25.09

İDDAA VE SOSYAL SORUMLULUK

Ülkemizde vatandaşlarımızın bahis oynama isteklerini giderebilmeleri için varlığından şikayetçi olmadıkları ama nasıl olduğundan oldukça şikayetçi oldukları bir oyun var ve bu oyunun adı İddaa. İddaa oyunu kimilerinin iç dünyalarında yaratmış oldukları birtakım felsefelerden ötürü kumar oyunu olarak görülmeyebiliyor. Fakat işin bir de bilimsel kısmı var. İddaa ortaya para konarak oynanan bir talih oyunu olduğundan “kumar oyunları” başlığı altına giriyor ve bu nedenle keyifli bir eğlence aracı olmasının yanı sıra bağımlılık yaratma riski taşıyor. 2007 Mart ayı itibarıyla en büyük gerekçe olarak “sosyal sorumluluk” gösterilerek özellikle Kıbrıs üzerinden hizmet vermekte olan veya Avrupa Birliği sınırları içerisinde oldukça saygın konumlara sahip olan bahis şirketlerinin Türkiye’ye hizmet vermesi yasaklandı. Vatandaşlarımıza sadece devlet kontrolünde oynatılmakta olan İddaa oyunu ile bahis oynayabilecekleri 5583 numaralı kanun ile onlara söylenmiş oldu. Fakat devletin bu sosyal sorumluluk hadisesinde ne kadar samimi olduğu üzerinde ciddi kuşkular oluşmuş durumda. Sektörün uzun vadeli devamlılığı için tüketicinin kumar bağımlılığından nasıl korunabileceğine dair henüz hiçbir önlem alınmıyor. Son dönemdeki bütün ısrarlarımıza rağmen bunun tam aksine olan uygulamaları gözlemlemek ise bizi giderek daha fazla endişelendiriyor. İddaa, Türkiye’de yasaklı olarak ilan edilmiş olan bütün şirketlerde yer alan hiçbir “sorumlu oyun” aracını kullanmamakta ve yine bu şirketlerin hiçbir ülkede yapmalarına izin verilmeyeceği (zaten bu şirketlerin de yapmaya asla tenezzül etmeyecekleri) reklam kampanyalarını yapmaya devam etmektedir.

Hergün dolaşmakta olduğunuz internet sitelerinde “İddaa oyuncuları 1 günde 21 Milyon YTL kazandı. Var mısın İddaa’ya” şeklinde olan reklamlar (banner) gözümüze çarpıyor son dönemde. Demek ki yapılan yanlışlarda ısrar etmek istiyorlar. Banner’da kullandığınız bu slogan, İddaa’nın keyifli vakit geçirmeye yarayabilecek bir kumar oyunu olmasından çok onun bir kazanç kapısı olabileceği imasını taşımakta. İddaa yetkilileri bu yanlışın aleniliğinin farkında değiller mi? Bu tip imaların birgün onların sonunu da getirebilecek hatalar olduğunu bilmiyorlar mı? Gelişmekte olan bir ülkede gelişmekte olan bir oyun oynatıyor olabilirsiniz. Ve fakat bu, sizin işinizi biraz daha duyarlı yapmanız önünde herhangi bir engel değildir.

Her reklam kampanyasında “18 yaşından küçüklerin oynaması yasaktır. Lütfen sorumlu bir şekilde oynayınız” benzerinde olan ifadelerin reklamla beraber verilmesi gerekirken ve biz tam da bu tip konulardan bahsetmeye başlamışken “İddaa oyna, milyonlar kazan” anlayışı yine ne yazık ki hortlamış durumda.

Bütün bunlar hep söylediğimiz gibi bu işlerin hukuki tarafındaki başıboşluktan ve ülkemizde kumarın tanımının yanlış bir şekilde algılanıyor olmasından kaynaklanmaktadır. Bu başıboşluk ve yanlışlık aşağıdaki sorunların tümünün nedenidir;

-İnternet üzerinden özgürce bahis oynamak isteyen tüketicinin önüne engeller çıkartılması ve bunun yasal düzenlemelerle engellenmeye çalışılması.
-İddaa’nın kumar oyunu olma yönü “Süper lig klüplerine ve X, Y, Z kurumlarına katkı” gibi sebeplerle gölgelenerek farklı ve bağımlılık riski taşımayan masum bir oyunmuş gibi gösterilmesi.
-Medyadaki büyük kalemlerin bu konuda ağız birliği etmişcesine İddaa’nın günah çıkartma seremonisine katılmaları ve sektörel bilinçten yoksun olarak bu konu hakkındaki doğru ve yanlışları kendilerine göre kitlelere empoze etmeye çalışmaları.
-Hiçbir “sorumlu oyun” modelinin kurulmaması ve uygulanmaması.

