HAYALETTİN SAÇMALIĞI

Hayalettin

İddaa’nın yeni reklam politikası, Hayalettin karakteri üzerinden İddaa’da kazanmayı bilinç altlarına kazımak. Birçok gazetede ilan olduğu okuyucu tarafından tam olarak anlaşılamayacak şekilde, habermiş gibi yayınlanan reklamlarda ‘ünlü iddaacı Hayalettin’in’ özlü sözlerine yer veriliyor. Haberlerden çeşitli kesitler şu şekilde:

Sabah: Film Gibi Kovalamaca
“Futbolun kitabını yazdım!” diyen ünlü iddaacı Hayalettin nihayet ortaya çıktı. Şimdiye kadar oynadığı kuponlarda üst üste her gün kazanarak iddaa dünyasında bir efsane haline gelen Hayalettin’i günlerce adım adım izleyen muhabirlerimiz, gazetemize gelen bir bilgiyi değerlendirip harekete geçti. iddaa bayisine hızla yaklaşan ekibimizi fark edemeyen Hayalettin, kendini bir anda objektiflerimizin karşısında buldu.

Fotomaç: Açıklıyoruz
Hayalettin, “Futbol gönül işi. Ben bu işin kitabını yazdım. Futbolu biliyorum diyorsan oynayacaksın” dedi. iddaa’nın yeni efsanesi yakıştırmalarına ise esprili bir şekilde yaklaşan Hayalettin, “Çok daha fazlasını hak ediyordum aslında” diyerek iddaasını sürdürdü.

Cumhuriyet: Hodri Meydan
Üst üste kazandığı kuponlarla iddaa dünyasında haklı şöhretin keyfini süren usta oyuncu HAYALETTİN,  ‘Tahtıma talip varsa buyursun’ sözleriyle gündeme damgasını vurdu. Dünyadaki ekonomik dalgalanmaya değinmeyi ihmal etmeyen fenomen, ‘Kriz iddaacıyı vurmaz. Cesur oynayan güzel kazanır’ diyerek yurt çapında iddaacılar’ın yüreğine su serpti.

Sabah: Böylesi Görülmedi
iddaa dünyasına yepyeni bir soluk getiren HAYALETTİN, gündemi sarsacak iddaalı açıklamarda bulundu. Kendinden emin sözleriyle dikkatleri üzerine çeken ünlü iddaacı, haftasonu oynanacak maçlar için ‘iddaa’da heyecan bitmez’ dedi.

Bu reklamlarla halkımız, İddaa oynamaya sorumsuzca yönlendiriliyor. Açıkça tahrik ediliyor ve kandırılmaya çalışılıyor. Ülkemizde herkesin futbolu bildiğini varsaydığı bilinen bir gerçek. Bu gerçeği kullanmak isteyen iddaa yetkilileri, Hayalettin isimli karakterin futbolun kitabını yazdığını, daha iyi bilen varsa gelip iddaa’da ispat etmesi gerektiğini belirterek halkımızı açıkça tahrik ediyor.

Ayrıca kriz gibi tutumlu olunması gereken dönemlerde halkımızın cebindeki son parayla da iddaa aracılığıyla bahis oynaması gerektiğini düşünen reklamverenler ‘kriz iddaacıyı vurmaz’ diyebilecek kadar pişkin, ‘cesur oynayan güzel kazanır’ diyebilecek kadar da yalancı.

Hepimiz biliyoruz ki kriz zamanlarında kumar oynamak yerine birikim yapmamız gerekir. Cesur oynayan, yani yüksek oranlara kumar oynayan kişiler matematiksel olarak kaybetmeye daha yakındır.

Hayalettin karakteri üzerinden halkımız kandırılıyor. Bakalım bu başıboşluk nereye kadar devam edecek…

Selim Pusat

Not: Bu yazı Bahismedya.com’a özel olarak yazılmıştır. Herhangi bir basın - yayın organından alıntı değildir. Kaynak göstermeden haberlerimizi ve köşe yazılarımızı yayınlayan basın - yayın organlarına karşı her türlü yasal haklarımız saklıdır.