Örnekler çoğaltılabilir. Halbuki devlet nezdinde kumarın tanımını samimi bir şekilde yeniden yaparak bu konuyu meşru hale getirsek (şimdi yaptığımız meşruyet çalışmaları yerine)  hem kayıt dışı pazarın önüne geçebilir (asla engellemek değil kayıt dışıyı kayıtlı hale getirmekten bahsediyorum) hem de pazarın içindeki tüm tüketicileri de beraberinde birçok riskten korumuş oluruz. Kumar kötüdür, İddaa iyidir anlayışını yok edip yerine kumar bağımlılığı kötüdür ve kumar oynamak bireysel özgürlüklerle ilgili bir tercihtir anlayışını oturtmamız gerekiyor. Buradan yola çıkarak yapılacak yeni düzenlemelerle Türkiye’ye vergi vererek hizmet vermek isteyen (sanki bu şirketlere soruldu da onlar biz vergi vermeyiz dedikleri için yasaklandılar..) diğer şirketlerin de önü açılacak ve buralardan bahis oynayan insanların da para akışları kontrol altına alınacaktır. Çünkü diğerlerini yasaklamak için bahane kalmıyor ortada siz kumarı doğru bir şekilde anladığınızda ve tanımladığınızda. Fakat bu bilinç düzeyine gelebilmek için öncelikle devletin demokrasiyle işleyen ve hukuk sisteminin doğru olarak çalıştığı bir kurum haline gelmesi gerekiyor. Çünkü ancak böyle bir sistemde siz, sizi yönetenlere “tek başınıza” haksızlığa uğradığınızı kabul ettirebilir ve kanıtlayabilirsiniz. Şu anda maruz kaldığımız haksızlıkları  hukuki mercilere anlatacak olsak büyük ihtimalle hakimler bize ilk duruşmamızda “Evladım sen neden kumar oynamak için böyle şeylerle uğraşıyorsun” diyerek bizi kapı dışarı ederler. Çünkü kimse konunun özünü bilmiyor ve bilmeye doğru giden bir hava da yok hiçbir yerde. Bu nedenle Türkiye’nin anayasal sisteminde köklü değişiklikler olmadan (Yeni bir anayasa yapılmadan) özellikle internet bahisçisi de hakları için yıllar yılı bekleyeceğe benziyor. Şu anki anayasal sistem sadece kaymağı yemekte olan tabaka bir değişim istediğinde (veya hak teslim etmek istediğinde) bu değişimin gerçekleşmesine olanak veriyor. Bu nedenle 12 Eylül anayasasının yerine bireysel tercihlerin ön plana alındığı ve bunlara toplumun hiçbir kesimini ayırt etmeden “saygı duyan” yeni bir anayasaya mecbur olduğumuzu düşünüyorum sevgili okurlar. Çünkü bu tip bir anayasada devlet eğer kendi modelini kuramayıp bir vergi sistemi oluşturamaz ise o zaman vatandaşına “Sen buradan oynayacaksın. Öteki şirketlerin banka hesaplarını ve senin de kredi kartını bu işlemlere kapatıyorum” diyemez. Eğer memnun olmadığı bir durum var ise kendisini insanların tercihlerine göre uyarlar ve sektörleri buna göre düzenler. “Kapattım, al sende bunla idare et. Zaten kumar da kötü birşey. Ben neyin kötü neyin iyi olduğunu senden daha iyi biliyorum” anlayışı yok olur. Mecburiyet nedeni budur.

Yazıyı bitirirken şunları tekrar vurgulamak istiyorum. Kumar, bireyler için bağımlılık riski taşımakta olan bir olgudur. Kumar bağımlılığı riski ise bir oyunda talihe dayalılık ve kazanç kapısı olarak algılanma olgularının bir arada bulunuyor olmalarının doğal sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. İddaa’da talihe dayalılık yoktur denemeyeceği ve kimileri tarafından bu oyun kazanç kapısı olarak da algılanabileceği için İddaa oyunu kumar bağımlılığı riski taşımaktadır. İşte bu nedenle devlet, oynatmakta olduğu bir kumar oyunu için kumar bağımlılığına dair önlemleri almak/aldırmak zorundadır. Bu oyunun reklam kampanyalarında kullanılmakta olan “İddaa oyna, milyonlar kazan” veya bu gibi anlamlara gelebilecek “İddaa’cılar yine köşeyi döndü” iması taşıyabilecek reklamlara yasal düzenlemeler aracılığıyla son verilmelidir. Aynı yasal düzenlemelerde tüm gelişmiş ülkelerde olduğu gibi örneğin “İddaa tahminlerinde daha başarılı olan kimselerin” hayattaki başarıyla paralel bir anlam çıkartılmasına mahal verilebilecek reklam kampanyalarına da müsade edilmemelidir (Örneğin İngiltere’de pokerde iyi blöf yapıp daha fazla el kazanmayı tüm hayata dair olumlu bir kişisel özellik olarak gösteremezsiniz.O reklam yayın izni alamaz.). Bütün bu yasal düzenlemelerin çerçevesi içinde kumarın tanımı yeniden yapılmalı ve devlet oynatmakta olduğu oyunların aslında ne olduğu realitesiyle yüzleşmelidir. Bunun sonucunda da insanları kumardan değil kumar bağımlılığından koruma şeklinde yeni bir misyon oluşmuş olacaktır. İçinde bulunduğumuz mevcut durumun (Özel şirketlerin yasaklanması ve İddaa’nın meşrulaştırılması) sosyal sorumlulukla hiçbir ilgisi bulunmamakta ve İddaa özellikle Süper Lig klüplerine yapmakta olduğu katkılar nedeniyle “meşru” gösterilmeye çalışılmaktadır. Yasaklı sitelerden bir yolunu bulup oyun oynayan vatandaşlarımız ise kendi devletlerinin onlara yasak etmiş olduğu sitelerde diğer devletlerin almış olduğu sorumlu oyun önlemleri sayesinde daha “sosyal sorumlu” oyun ortamlarında kumar oynamaya devam etmektedir.

Sizleri, yönetmekte olduğunuz ülkede yaşayanlara veya hizmetini vermekte olduğunuz oyunun müşterilerine karşı daha saygılı olmaya davet ediyorum. Bu saygıyı en başta bireysel tercihlere karşı göstermek zorundasınız. Sonrasında bu bireyleri her gelişmiş ülke devletinin yapmakta olduğu gibi sektörün içindeki çeşitli risklerden korumakla yükümlüsünüz. Buna eninde sonunda mecbur olacaksınız ve o dönem geldiğinde sizden düzgün çalışan bir hukuk sistemi içerisinde geçmiş için ilk hesap soran kişi ben olacağım. Şimdilik iyi çalışmalar…

Berkay Tanyolaç – 26.10.08

Not: Bu yazı Bahismedya.com’a özel olarak yazılmıştır. Herhangi bir basın – yayın organından alıntı değildir. Kaynak göstermeden haberlerimizi ve köşe yazılarımızı yayınlayan basın – yayın organlarına karşı her türlü yasal haklarımız saklıdır.

18 Yorum : 10.26.08

KUMAR OYUNLARI VE TÜRLERİ

Kumar oyunlarını ve türlerini incelemek için buraya tıklayabilirsiniz. Bu bağlantı tamamen bilgi verme amaçlıdır. 

Bir önceki yazımızda girişini yapmış olduğumuz “kumar nedir?” konusunu bu yazımızda daha detaylı bir şekilde incelemeye devam edeceğiz. Aslında bu konuları bir kenara bırakıp daimi ve çok sık bir biçimde ülkemizdeki kumar sektörünün içinde yer alan çarpıklıkları yazmayı ben de çok istiyorum. Fakat bu temel konular üzerinde hepimizin detaylı bir şekilde düşünmesi gerekiyor. Yeri geldiğinde bu yazılar içinde de mutlaka mevcut durum üzerine söyleyecek sözlerimiz olacaktır. Ama gelin herşeyin öncesinde temelimizi atmaya devam edelim. Bu yazımızda kumar türlerini inceleyeceğiz ve kumarın alt dalları üzerinde çeşitli yorumlar yapacağız sevgili Bahismedya’cılar…

Kumar türleri kaça ayrılır?

Dünyada genel olarak bu konu üzerindeki tartışmalar şu noktada birleşmiştir. Kumar türleri ikiye ayrılır.

1-Şansa dayalı oyunlar
2-Yeteneğe dayalı oyunlar

1-Şansa dayalı oyunlar:

Şansa dayalı oyunlar hiçbir zaman için katılımcının insiyatifine bağlı olarak değişiklik gösterebilecek oyunlar değildir. Başka bir deyişle katılımcı/oyuncu/tüketici şansa dayalı bir oyun üzerinde kendini geliştirip bunun sonrasında daha başarılı olma şansına sahip değildir. Ne yaparsa yapsın oynadığı oyunun sonucu ondan bağımsız olarak gelişen olaylar ile belirlenecektir. Bu oyunlara örnek olarak neredeyse casino oyunlarının tümünü verebiliriz. Slot makineleri, rulet, video poker vb oyunların tümü kumarın şansa dayalı oyunlar dalına aittir.

Blackjack oyun türüne değinmek isterim. Günümüzde artık bu oyun birçok desteyle ve oyuncuların takip edemeyeceği karmaşık düzeneklerle oynanmakta olsa da geçmişte bu oyun türü üzerine birçok farklı stratejiler üretilmiş ve kitaplar yazılmıştır. Bu stratejilerin tümü de oyundaki kartları sayma üzerine kurulmuştur. Geçtiğimiz sezon sinemalarda da Kevin Spacey’nin oynamış olduğu 21 isimli hoş bir film de bu konu hakkındaki çarpıcı örneklerden biri olmuştur. Oyun, yapısı itibarıyla bugün de diğer casino oyunlarından belirgin bir çizgi ile ayrılmaktadır.

Şansa dayalı kumar oyunları için hayatımızın içinden verebileceğimiz diğer örnekler: Milli piyango biletleri, kazı kazan kartları, tombala oyunları, sayısal loto çekilişleri, şans topu, 10 numara vb…

2-Yeteneğe dayalı oyunlar:

Konumuzun aslında en tartışmalı ve en keyifli yeri burası. Önce tanımımızı yapalım ve tartışmaya başlayalım sonrasında.

Yeteneğe dayalı oyunlar sizin de tahmin edebileceğiniz üzere katılımcının söz konusu oyunun sonucu üzerinde söz sahibi olabilme şansının bulunduğu oyunlardır. Burası kritik. Söz sahibi olabilme şansının bulunduğu ifadesinin altını çizmek istiyorum. Çünkü, bu oyunlarda sonuç, katılımcının kontrolünde olmayan parametrelere bağlı olarak da ortaya çıkabilmektedir. Başka bir açıdan bakacak olursak, bu oyunlarda katılımcı kendini geliştirme suretiyle, bu oyunlardaki başarısını artırma şansına sahiptir. Bir oyunla ilgili çeşitli kitaplar okunabilir, oyun oynandıkça tecrübe sahibi olunabilir veya bu oyuna kişinin karakteristik özelliklerinden kaynaklanan yatkınlıklar söz konusu olabilir. İşte bu oyunlar şansa dayalı oyunlardan net bir şekilde ayrılırlar. Bu oyunlar da elbette kumar oyunlarıdır. Fakat bu oyunların katılımcıları, başka türlü bir kumarbazlık sergilemektedirler. Bakınız, yeri gelmişken altını çiziyorum. Rahatsız oluyor olabilirsiniz sürekli kumarbaz kelimesini kullanıyor olmamdan. Veya ikide bir kumar, kumar, ille de kumar yazmamdan. Fakat barışmamız gerekiyor bu terimlerle. Bu oyunların katılımcılarına ben kumarbaz diyorum. Ve hepimiz alıştırılmış olan genel kanının aksine bu adamların hepsi yuva yıkan ocak söndüren adamlar değiller. Bunların aşılması gerekiyor. Bu adamların bu alışkanlıkları belki de sigara içen siz milyonların o pis alışkanlığından çok daha temiz alışkanlıklar. Veya siz içki içen dostlarım, belki de bu adamcağızlardan çok daha sersefil durumdasınız. O yüzden inatla kendim başta olmak üzere kumar oyunu seven herkese, bütün yazılarımda “kumarbaz” diyeceğim. Hiç öyle alınmaca gücenmece yok…

Yeri gelmişken İddaa yöneticilerimize de bir çift lafım olacaktır bu konuyla ilgili.

Çok sevgili İddaa yöneticilerim benim. Korkmayın. Kumar oynatıyorsunuz aslanlar gibi işte. Çıkın söyleyin bunu. Söyleyin hatta, o çok sevdiğimiz, bizi Avrupa’da yıllardır aslanlar gibi temsil eden ve annelerinin süperrrr liginde daha da bir aslan kesilen o süperrrr klüplerimiz, bizim verdiğimiz “kumar” parası sayesinde güçlerine güç katıyorlar diyin. Barıştırın milleti şu terimle artık.. Günahlarınız yok mu, tüketicilerinizin sizi sevmediği konular yok mu? Var.. Ama ne yaptığınız konusunda en başta kendinize yalan söylemeyin lütfen. Bu çok önemli. Bu önemi kavrayamazsanız, olası zarar vericiliğiniz ve alacağınız tepkiler konusundaki aciziyetiniz de bir o kadar sert ve acımasız olacaktır. Bunu yapmayın. Konuya dönüyorum…

Yeteneğe dayalı oyunların tanımını yaptıktan sonra neler yetenek oyunudur bunun üzerinde konuşalım. Yaptığım tanım doğrultusunda aklıma gelen en çarpıcı örnekleri yazıyorum.

Poker (En başta Texas Hold’em), Spor bahisleri, Bahis borsası (Al-Sat bahisler), Finans bahisleri, At yarışları, İddaa vb…(kusura bakmasın kimse ama İddaa’ya Spor bahisleri demek, İddaa’ya kumar değildir demekten daha büyük bir cehalettir. Bu nedenle bu oyunu farklı bir kumar oyunu olarak görüyor ve onu sadece kendi ismiyle anıyoruz incelemelerimizde.)