10 Yorum : 11.6.08

İDDAA VE SOSYAL SORUMLULUK

Ülkemizde vatandaşlarımızın bahis oynama isteklerini giderebilmeleri için varlığından şikayetçi olmadıkları ama nasıl olduğundan oldukça şikayetçi oldukları bir oyun var ve bu oyunun adı İddaa. İddaa oyunu kimilerinin iç dünyalarında yaratmış oldukları birtakım felsefelerden ötürü kumar oyunu olarak görülmeyebiliyor. Fakat işin bir de bilimsel kısmı var. İddaa ortaya para konarak oynanan bir talih oyunu olduğundan “kumar oyunları” başlığı altına giriyor ve bu nedenle keyifli bir eğlence aracı olmasının yanı sıra bağımlılık yaratma riski taşıyor. 2007 Mart ayı itibarıyla en büyük gerekçe olarak “sosyal sorumluluk” gösterilerek özellikle Kıbrıs üzerinden hizmet vermekte olan veya Avrupa Birliği sınırları içerisinde oldukça saygın konumlara sahip olan bahis şirketlerinin Türkiye’ye hizmet vermesi yasaklandı. Vatandaşlarımıza sadece devlet kontrolünde oynatılmakta olan İddaa oyunu ile bahis oynayabilecekleri 5583 numaralı kanun ile onlara söylenmiş oldu. Fakat devletin bu sosyal sorumluluk hadisesinde ne kadar samimi olduğu üzerinde ciddi kuşkular oluşmuş durumda. Sektörün uzun vadeli devamlılığı için tüketicinin kumar bağımlılığından nasıl korunabileceğine dair henüz hiçbir önlem alınmıyor. Son dönemdeki bütün ısrarlarımıza rağmen bunun tam aksine olan uygulamaları gözlemlemek ise bizi giderek daha fazla endişelendiriyor. İddaa, Türkiye’de yasaklı olarak ilan edilmiş olan bütün şirketlerde yer alan hiçbir “sorumlu oyun” aracını kullanmamakta ve yine bu şirketlerin hiçbir ülkede yapmalarına izin verilmeyeceği (zaten bu şirketlerin de yapmaya asla tenezzül etmeyecekleri) reklam kampanyalarını yapmaya devam etmektedir.

Hergün dolaşmakta olduğunuz internet sitelerinde “İddaa oyuncuları 1 günde 21 Milyon YTL kazandı. Var mısın İddaa’ya” şeklinde olan reklamlar (banner) gözümüze çarpıyor son dönemde. Demek ki yapılan yanlışlarda ısrar etmek istiyorlar. Banner’da kullandığınız bu slogan, İddaa’nın keyifli vakit geçirmeye yarayabilecek bir kumar oyunu olmasından çok onun bir kazanç kapısı olabileceği imasını taşımakta. İddaa yetkilileri bu yanlışın aleniliğinin farkında değiller mi? Bu tip imaların birgün onların sonunu da getirebilecek hatalar olduğunu bilmiyorlar mı? Gelişmekte olan bir ülkede gelişmekte olan bir oyun oynatıyor olabilirsiniz. Ve fakat bu, sizin işinizi biraz daha duyarlı yapmanız önünde herhangi bir engel değildir.

Her reklam kampanyasında “18 yaşından küçüklerin oynaması yasaktır. Lütfen sorumlu bir şekilde oynayınız” benzerinde olan ifadelerin reklamla beraber verilmesi gerekirken ve biz tam da bu tip konulardan bahsetmeye başlamışken “İddaa oyna, milyonlar kazan” anlayışı yine ne yazık ki hortlamış durumda.

Bütün bunlar hep söylediğimiz gibi bu işlerin hukuki tarafındaki başıboşluktan ve ülkemizde kumarın tanımının yanlış bir şekilde algılanıyor olmasından kaynaklanmaktadır. Bu başıboşluk ve yanlışlık aşağıdaki sorunların tümünün nedenidir;

-İnternet üzerinden özgürce bahis oynamak isteyen tüketicinin önüne engeller çıkartılması ve bunun yasal düzenlemelerle engellenmeye çalışılması.
-İddaa’nın kumar oyunu olma yönü “Süper lig klüplerine ve X, Y, Z kurumlarına katkı” gibi sebeplerle gölgelenerek farklı ve bağımlılık riski taşımayan masum bir oyunmuş gibi gösterilmesi.
-Medyadaki büyük kalemlerin bu konuda ağız birliği etmişcesine İddaa’nın günah çıkartma seremonisine katılmaları ve sektörel bilinçten yoksun olarak bu konu hakkındaki doğru ve yanlışları kendilerine göre kitlelere empoze etmeye çalışmaları.
-Hiçbir “sorumlu oyun” modelinin kurulmaması ve uygulanmaması.

Örnekler çoğaltılabilir. Halbuki devlet nezdinde kumarın tanımını samimi bir şekilde yeniden yaparak bu konuyu meşru hale getirsek (şimdi yaptığımız meşruyet çalışmaları yerine)  hem kayıt dışı pazarın önüne geçebilir (asla engellemek değil kayıt dışıyı kayıtlı hale getirmekten bahsediyorum) hem de pazarın içindeki tüm tüketicileri de beraberinde birçok riskten korumuş oluruz. Kumar kötüdür, İddaa iyidir anlayışını yok edip yerine kumar bağımlılığı kötüdür ve kumar oynamak bireysel özgürlüklerle ilgili bir tercihtir anlayışını oturtmamız gerekiyor. Buradan yola çıkarak yapılacak yeni düzenlemelerle Türkiye’ye vergi vererek hizmet vermek isteyen (sanki bu şirketlere soruldu da onlar biz vergi vermeyiz dedikleri için yasaklandılar..) diğer şirketlerin de önü açılacak ve buralardan bahis oynayan insanların da para akışları kontrol altına alınacaktır. Çünkü diğerlerini yasaklamak için bahane kalmıyor ortada siz kumarı doğru bir şekilde anladığınızda ve tanımladığınızda. Fakat bu bilinç düzeyine gelebilmek için öncelikle devletin demokrasiyle işleyen ve hukuk sisteminin doğru olarak çalıştığı bir kurum haline gelmesi gerekiyor. Çünkü ancak böyle bir sistemde siz, sizi yönetenlere “tek başınıza” haksızlığa uğradığınızı kabul ettirebilir ve kanıtlayabilirsiniz. Şu anda maruz kaldığımız haksızlıkları  hukuki mercilere anlatacak olsak büyük ihtimalle hakimler bize ilk duruşmamızda “Evladım sen neden kumar oynamak için böyle şeylerle uğraşıyorsun” diyerek bizi kapı dışarı ederler. Çünkü kimse konunun özünü bilmiyor ve bilmeye doğru giden bir hava da yok hiçbir yerde. Bu nedenle Türkiye’nin anayasal sisteminde köklü değişiklikler olmadan (Yeni bir anayasa yapılmadan) özellikle internet bahisçisi de hakları için yıllar yılı bekleyeceğe benziyor. Şu anki anayasal sistem sadece kaymağı yemekte olan tabaka bir değişim istediğinde (veya hak teslim etmek istediğinde) bu değişimin gerçekleşmesine olanak veriyor. Bu nedenle 12 Eylül anayasasının yerine bireysel tercihlerin ön plana alındığı ve bunlara toplumun hiçbir kesimini ayırt etmeden “saygı duyan” yeni bir anayasaya mecbur olduğumuzu düşünüyorum sevgili okurlar. Çünkü bu tip bir anayasada devlet eğer kendi modelini kuramayıp bir vergi sistemi oluşturamaz ise o zaman vatandaşına “Sen buradan oynayacaksın. Öteki şirketlerin banka hesaplarını ve senin de kredi kartını bu işlemlere kapatıyorum” diyemez. Eğer memnun olmadığı bir durum var ise kendisini insanların tercihlerine göre uyarlar ve sektörleri buna göre düzenler. “Kapattım, al sende bunla idare et. Zaten kumar da kötü birşey. Ben neyin kötü neyin iyi olduğunu senden daha iyi biliyorum” anlayışı yok olur. Mecburiyet nedeni budur.

Yazıyı bitirirken şunları tekrar vurgulamak istiyorum. Kumar, bireyler için bağımlılık riski taşımakta olan bir olgudur. Kumar bağımlılığı riski ise bir oyunda talihe dayalılık ve kazanç kapısı olarak algılanma olgularının bir arada bulunuyor olmalarının doğal sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. İddaa’da talihe dayalılık yoktur denemeyeceği ve kimileri tarafından bu oyun kazanç kapısı olarak da algılanabileceği için İddaa oyunu kumar bağımlılığı riski taşımaktadır. İşte bu nedenle devlet, oynatmakta olduğu bir kumar oyunu için kumar bağımlılığına dair önlemleri almak/aldırmak zorundadır. Bu oyunun reklam kampanyalarında kullanılmakta olan “İddaa oyna, milyonlar kazan” veya bu gibi anlamlara gelebilecek “İddaa’cılar yine köşeyi döndü” iması taşıyabilecek reklamlara yasal düzenlemeler aracılığıyla son verilmelidir. Aynı yasal düzenlemelerde tüm gelişmiş ülkelerde olduğu gibi örneğin “İddaa tahminlerinde daha başarılı olan kimselerin” hayattaki başarıyla paralel bir anlam çıkartılmasına mahal verilebilecek reklam kampanyalarına da müsade edilmemelidir (Örneğin İngiltere’de pokerde iyi blöf yapıp daha fazla el kazanmayı tüm hayata dair olumlu bir kişisel özellik olarak gösteremezsiniz.O reklam yayın izni alamaz.). Bütün bu yasal düzenlemelerin çerçevesi içinde kumarın tanımı yeniden yapılmalı ve devlet oynatmakta olduğu oyunların aslında ne olduğu realitesiyle yüzleşmelidir. Bunun sonucunda da insanları kumardan değil kumar bağımlılığından koruma şeklinde yeni bir misyon oluşmuş olacaktır. İçinde bulunduğumuz mevcut durumun (Özel şirketlerin yasaklanması ve İddaa’nın meşrulaştırılması) sosyal sorumlulukla hiçbir ilgisi bulunmamakta ve İddaa özellikle Süper Lig klüplerine yapmakta olduğu katkılar nedeniyle “meşru” gösterilmeye çalışılmaktadır. Yasaklı sitelerden bir yolunu bulup oyun oynayan vatandaşlarımız ise kendi devletlerinin onlara yasak etmiş olduğu sitelerde diğer devletlerin almış olduğu sorumlu oyun önlemleri sayesinde daha “sosyal sorumlu” oyun ortamlarında kumar oynamaya devam etmektedir.

Sizleri, yönetmekte olduğunuz ülkede yaşayanlara veya hizmetini vermekte olduğunuz oyunun müşterilerine karşı daha saygılı olmaya davet ediyorum. Bu saygıyı en başta bireysel tercihlere karşı göstermek zorundasınız. Sonrasında bu bireyleri her gelişmiş ülke devletinin yapmakta olduğu gibi sektörün içindeki çeşitli risklerden korumakla yükümlüsünüz. Buna eninde sonunda mecbur olacaksınız ve o dönem geldiğinde sizden düzgün çalışan bir hukuk sistemi içerisinde geçmiş için ilk hesap soran kişi ben olacağım. Şimdilik iyi çalışmalar…

Berkay Tanyolaç - 26.10.08

Not: Bu yazı Bahismedya.com’a özel olarak yazılmıştır. Herhangi bir basın - yayın organından alıntı değildir. Kaynak göstermeden haberlerimizi ve köşe yazılarımızı yayınlayan basın - yayın organlarına karşı her türlü yasal haklarımız saklıdır.