Dip not olarak belirtmekte fayda var. Dünyada Danimarka dışında hiçbir ülke Poker’in bir yetenek oyunu olduğunu mahkemeler nezdinde kabul etmiş değil. Yeteneğe dayalılık anlamında kumarbaza (inanın bu lafı seviyorum) en fazla göz kırpan oyun Texas Hold’em poker oyunudur. Yukarıda yazan tüm oyunları detaylı bilenler, Texas Hold’em in barındırdığı değişkenlerin kişiye ne kadar daha fazla bağlı değişkenler olduğunu da çok iyi bilirler.

Diğer taraftan Spor bahislerini tamamen şansa dayalı oyunlar başlığı altında görmek isteyenlerin sayısı da az değildir.  Fakat ben kişisel olarak spor bahislerini bu başlık altında inceliyorum. Çünkü bu yazı içinde size verdiğim tanım bunu gerektiriyor. Spor bahisleri oyunlarının sonuçlarının tahmini, kişiden tamamen bağımsız olan verilere bağlı olarak gerçekleşmez. Bu nedenle bu oyun yeteneğe dayalı bir oyundur. Bu oyuna yeteneksiz olan bir kumarbazın uzun vadede zarar etme ihtimali, yetenekli bir spor bahisi kumarbazına göre çok daha fazladır. Bu konu tartışılır durur. Mahkemeler veya hükümetler ne zaman bu ayrımları yapmak ister ve sonuçlarında ne olur bilinmez. Üzerine ne çok kelam edilirse, herkesin o kadar daha hayrına olacağı da ayrı bir gerçektir.

Bu yazıları okurken her zaman hatırımızda tutmamız gereken bir konu var ve yazımızın sonunda onu da hatırlatmak istiyorum. İlk yazımızda bahsettiğimiz gibi kumar oyunlarının, çeşitli olayların gerçekleşme ihtimallerinin ticareti üzerine kurulu olduğunu lütfen unutmayalım. Çünkü ilerde tüccarların acımasızlığını incelerken (bilenler için: kar marjı konusu) bunu tekrar gündeme getireceğiz.

Peki bu yazıda kumarı neden iki farklı oyun türüne ayırdık onu da söyleyelim. Avrupa’da kumarın yıkıcı etkilerinin önlenmesi (Bu konuda da çok önemli bir anketimiz mevcut Bahismedya’da. Lütfen oyunuzu veriniz) konusunda ciddi araştırmalar yapılmaktadır. Ve kumarın yıkıcı olan etkilerinin Şansa dayalı oyun türlerinde (Elbette özellikle Casino oyunları) çok daha güçlü olduğu birçok araştırmada, istatistik verileri eşliğinde rakamlarla gösterilmiştir. Avrupa’da kumar sektörleri düzenlenirken alınmakta olan önlemler bu eksende planlanır ve hayata geçirilir. Tüm koruma programlarının hazırlayıcıları bunun ayrımındadır. Yeteneğe dayalı oyunlar da bu konuda elbette masum değildir. Onlar için de hali hazırda birçok koruma programları mevcuttur. Fakat risk grupları ve bu grupların içerdikleri risk faktörleri bu bilinç düzeyi ışığında tanımlanmaktadır. Bu bilinç düzeyi, bizim de anlamamız gereken bir bilinç düzeyidir. Bu paragrafta vurgulamak istediğim nokta şansa dayalı oyunların daha riskli olduğunu söylemek değil ancak konunun detaylarının kavranması ve bir bilinçlenme hadisesiyle ilgilidir.

Bir sonraki yazımızda kumar ve yıkıcı etkileri üzerine konuşacağız ve bu hadisenin toplum için bir felaket haline gelmemesi adına dünyada nelerin yapılmakta olduğunu ve nelerin yapılabileceğini değerlendireceğiz. Elbette ülkemizde sorumlu kuruluşların bana göre devam etmekte olan mevcut aciziyeti de siz okurlarımıza sunulacaktır. Kabalık etmek istemem ama daha oynatılan oyunun kumar oyunu olduğunu bile bunca senedir bir sorumlu kişi bile “söyleyememişken”, toplumu koruma adına alınabilecek önlemlerin doğruluğundan kim hangi yüz ve cesaretle bahsedebilecektir? Bunun adı insanlara yalan söylemek değil midir?

Bayramınızı en içten dileklerimle kutlar ve hepinize saygılarımı sunarım..

Berkay Tanyolaç-03.10.08

Not: Bu yazı Bahismedya.com’a özel olarak yazılmıştır. Herhangi bir basın – yayın organından alıntı değildir. Kaynak göstermeden haberlerimizi ve köşe yazılarımızı yayınlayan basın – yayın organlarına karşı her türlü yasal haklarımız saklıdır.

4 Yorum : 10.3.08

KUMAR NEDİR?

2008 yılında Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre izin dahilinde olmadan oynatılması “suç”, oynaması ise “kabahat” kapsamında olan kumarın tanımının ne olduğunun veya ne olması gerektiğinin üzerinde detaylı olarak düşünülmesi gerekiyor. Kumar, hem sosyal hem matematiksel hem de en önemlisi ahlaki anlamda ele alınarak yeniden incelenmeli ve yeniden tanımlanmalıdır. Ya da mevcut tanım üzerinde daha iyi düşünülerek bu tanım daha iyi anlanmalı ve bu kavrama bağlı olan sektörlerin mevcut düzenlemeleri buna göre yeniden yapılmalıdır. Hem devletimizin hem de tüketicilerin bu konu üzerindeki temel sorunlarının ancak bu eksen üzerinden çözülebileceğini düşünüyorum.

Türk Dil Kurumu’nun kumar için yaptığı tanımlama şu şekilde;

“Ortaya para koyarak oynanan talih oyunu.”

Bu tanım Türk Dil Kurumu tarafından yapılmış olduğu için devletin kumarı nasıl tanımlamakta olduğunu açık bir şekilde görüyoruz. Ancak konuyu anlamak ve tanım üzerinde bir irdeleme süreci başlatmak adına bu tanımla yetinmiyoruz. Kumara “ortaya para koyarak” oynanan “talih oyunu” deniyor. Burada “talih” haricindeki tüm kelimelerin göreceli olmayan anlamları var. Hiçbirinin üzerinde felsefe yapmaya gerek yok. Fakat “talih” hassas bir konu. Çünkü talihin anlamına baktığınızda “şans” kelimesiyle karşılaşıyorsunuz.

Devletimiz tarafından “talih oyunu” ne şekilde tanımlanmış bir de buna bakalım;

“Önceden ödeme yapılarak daha sonra şansa dayalı olarak para kazanılan piyango, loto, spor toto, at yarışı gibi oyunlar, şans oyunu.”