18 Yorum : 10.26.08

KUMAR OYUNLARI VE TÜRLERİ

Bir önceki yazımızda girişini yapmış olduğumuz “kumar nedir?” konusunu bu yazımızda daha detaylı bir şekilde incelemeye devam edeceğiz. Aslında bu konuları bir kenara bırakıp daimi ve çok sık bir biçimde ülkemizdeki kumar sektörünün içinde yer alan çarpıklıkları yazmayı ben de çok istiyorum. Fakat bu temel konular üzerinde hepimizin detaylı bir şekilde düşünmesi gerekiyor. Yeri geldiğinde bu yazılar içinde de mutlaka mevcut durum üzerine söyleyecek sözlerimiz olacaktır. Ama gelin herşeyin öncesinde temelimizi atmaya devam edelim. Bu yazımızda kumar türlerini inceleyeceğiz ve kumarın alt dalları üzerinde çeşitli yorumlar yapacağız sevgili Bahismedya’cılar…

Kumar türleri kaça ayrılır?

Dünyada genel olarak bu konu üzerindeki tartışmalar şu noktada birleşmiştir. Kumar türleri ikiye ayrılır.

1-Şansa dayalı oyunlar
2-Yeteneğe dayalı oyunlar

1-Şansa dayalı oyunlar:

Şansa dayalı oyunlar hiçbir zaman için katılımcının insiyatifine bağlı olarak değişiklik gösterebilecek oyunlar değildir. Başka bir deyişle katılımcı/oyuncu/tüketici şansa dayalı bir oyun üzerinde kendini geliştirip bunun sonrasında daha başarılı olma şansına sahip değildir. Ne yaparsa yapsın oynadığı oyunun sonucu ondan bağımsız olarak gelişen olaylar ile belirlenecektir. Bu oyunlara örnek olarak neredeyse casino oyunlarının tümünü verebiliriz. Slot makineleri, rulet, video poker vb oyunların tümü kumarın şansa dayalı oyunlar dalına aittir.

Blackjack oyun türüne değinmek isterim. Günümüzde artık bu oyun birçok desteyle ve oyuncuların takip edemeyeceği karmaşık düzeneklerle oynanmakta olsa da geçmişte bu oyun türü üzerine birçok farklı stratejiler üretilmiş ve kitaplar yazılmıştır. Bu stratejilerin tümü de oyundaki kartları sayma üzerine kurulmuştur. Geçtiğimiz sezon sinemalarda da Kevin Spacey’nin oynamış olduğu 21 isimli hoş bir film de bu konu hakkındaki çarpıcı örneklerden biri olmuştur. Oyun, yapısı itibarıyla bugün de diğer casino oyunlarından belirgin bir çizgi ile ayrılmaktadır.

Şansa dayalı kumar oyunları için hayatımızın içinden verebileceğimiz diğer örnekler: Milli piyango biletleri, kazı kazan kartları, tombala oyunları, sayısal loto çekilişleri, şans topu, 10 numara vb…

2-Yeteneğe dayalı oyunlar:

Konumuzun aslında en tartışmalı ve en keyifli yeri burası. Önce tanımımızı yapalım ve tartışmaya başlayalım sonrasında.

Yeteneğe dayalı oyunlar sizin de tahmin edebileceğiniz üzere katılımcının söz konusu oyunun sonucu üzerinde söz sahibi olabilme şansının bulunduğu oyunlardır. Burası kritik. Söz sahibi olabilme şansının bulunduğu ifadesinin altını çizmek istiyorum. Çünkü, bu oyunlarda sonuç, katılımcının kontrolünde olmayan parametrelere bağlı olarak da ortaya çıkabilmektedir. Başka bir açıdan bakacak olursak, bu oyunlarda katılımcı kendini geliştirme suretiyle, bu oyunlardaki başarısını artırma şansına sahiptir. Bir oyunla ilgili çeşitli kitaplar okunabilir, oyun oynandıkça tecrübe sahibi olunabilir veya bu oyuna kişinin karakteristik özelliklerinden kaynaklanan yatkınlıklar söz konusu olabilir. İşte bu oyunlar şansa dayalı oyunlardan net bir şekilde ayrılırlar. Bu oyunlar da elbette kumar oyunlarıdır. Fakat bu oyunların katılımcıları, başka türlü bir kumarbazlık sergilemektedirler. Bakınız, yeri gelmişken altını çiziyorum. Rahatsız oluyor olabilirsiniz sürekli kumarbaz kelimesini kullanıyor olmamdan. Veya ikide bir kumar, kumar, ille de kumar yazmamdan. Fakat barışmamız gerekiyor bu terimlerle. Bu oyunların katılımcılarına ben kumarbaz diyorum. Ve hepimiz alıştırılmış olan genel kanının aksine bu adamların hepsi yuva yıkan ocak söndüren adamlar değiller. Bunların aşılması gerekiyor. Bu adamların bu alışkanlıkları belki de sigara içen siz milyonların o pis alışkanlığından çok daha temiz alışkanlıklar. Veya siz içki içen dostlarım, belki de bu adamcağızlardan çok daha sersefil durumdasınız. O yüzden inatla kendim başta olmak üzere kumar oyunu seven herkese, bütün yazılarımda “kumarbaz” diyeceğim. Hiç öyle alınmaca gücenmece yok…

Yeri gelmişken İddaa yöneticilerimize de bir çift lafım olacaktır bu konuyla ilgili.

Çok sevgili İddaa yöneticilerim benim. Korkmayın. Kumar oynatıyorsunuz aslanlar gibi işte. Çıkın söyleyin bunu. Söyleyin hatta, o çok sevdiğimiz, bizi Avrupa’da yıllardır aslanlar gibi temsil eden ve annelerinin süperrrr liginde daha da bir aslan kesilen o süperrrr klüplerimiz, bizim verdiğimiz “kumar” parası sayesinde güçlerine güç katıyorlar diyin. Barıştırın milleti şu terimle artık.. Günahlarınız yok mu, tüketicilerinizin sizi sevmediği konular yok mu? Var.. Ama ne yaptığınız konusunda en başta kendinize yalan söylemeyin lütfen. Bu çok önemli. Bu önemi kavrayamazsanız, olası zarar vericiliğiniz ve alacağınız tepkiler konusundaki aciziyetiniz de bir o kadar sert ve acımasız olacaktır. Bunu yapmayın. Konuya dönüyorum…

Yeteneğe dayalı oyunların tanımını yaptıktan sonra neler yetenek oyunudur bunun üzerinde konuşalım. Yaptığım tanım doğrultusunda aklıma gelen en çarpıcı örnekleri yazıyorum.

Poker (En başta Texas Hold’em), Spor bahisleri, Bahis borsası (Al-Sat bahisler), Finans bahisleri, At yarışları, İddaa vb…(kusura bakmasın kimse ama İddaa’ya Spor bahisleri demek, İddaa’ya kumar değildir demekten daha büyük bir cehalettir. Bu nedenle bu oyunu farklı bir kumar oyunu olarak görüyor ve onu sadece kendi ismiyle anıyoruz incelemelerimizde.)

Dip not olarak belirtmekte fayda var. Dünyada Danimarka dışında hiçbir ülke Poker’in bir yetenek oyunu olduğunu mahkemeler nezdinde kabul etmiş değil. Yeteneğe dayalılık anlamında kumarbaza (inanın bu lafı seviyorum) en fazla göz kırpan oyun Texas Hold’em poker oyunudur. Yukarıda yazan tüm oyunları detaylı bilenler, Texas Hold’em in barındırdığı değişkenlerin kişiye ne kadar daha fazla bağlı değişkenler olduğunu da çok iyi bilirler.

Diğer taraftan Spor bahislerini tamamen şansa dayalı oyunlar başlığı altında görmek isteyenlerin sayısı da az değildir.  Fakat ben kişisel olarak spor bahislerini bu başlık altında inceliyorum. Çünkü bu yazı içinde size verdiğim tanım bunu gerektiriyor. Spor bahisleri oyunlarının sonuçlarının tahmini, kişiden tamamen bağımsız olan verilere bağlı olarak gerçekleşmez. Bu nedenle bu oyun yeteneğe dayalı bir oyundur. Bu oyuna yeteneksiz olan bir kumarbazın uzun vadede zarar etme ihtimali, yetenekli bir spor bahisi kumarbazına göre çok daha fazladır. Bu konu tartışılır durur. Mahkemeler veya hükümetler ne zaman bu ayrımları yapmak ister ve sonuçlarında ne olur bilinmez. Üzerine ne çok kelam edilirse, herkesin o kadar daha hayrına olacağı da ayrı bir gerçektir.

Bu yazıları okurken her zaman hatırımızda tutmamız gereken bir konu var ve yazımızın sonunda onu da hatırlatmak istiyorum. İlk yazımızda bahsettiğimiz gibi kumar oyunlarının, çeşitli olayların gerçekleşme ihtimallerinin ticareti üzerine kurulu olduğunu lütfen unutmayalım. Çünkü ilerde tüccarların acımasızlığını incelerken (bilenler için: kar marjı konusu) bunu tekrar gündeme getireceğiz.

Peki bu yazıda kumarı neden iki farklı oyun türüne ayırdık onu da söyleyelim. Avrupa’da kumarın yıkıcı etkilerinin önlenmesi (Bu konuda da çok önemli bir anketimiz mevcut Bahismedya’da. Lütfen oyunuzu veriniz) konusunda ciddi araştırmalar yapılmaktadır. Ve kumarın yıkıcı olan etkilerinin Şansa dayalı oyun türlerinde (Elbette özellikle Casino oyunları) çok daha güçlü olduğu birçok araştırmada, istatistik verileri eşliğinde rakamlarla gösterilmiştir. Avrupa’da kumar sektörleri düzenlenirken alınmakta olan önlemler bu eksende planlanır ve hayata geçirilir. Tüm koruma programlarının hazırlayıcıları bunun ayrımındadır. Yeteneğe dayalı oyunlar da bu konuda elbette masum değildir. Onlar için de hali hazırda birçok koruma programları mevcuttur. Fakat risk grupları ve bu grupların içerdikleri risk faktörleri bu bilinç düzeyi ışığında tanımlanmaktadır. Bu bilinç düzeyi, bizim de anlamamız gereken bir bilinç düzeyidir. Bu paragrafta vurgulamak istediğim nokta şansa dayalı oyunların daha riskli olduğunu söylemek değil ancak konunun detaylarının kavranması ve bir bilinçlenme hadisesiyle ilgilidir.