Tanımın tamamen ayırdına varabilmemiz için irdelememizi devam ettirmemiz gerekiyor. Çünkü her yeni tanımın içinde irdelenmeye açık yeni kelimelere rastlıyoruz. Yukarıdaki tanımda şans kelimesi karşımıza çıkıyor.

Şans nedir?

Yine devlet büyüklerimize sorduğumuzda onlardan şu yanıtları alıyoruz;

- Mantıkla açıklanamayan birtakım rastlantısal olayların nedeni olan güç, baht, talih, felek.
- Bir olayın olabilirliği.
- Bir kimsenin bilgi ve emeğinden çok rastlantı sonucu elde ettiği elverişli durum.

Burada irdelememize devam edebilmemiz için ikinci tanımı kullanmamız gerekiyor. Diğer tanımları da elbette ilerleyen zamanlarda kullanacağız ancak ikinci tanım konuya bilimsel açıdan yaklaşmamıza fırsat veriyor. Bu nedenle ikinci tanımın üzerinde birtakım basit matematiksel ögeleri de kullanarak durmak istiyorum;

Bir olayın olabilirliği yani “Olasılık”

Olasılıkla şans arasındaki ilişki nedir? Sanırım bu iki kavram arasındaki ilişkiyi kurabilirsek kumar tanımının içinde yer alan “şans” ve “talih” kavramlarıyla daha samimi hale geleceğiz. Bunun için basit bir örnek üzerinden gidelim.

Eğer elinize bir madeni para alır ve bu parayı havaya atacak olursanız para yere düştüğünde paranın hangi yüzüyle karşılaşacağınızı önceden kesin olarak bilemezsiniz. Bunu sadece “tahmin” edebilirsiniz. Eğer “şanslıysanız” tahmininiz doğru çıkacaktır. Peki şanslılığınızın veya şanssızlığınızın matematiksel bir değeri var mıdır? Varsa bu örnek için bu değer nedir?

Yazı ya da Tura şeklinde olan iki ihtimal vardır. Paranın havaya atılışını bir “olay” olarak tanımladığınızda iki ihtimale sahip olan bir olaydan bahsediyor olursunuz. Yazı-Tura oyununda bulunan ihtimallerin gerçekleşme olasılıkları ayrı ayrı %50 olarak kabul edilir. İki ihtimali topladığınızda bu ihtimaller size “olayın” bütününü göstermelidir. Yazının gelme ihtimaliyle tura nın gelme ihtimali toplanır ve %100 oranına ulaşılır. İşte burada bir para atışından önce siz yazı gelecek diyorsanız %50 olasılıkla doğru bir tahminde bulunmuş olursunuz. Atışın sonucunu doğru bilme “şansınız” %50’dir. Bir başka deyişle  100 atış yapılır ve siz her atışta yazı gelecek derseniz bu 100 atışın 50’sini doğru bileceğiniz “kabul edilir”. Her 100 atışın 50’sini doğru bilemezsiniz elbette. Ama bu 100 atışlardan sonsuz tane yaparsanız atışların sayısı sonsuza yaklaştıkça gelen yazı’ların sayısının ortalaması da 50’ye yaklaşacaktır. İşte Türk Dil Kurumu’nun tanımını yapmakta olduğu şans, şans oyunlarında bu şekilde yer almaktadır. Diğer tanımlarda bahsedilen baht, felek gibi soyut kavramlardan uzaktır ve matematiksel bir değere sahiptir.

Peki böyle bir teori varken birileri nasıl bu tip oyunları arkadaşlar arasında oynanabilecek normal oyunlar olmaktan çıkarır ve işin içine tanımımızda yer alan “para” kavramını katarak “kumar” hadisesinin doğmasına sebep olur? Bu oyunlar sadece talih oyunu olarak da kalabilirler pekala. Peki bir şahıs nasıl olurda yazı tura atışı yaptırmaktan kendine kazanç yaratacak bir iş modeli yaratır ve bunu uygulamaya başlar? Bu basit ve zevkli oyunlar nasıl olur da bir sektör halini alır ve dünya çapında akla hayale sığmayacak pazar hacimlerine ulaşırlar?

İşin sektör boyutuna nasıl ulaştığını anlamak için öncelikle basit ticari denklemleri akla getirmek gerekir. Ticaret yapmak için siz belirli bir fiyata bir mal alırsınız. Bu fiyatın sizin maliyetinizin tümünü oluşturduğunu kabul edelim. Sonrasında para kazanmak adına bu malı almış olduğunuz fiyattan daha pahalı bir fiyata satmanız gerekir. Bu da olursa siz söz konusu maldan para kazanmış olursunuz. Bu malı 100 liraya almış ve 110 liraya satmışsınızdır. Konuyu olabildiğince basit anlatmaya çalıştığımdan arz-talep konularına veya malın nasıl olurda daha pahalıya satılabilmiş olduğuna girmiyorum. 10 liralık net kazancımız olduğunu kabul edelim ve bu örnek bir kenarda dursun.

Peki bir yazı-tura atışı nasıl pazarlanır? Pazarlayan tarafın bundan kazancı ne olacaktır? Az önce belirttiğimiz gibi yazı ve tura yüzeylerinin gelmesinin gerçekleşme olasılığı(şansı) %50 kadardı. İşte bu %50 ihtimal değeri, bu ihtimalin gerçekleşmesine yönelik bahis oynatacak olan kimsenin “alış fiyatı” olarak düşünülmelidir. Çünkü kumar sektörünün kullanmakta olduğu fiyatlar ihtimallerdir. Bir başka deyişle fiyatlandırılmakta olan ürünler bu bahsedilen ihtimallerdir. İşte bu ihtimallerin ticareti yapılmaktadır. Bir yazı-tura bahisi oynatıcısı, yazı-tura bahislerini %50 ihtimal fiyatından satın almaktadır. Ve biz tüketicilere uzun vadede işletmesini kar ettirebilmek amacıyla bu ihtimallerin üzerine, hedeflenen net kazancının ihtimalleştirilmiş halini ekleyerek satış yapmaktadır. Yani bize yazının ve turanın gelme ihtimalleri %50’den daha yüksek ihtimallerle sunulur. Örneğin bahis oynatıcısı her iki ihtimali de %55 olarak satmayı hedefleyebilir. Bu durum için her iki ihtimali topladığınızda ise %110’luk bir orana ulaşırsınız. İşte %100’ün üzerindeki bu %10’luk fark bahis oynatıcısının yazı tura bahis pazarından uzun vadede kazanmayı hedeflediği net kazanç yüzdesidir. Tıpkı bir T shirt’ü 100 liraya mal eden ve bunu mağazasında 110 liraya satan tekstilci gibi…