Bir sonraki yazımızda kumar ve yıkıcı etkileri üzerine konuşacağız ve bu hadisenin toplum için bir felaket haline gelmemesi adına dünyada nelerin yapılmakta olduğunu ve nelerin yapılabileceğini değerlendireceğiz. Elbette ülkemizde sorumlu kuruluşların bana göre devam etmekte olan mevcut aciziyeti de siz okurlarımıza sunulacaktır. Kabalık etmek istemem ama daha oynatılan oyunun kumar oyunu olduğunu bile bunca senedir bir sorumlu kişi bile “söyleyememişken”, toplumu koruma adına alınabilecek önlemlerin doğruluğundan kim hangi yüz ve cesaretle bahsedebilecektir? Bunun adı insanlara yalan söylemek değil midir?

Bayramınızı en içten dileklerimle kutlar ve hepinize saygılarımı sunarım..

Berkay Tanyolaç-03.10.08

Not: Bu yazı Bahismedya.com’a özel olarak yazılmıştır. Herhangi bir basın - yayın organından alıntı değildir. Kaynak göstermeden haberlerimizi ve köşe yazılarımızı yayınlayan basın - yayın organlarına karşı her türlü yasal haklarımız saklıdır.

3 Yorum : 10.3.08

KUMAR NEDİR?

2008 yılında Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre izin dahilinde olmadan oynatılması “suç”, oynaması ise “kabahat” kapsamında olan kumarın tanımının ne olduğunun veya ne olması gerektiğinin üzerinde detaylı olarak düşünülmesi gerekiyor. Kumar, hem sosyal hem matematiksel hem de en önemlisi ahlaki anlamda ele alınarak yeniden incelenmeli ve yeniden tanımlanmalıdır. Ya da mevcut tanım üzerinde daha iyi düşünülerek bu tanım daha iyi anlanmalı ve bu kavrama bağlı olan sektörlerin mevcut düzenlemeleri buna göre yeniden yapılmalıdır. Hem devletimizin hem de tüketicilerin bu konu üzerindeki temel sorunlarının ancak bu eksen üzerinden çözülebileceğini düşünüyorum.

Türk Dil Kurumu’nun kumar için yaptığı tanımlama şu şekilde;

“Ortaya para koyarak oynanan talih oyunu.”

Bu tanım Türk Dil Kurumu tarafından yapılmış olduğu için devletin kumarı nasıl tanımlamakta olduğunu açık bir şekilde görüyoruz. Ancak konuyu anlamak ve tanım üzerinde bir irdeleme süreci başlatmak adına bu tanımla yetinmiyoruz. Kumara “ortaya para koyarak” oynanan “talih oyunu” deniyor. Burada “talih” haricindeki tüm kelimelerin göreceli olmayan anlamları var. Hiçbirinin üzerinde felsefe yapmaya gerek yok. Fakat “talih” hassas bir konu. Çünkü talihin anlamına baktığınızda “şans” kelimesiyle karşılaşıyorsunuz.

Devletimiz tarafından “talih oyunu” ne şekilde tanımlanmış bir de buna bakalım;

“Önceden ödeme yapılarak daha sonra şansa dayalı olarak para kazanılan piyango, loto, spor toto, at yarışı gibi oyunlar, şans oyunu.”

Tanımın tamamen ayırdına varabilmemiz için irdelememizi devam ettirmemiz gerekiyor. Çünkü her yeni tanımın içinde irdelenmeye açık yeni kelimelere rastlıyoruz. Yukarıdaki tanımda şans kelimesi karşımıza çıkıyor.

Şans nedir?

Yine devlet büyüklerimize sorduğumuzda onlardan şu yanıtları alıyoruz;

- Mantıkla açıklanamayan birtakım rastlantısal olayların nedeni olan güç, baht, talih, felek.
- Bir olayın olabilirliği.
- Bir kimsenin bilgi ve emeğinden çok rastlantı sonucu elde ettiği elverişli durum.

Burada irdelememize devam edebilmemiz için ikinci tanımı kullanmamız gerekiyor. Diğer tanımları da elbette ilerleyen zamanlarda kullanacağız ancak ikinci tanım konuya bilimsel açıdan yaklaşmamıza fırsat veriyor. Bu nedenle ikinci tanımın üzerinde birtakım basit matematiksel ögeleri de kullanarak durmak istiyorum;

Bir olayın olabilirliği yani “Olasılık”

Olasılıkla şans arasındaki ilişki nedir? Sanırım bu iki kavram arasındaki ilişkiyi kurabilirsek kumar tanımının içinde yer alan “şans” ve “talih” kavramlarıyla daha samimi hale geleceğiz. Bunun için basit bir örnek üzerinden gidelim.

Eğer elinize bir madeni para alır ve bu parayı havaya atacak olursanız para yere düştüğünde paranın hangi yüzüyle karşılaşacağınızı önceden kesin olarak bilemezsiniz. Bunu sadece “tahmin” edebilirsiniz. Eğer “şanslıysanız” tahmininiz doğru çıkacaktır. Peki şanslılığınızın veya şanssızlığınızın matematiksel bir değeri var mıdır? Varsa bu örnek için bu değer nedir?

Yazı ya da Tura şeklinde olan iki ihtimal vardır. Paranın havaya atılışını bir “olay” olarak tanımladığınızda iki ihtimale sahip olan bir olaydan bahsediyor olursunuz. Yazı-Tura oyununda bulunan ihtimallerin gerçekleşme olasılıkları ayrı ayrı %50 olarak kabul edilir. İki ihtimali topladığınızda bu ihtimaller size “olayın” bütününü göstermelidir. Yazının gelme ihtimaliyle tura nın gelme ihtimali toplanır ve %100 oranına ulaşılır. İşte burada bir para atışından önce siz yazı gelecek diyorsanız %50 olasılıkla doğru bir tahminde bulunmuş olursunuz. Atışın sonucunu doğru bilme “şansınız” %50’dir. Bir başka deyişle  100 atış yapılır ve siz her atışta yazı gelecek derseniz bu 100 atışın 50’sini doğru bileceğiniz “kabul edilir”. Her 100 atışın 50’sini doğru bilemezsiniz elbette. Ama bu 100 atışlardan sonsuz tane yaparsanız atışların sayısı sonsuza yaklaştıkça gelen yazı’ların sayısının ortalaması da 50’ye yaklaşacaktır. İşte Türk Dil Kurumu’nun tanımını yapmakta olduğu şans, şans oyunlarında bu şekilde yer almaktadır. Diğer tanımlarda bahsedilen baht, felek gibi soyut kavramlardan uzaktır ve matematiksel bir değere sahiptir.

Peki böyle bir teori varken birileri nasıl bu tip oyunları arkadaşlar arasında oynanabilecek normal oyunlar olmaktan çıkarır ve işin içine tanımımızda yer alan “para” kavramını katarak “kumar” hadisesinin doğmasına sebep olur? Bu oyunlar sadece talih oyunu olarak da kalabilirler pekala. Peki bir şahıs nasıl olurda yazı tura atışı yaptırmaktan kendine kazanç yaratacak bir iş modeli yaratır ve bunu uygulamaya başlar? Bu basit ve zevkli oyunlar nasıl olur da bir sektör halini alır ve dünya çapında akla hayale sığmayacak pazar hacimlerine ulaşırlar?

İşin sektör boyutuna nasıl ulaştığını anlamak için öncelikle basit ticari denklemleri akla getirmek gerekir. Ticaret yapmak için siz belirli bir fiyata bir mal alırsınız. Bu fiyatın sizin maliyetinizin tümünü oluşturduğunu kabul edelim. Sonrasında para kazanmak adına bu malı almış olduğunuz fiyattan daha pahalı bir fiyata satmanız gerekir. Bu da olursa siz söz konusu maldan para kazanmış olursunuz. Bu malı 100 liraya almış ve 110 liraya satmışsınızdır. Konuyu olabildiğince basit anlatmaya çalıştığımdan arz-talep konularına veya malın nasıl olurda daha pahalıya satılabilmiş olduğuna girmiyorum. 10 liralık net kazancımız olduğunu kabul edelim ve bu örnek bir kenarda dursun.

Peki bir yazı-tura atışı nasıl pazarlanır? Pazarlayan tarafın bundan kazancı ne olacaktır? Az önce belirttiğimiz gibi yazı ve tura yüzeylerinin gelmesinin gerçekleşme olasılığı(şansı) %50 kadardı. İşte bu %50 ihtimal değeri, bu ihtimalin gerçekleşmesine yönelik bahis oynatacak olan kimsenin “alış fiyatı” olarak düşünülmelidir. Çünkü kumar sektörünün kullanmakta olduğu fiyatlar ihtimallerdir. Bir başka deyişle fiyatlandırılmakta olan ürünler bu bahsedilen ihtimallerdir. İşte bu ihtimallerin ticareti yapılmaktadır. Bir yazı-tura bahisi oynatıcısı, yazı-tura bahislerini %50 ihtimal fiyatından satın almaktadır. Ve biz tüketicilere uzun vadede işletmesini kar ettirebilmek amacıyla bu ihtimallerin üzerine, hedeflenen net kazancının ihtimalleştirilmiş halini ekleyerek satış yapmaktadır. Yani bize yazının ve turanın gelme ihtimalleri %50’den daha yüksek ihtimallerle sunulur. Örneğin bahis oynatıcısı her iki ihtimali de %55 olarak satmayı hedefleyebilir. Bu durum için her iki ihtimali topladığınızda ise %110’luk bir orana ulaşırsınız. İşte %100’ün üzerindeki bu %10’luk fark bahis oynatıcısının yazı tura bahis pazarından uzun vadede kazanmayı hedeflediği net kazanç yüzdesidir. Tıpkı bir T shirt’ü 100 liraya mal eden ve bunu mağazasında 110 liraya satan tekstilci gibi…