Şimdi gelin yazı turadaki ihtimalleri rakamlara çevirelim ve konuyu biraz daha netleştirmiş olalım. %50 ihtimalli bir durumun geri ödeme oranı 100/50 işleminden sonra 2.00 olarak bulunur. Yani “adil” bir yazı tura oyununda hem oynayanın hem de oynatanın şanslarının eşit olabilmesi için her iki ihtimal için de oranı 1’e 2.00 olarak belirlenmelidir. Böyle bir fiyatlandırmada bu oyunda uzun vadede ne bu kumarı oynatan, ne de oynayan kendi tarafına herhangi bir çıkar ya da zarar sağlayamaz. Böyle bir durumda bu oyun bir ticaret şekline dönüştürülememektedir. Belirttiğimiz gibi ihtimaller tüccar için karlı hale getirilmek zorundadır. Bunda da anormal veya etik olmayan hiçbir taraf yoktur. Bir Tshirt’ü 100 liraya mal ettiğini bildiğiniz bir işletmeye bu malı daha pahalıya sattığı için tepki göstermeniz ne kadar abes ise oranları gerçek değerlerinden daha düşük değerlerle sunan işletmelere de tepki göstermek aynı oranda abes olacaktır. Eğer ticaret söz konu ise ortadaki malların alış ve satış fiyatları arasında “makul” farkların bulunması zorunludur. Bir tekstil işletmesi sattığı mallar ile müşterilerini ne kadar kandırmakta ise “makul” kar marjlarıyla yürütülmekte olan kumar işletmeleri de müşterilerini o kadar kandırmaktadır.

Peki kumar tüccarı, ihtimalleri gerçekteki değerlerinden daha yüksek göstererek ne yapmıştır? İhtimal %50’den %55’e çekildiğinde 2.00 oranı 1.82’lik değere inmiş olur. 1.82 oranı 2.00 oranına göre tüketici için daha pahalı bir orandır. Yani kumarı oynatan kimse daha ucuz olan 2.00 oranı ile mal ettiği bir ürünü kendisi için daha kazançlı ve tüketici için de daha pahalı olan 1.82 oranına satarak bir iş modeli oluşturmuştur. Kumarın sektör haline gelmesi bu temel prensip ile sağlanmaktadır.

Bu yazıda kumar kavramının “tanımının” ne olduğu hakkında bir hatırlatma yapmak istedik ve buradan yola çıkarak kumar oyunlarının sektörel bir oluşuma nasıl ulaşmış olduklarının arkasındaki “temel neden” hakkında bilgi vermeye çalıştık. Bu konu hakkındaki bilgi kirliliğinin televizyon ekranlarında ve gazetelerde ulaşmış olduğu vehamet, bu “dışavurum” ihtiyacının doğal sebebi olmuştur. Bir sonraki yazıda bu konudaki yanlış/eksik bilgilenmişliğin ve vurdumduymazlığın Türkiye’de sebep olduğu sektörel bozukluklar incelenecek ve güncel örnekler üzerinden hali hazırda yapılmakta olan hatalar ve yanlış değerlendirmeler gündeme getirilecektir. Paylaşımlarımızın tümü, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesin emeğiyle kazanmakta olduğu parayı ne yapması gerektiğinin başkaları tarafından belirlenme saplantısının yok edilmesi ve ülkemizdeki kumar sektörünün birgün gelişmiş ülkelerdeki seviyelere erişebilmesi umudundan kaynaklanmaktadır.

Berkay Tanyolaç – 02.09.08

Not: Bu yazı Bahismedya.com’a özel olarak yazılmıştır. Herhangi bir basın – yayın organından alıntı değildir. Kaynak göstermeden haberlerimizi ve köşe yazılarımızı yayınlayan basın – yayın organlarına karşı her türlü yasal haklarımız saklıdır.

8 Yorum : 09.3.08

İNGİLİZ ORANLARI VE İDDAA

Yabancı bahis sitelerinin oranlarına bakmak için buraya tıklayabilirsiniz. Bu bağlantı tamamen bilgi verme amaçlıdır. 

İddaa ihalesi sürecinde gözlemlemiş olduğum bir samimiyetsizliği paylaşmak isterim sizlerle. Bahismedya’daki haberleri yakından takip eden okurlar hatırlar mutlaka. İddaa’nın önümüzdeki 10 yıl süresince devam ettirilecek olan işletmesine talip olan Lottos ortak girişiminin Ladbrokes cephesine baktığımızda bu şirketin dünyada hizmet vermekte olduğu bütün ülkelerde tekellere karşı ciddi bir mücadele içinde olduğunu görüyoruz. Bu mücadele kimi ülkelerde mahkemelere dahi taşınmış durumda.

Peki Ladbrokes bunu nerelerde ve nasıl yapıyor?

Ladbrokes’un İsveç’teki reklam kampanyasında kullanmakta olduğu slogan “Svenska Spel, Engelska Odds” şeklindedir. Bunun anlamına varılabilmesi için önce İsveç’teki bahis tekelinin adının Svenska Spel olduğunu hemen hatırlatalım. Svenska Spel’i doğrudan Türkçe’ye çevirdiğinizde İsveçce Oyun/İsveç Oyunu şeklinde bir isim ile karşılaşıyorsunuz. Sloganın Svenska Spel şeklinde başlayarak İsveç’lilere hemen ülkedeki bahis tekelinin adını çağrıştırıyor. Sloganın ikinci kısmı olan Engelska Odds ifadesinde ise mesaj tamamlanıyor. “English Odds” diyorlar yani Türkçe’si İngiliz Oranları. Her bahis tekelinin sorunu olan düşük oranlar gerçeği Svenska Spel’de de mevcut olduğundan Ladbrokes, Svenska Spel’i İsveç’teki en büyük gazeteler ve televizyonlar üzerinden yaptığı yayınlarla bu şekilde vuruyor. Çünkü, yerel monopolün kullandığı oranların tüketici açısından en ufak bir cazibesi yok. Oranların İsveçce’sinin ne kadar bozuk olduğunu Svenska Spel de dahil herkes biliyor. Bu nedenle Ladbrokes, bahis oranlarının İsveç’li değil ancak İngiliz olduğunu söyleyerek tüketicilere “İsveç Oyunu’nun” İngiliz oranlarıyla oynanabileceği duyurusunu yapıyor.

Peki bu reklam yasal sorunlara yol açmıyor mu?

Ladbrokes şirketinin Avrupa’nın birçok ülkesinde olduğu gibi İsveç’te de büroları mevcut. Bu reklam kampanyalarını hazırlayan “aracı” firmalar da İsveç’te bulunuyor. Yasal detaya girmeden mevcut durumu aktarmak istiyorum ama buradaki yasal detayların dahi ayrı bir makale konusu olduğunu belirtmek isterim. Svenska Spel Ladbrokes’a bu kampanyayla ilgili olarak dava açmış bulunuyor. Ladbrokes ise bu davadan çok memnun. Çünkü hem Svenska Spel kelimesinin kimsenin “tekeline” ait olamayacağını biliyor (gerçekten basit bir ismi var Svenska Spel’in ve herhangi bir yerde kullandığınızda ille de o bilinen Svenska Spel markasından bahsediyor olmak zorunda değilsiniz) hem de yaptıkları açıklamada bu konunun yasal bir zemin bulmuş olup bahis tekellerine karşı haklılıklarını dile getirmek ve kanıtlamak adına bulunmaz bir fırsat olduğunu düşünüyorlar.

Ladbrokes başka nerelerde tekellerle uğraşıyor?

Hali hazırda aynı reklam kampanyasının Danimarka marketine uyarlanmış hali de mevcut. Hatta aynı televizyon reklamı Danca olarak yayınlanmakta. Reklam sloganı ise “Danske spil, Engelske odds” halini almış. Danimarka, İsveç’e göre monopolünü korumaya daha az meğilli olduğu için şu an bildiğimiz kadarıyla bu konuda yasal bir kovuşturma başlatılmış değil.

Bu reklamlara internette yapacağınız basit aramalardan sonra ulaşabilirsiniz. Tabii şu anda erişimi engellenmiş halde olan Youtube’a girebilmenin yollarını bir şekilde bulmuş olmanız gerekiyor…

Buraya kadar alkış…Peki Ladbrokes ülkemizde ne yapıyor?

Değinmek istediğimiz noktalara dikkatinizi çekmeden önce bir kez daha dile getirmemiz gereken önemli bir bilgi var. İddaa ihalesinin sonucu nasıl olursa olsun bu oyun aynı şekilde oynanmaya aynen devam edecektir (Sonradan yapılacak geliştirmelerle farklı spor dalları bu oyuna eklenebilir ancak anlatmak istediğim bu değil). Yani Ladbrokes firmasının da içinde bulunduğu ortak girişim bu ihaleyi alacak olursa hiçkimse Ladbrokes’un internet sitesine üye olarak bahis oynamaya başlamayacaktır. Veya hergün girmekte olduğunuz Bilyoner.com veya Nesine.com sitelerinde herhangi bir değişiklik görmeyeceksiniz. Bu ihale sadece İddaa’nın yeni dönemdeki işletmecisini belirlemeye yöneliktir. Yapılmakta olan ihale İddaa oyunun ihalesidir ve her ne şekilde olursa olsun hali hazırda sunulmakta olan formatın dışına çıkan herhangi bir firma yasaları çiğnemiş olur. Spor Toto’nun verdiği bahis oynatma lisansı sadece İddaa oyununu oynatabilme lisansıdır. Dilediğiniz gibi bahis oynatabilme lisansı değildir. Bu bilgi kirliliği ortamında aşağıdaki mesajlarımızın daha iyi anlaşılabilmesi için bu noktaları da tekrar vurgulamak istedik. Gelelim söylemek istediklerimize…

Türkiye’deki yasal koşulların farkındayız ve Ladbrokes’tan Türkiye’de de dünyanın kimi pazarlarında girmiş olduğu mücadeleye benzer bir mücadeleye girmesini beklemiyoruz. 5583 numaralı meşhur yasa çıktıktan sonra Ladbrokes online operasyonları dahilinde Türkiye’den müşteri kabul etmeyi durdurmuş bir kurumdur. Buna da neden bizi bırakıp gittiniz diyecek halimiz yok. Fakat benim cevabını samimi olarak merak ettiğim bir soru var.

Dünyada tekellerin yıkılmasına karşı yürütülmekte olan mücadelenin önemli kalelerinden olan Ladbrokes, neden Türkiye’de dünyadaki tekellerin en acımasızı olma yolunu seçmiştir? Dünyada tüketicileri kendisine böylesine mecbur bırakmış başka bir tekel daha yoktur.

Bence hepimizin bu soru üzerinde düşünmesi gerekiyor.

Türkiye’deki tüketicilerin kişilik hakları hiçe sayılarak yapılmakta olan birçok anti demokratik uygulama hala devam ettirilmektedir. Türkiye’deki her “bireyin” sahip olduğu kredi kartları “kumar” işlemlerine kapatılmıştır. Bu nedenle “bireyler” dünyada belirli bir saygınlığı olan herhangi bir bahis sitesine para yatıramamaktadırlar. Bir yolunu bulup para yatırmış olan kişiler para çekecek oldukları zaman bankaları tarafından tespit edilmesi halinde bu şirketlerden gelen paraları teslim alamamaktadırlar. Bu anti-demokratik ve totaliter dayatmaların temel nedeni İddaa isimli oyundur. Ve İddaa sırf bu uygulamalar nedeniyle alıcılarına karşı daha “değerli” hale getirilmiştir. Ladbrokes başka ülkelerde bu anlayışın çok daha yumuşatılmış halinin karşı tarafında iken, Türkiye’de nasıl olur da bu saygısızlıkta işleyen bir düzeneğin ana odaklarından biri haline gelmek istemektedir?

İhalenin cazibesini oluşturan bu “değerler” mi ihaleye çekmiştir Ladbrokes’u? Bize haksızlık yapılarak değeri artırılmış olan bir ürünün sonradan yine bize pazarlanmak üzere bu koşullarla satılıyor olması ne kadar da hazindir.

Ladbrokes, “İngiliz oranlarını” neden Türkiye sınırlarının dışında bırakacak oluşumların içinde yer almaktadır? İngiliz oranlarını 2007 Mart ayında Türkiye’deki tüketicilere kapatmış olan Ladbrokes, nasıl olmuş da aktif kampanya sloganını hiçe saymış ve Türkiye’deki yöneticilerin tüketicilerine layık görmüş olduğu bu sıfatsız oranlara ilgi duymuştur?

Başka ülkelerde mahkeme salonlarındaki savunmalarında tekellerin haksızlığını herkese anlatmak için sabırsızlanan Ladbrokes eğer Türkiye’de tekel olursa, o savunmaların hukuki geçerliliği hangi gezegen üzerinde söz konusu olabilir?

Elbette bu bir ticari oluşumdur ve duygusal en ufak bir serzenişe yer vermek ahmaklık olacaktır. Elbette İddaa oyunu işletmecisi için oldukça kazançlı bir üründür ve cazibesi buradan gelmektedir. Fakat dünya çapında samimi olarak tekellere karşı mücadele ettiğini düşündüğüm bir kurum, bahis sektörünü küresel çapta düşündüğümüzde tüm bahisseverler için bu anlamda bir hayal kırıklığı yaratmıştır.

Berkay Tanyolaç

Not: Bu yazı Bahismedya.com’a özel olarak yazılmıştır. Herhangi bir basın – yayın organından alıntı değildir. Kaynak göstermeden haberlerimizi ve köşe yazılarımızı yayınlayan basın – yayın organlarına karşı her türlü yasal haklarımız saklıdır.

Yabancı bahis sitelerinin oranlarına bakmak için buraya tıklayabilirsiniz. Bu bağlantı tamamen bilgi verme amaçlıdır. 

21 Yorum : 08.25.08

BERKAY TANYOLAÇ’TAN İDDAA İHALESİ YORUMU: ÇIĞLIK!

Berkay Tanyolaç’ın 29 Temmuz 2008 tarihli, Bahismedya.com’a özel yazısı:

Dikatimi şu çekti; Spor Toto diyor ki:

“Şartnamede değişiklik yapılmadığı takdirde, REKABETİN ENGELLENECEĞİ, ihaleye sadece bir şirketin girebilmesi durumunun ortaya çıkacağı, bunun da yeterince yüksek bir fiyatın oluşmasına mani olacağı açıkça belirtilmiştir. Geçtiğimiz dönemde Sabah- ATV ihalesine tek şirketin girmesi nedeniyle kamuyounda oluşan eleştiriler dikkate alındığında, Spor Toto Teşkilatı’nın bu kararı almakla KAMU MENFAATİ açısından ne kadar doğru hareket ettiği anlaşılır.”

Oooo..Spor toto abileri…Ne oldunuz? Bakıyorum da rekabeti pek bir önemsemeye başlamışsınız. Size önceleri daha rekabetçi bir ortam ve tüketiciye daha kaliteli ürünler sunabilmek adına çoklu lisans ve internet lisansı verilmesi önerildiğinde neden buna “Ehmm..Hayır..Hayır efenim..Sosyal sorumluluk” cevabı veriyordunuz acaba?

Hem bana söyler misiniz.. Siz kimi kandırıyorsunuz? Tekel olarak devam ettirmeyi göze almış olduğunuz bu çark için rekabetten hangi ahlaki anlayışa dayanarak bahsedebiliyorsunuz? Ve bunu kamu menfaati manşeti eşliğinde sanki iyi şeyler yapıyormuşsunuz gibi kamuoyuna nasıl duyuruyorsunuz? Kamu menfaatinden bahsedebilmek için devlete daha fazla para kazandırmayı amaçlıyor olmanız gerekir. Fakat siz devlet tekeliyle, devleti olası bir liberalleştirmeye kıyasla daha yüksek gelirlerden mahrum bırakıyorsunuz. Bu aynı zamanda tüketicilerin daha kalitesiz ürünleri kullanmaya mahkum olmasına sebep oluyor.

Şartnamedeki bu değişikliğin altında buzağı aramaya aslında çok da gerek yok. Çünkü “ÖKÜZ” ortada duruyor. Elden geldiğince ihaleye katılım yeterliliklerini adil kılmaya çalışıyorlar. Böylece ikinci bir ihale iptali skandalı yaşanmasını istemiyorlar. Fakat yapamayacaksınız. Dışarda kalanlar elbette bu pastadan pay almak istemeye devam edecekler. Ve sözleşme süresi olan 10 yıl boyunca kenarda sıralarının gelmesini beklemeyecekler. Tekel anlayışı bizim hukukumuzda bile sektörün dışında kalan şirketleri haksızlığa uğratmaktadır (Lütfen bkz. Anayasa, madde 167). Bu nedenle yeni İDDAA ihalesini kim alırsa alsın, sözleşme 10 sene süremeyecektir. Spor Toto tekel inadını devam ettirdiği sürece de yeni ihale skandallarının önü alınamayacaktır.

Bu nedenle Spor – Toto önünde veya sonunda bu sektörü liberalleştirmeye mahkumdur. Ne kadar önünde olursa, bu işin tüketicilerine karşı o kadar “sorumlu”, ne kadar sonunda olursa da  bir o kadar “sorunlu” olur. Bu sektördeki tüketicilerin tümü adına konuşuyorum; Biz, bizim istediğimiz ürünleri bize sunan bir teşkilat müdürlüğü istiyoruz. Çünkü sizin müşteriniz şirketler değil tüketicilerdir! Sizin öncelikli sorumluluğunuz budur!

Biz, bizim yerimize sosyal sorumluluk kararları alan ve bize aslında nasıl davranmamızın daha iyi olacağını söyleme cüretini göstermiş bir teşkilat müdürlüğü istemiyoruz. Bana bahsedeğerimi, gamebookers’ımı, betfair’imi, bet365′imi, bwin’imi geri verin (Ayrıca bkz: Ben radyomu istiyorum). Alın terimle kazandığım parayı bahis oynamak istediğimde sadece İDDAA’ya yatırmak zorunda olduğumu söylemeyin. Benim param o çünkü. Sizin ya da İDDAA’nızı nasıl sattığınız umrumda olmayan şirketlerin değil!

Berkay Tanyolaç

Not: Bu yazı Bahismedya.com’a özel olarak yazılmıştır. Herhangi bir basın – yayın organından alıntı değildir. Kaynak göstermeden haberlerimizi ve köşe yazılarımızı yayınlayan basın – yayın organlarına karşı her türlü yasal haklarımız saklıdır.

2 Yorum : 07.30.08

Sonraki Sayfa »