Şimdi gelin yazı turadaki ihtimalleri rakamlara çevirelim ve konuyu biraz daha netleştirmiş olalım. %50 ihtimalli bir durumun geri ödeme oranı 100/50 işleminden sonra 2.00 olarak bulunur. Yani “adil” bir yazı tura oyununda hem oynayanın hem de oynatanın şanslarının eşit olabilmesi için her iki ihtimal için de oranı 1’e 2.00 olarak belirlenmelidir. Böyle bir fiyatlandırmada bu oyunda uzun vadede ne bu kumarı oynatan, ne de oynayan kendi tarafına herhangi bir çıkar ya da zarar sağlayamaz. Böyle bir durumda bu oyun bir ticaret şekline dönüştürülememektedir. Belirttiğimiz gibi ihtimaller tüccar için karlı hale getirilmek zorundadır. Bunda da anormal veya etik olmayan hiçbir taraf yoktur. Bir Tshirt’ü 100 liraya mal ettiğini bildiğiniz bir işletmeye bu malı daha pahalıya sattığı için tepki göstermeniz ne kadar abes ise oranları gerçek değerlerinden daha düşük değerlerle sunan işletmelere de tepki göstermek aynı oranda abes olacaktır. Eğer ticaret söz konu ise ortadaki malların alış ve satış fiyatları arasında “makul” farkların bulunması zorunludur. Bir tekstil işletmesi sattığı mallar ile müşterilerini ne kadar kandırmakta ise “makul” kar marjlarıyla yürütülmekte olan kumar işletmeleri de müşterilerini o kadar kandırmaktadır.

Peki kumar tüccarı, ihtimalleri gerçekteki değerlerinden daha yüksek göstererek ne yapmıştır? İhtimal %50’den %55’e çekildiğinde 2.00 oranı 1.82’lik değere inmiş olur. 1.82 oranı 2.00 oranına göre tüketici için daha pahalı bir orandır. Yani kumarı oynatan kimse daha ucuz olan 2.00 oranı ile mal ettiği bir ürünü kendisi için daha kazançlı ve tüketici için de daha pahalı olan 1.82 oranına satarak bir iş modeli oluşturmuştur. Kumarın sektör haline gelmesi bu temel prensip ile sağlanmaktadır.

Bu yazıda kumar kavramının “tanımının” ne olduğu hakkında bir hatırlatma yapmak istedik ve buradan yola çıkarak kumar oyunlarının sektörel bir oluşuma nasıl ulaşmış olduklarının arkasındaki “temel neden” hakkında bilgi vermeye çalıştık. Bu konu hakkındaki bilgi kirliliğinin televizyon ekranlarında ve gazetelerde ulaşmış olduğu vehamet, bu “dışavurum” ihtiyacının doğal sebebi olmuştur. Bir sonraki yazıda bu konudaki yanlış/eksik bilgilenmişliğin ve vurdumduymazlığın Türkiye’de sebep olduğu sektörel bozukluklar incelenecek ve güncel örnekler üzerinden hali hazırda yapılmakta olan hatalar ve yanlış değerlendirmeler gündeme getirilecektir. Paylaşımlarımızın tümü, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesin emeğiyle kazanmakta olduğu parayı ne yapması gerektiğinin başkaları tarafından belirlenme saplantısının yok edilmesi ve ülkemizdeki kumar sektörünün birgün gelişmiş ülkelerdeki seviyelere erişebilmesi umudundan kaynaklanmaktadır.

Berkay Tanyolaç - 02.09.08

Not: Bu yazı Bahismedya.com’a özel olarak yazılmıştır. Herhangi bir basın - yayın organından alıntı değildir. Kaynak göstermeden haberlerimizi ve köşe yazılarımızı yayınlayan basın - yayın organlarına karşı her türlü yasal haklarımız saklıdır.

8 Yorum : 09.3.08

İHALEDE DOĞAN-LOTTOMATICA-SNAI’İN TEKLİFİ ASKIDA … (MI ACABA?)

22 Agustos 2008 tarihinde milanofinanza.com web sitesinde MF-DJ News adli ajans tarafindan ‘Lottomatica-SNAI ikilisine ilk engel’ seklinde duyurulan ve kaynak gosterilmeden yayinlanan habere gore, Dogan Yayin Holding-Lottomatica-SNAI Ortak Girisim Grubu’nun Spor Toto Isletmeciligi icin 12 Agustos’ta verdigi teklif Ihale Komisyonu tarafindan askiya alinmis durumda. Komisyon, soz konusu grubun verdigi dokumanlarin yeterliligiyle ilgili supheye dusunce, gruptaki pilot ortak olan SNAI S.P.A. sirketinin son bes yil icinde en az bir yil sureyle 1000 ve uzerinde bahis ofisi islettigini gosterir ilave belgeler istemis. Rapora gore ihale Agustos sonuna kadar sonuclandirilmak isteniyor.

Italyan Ekonomi ve Finans Bakanligi tarafindan yurutulen ve serbest rekabet kosullarinda pekcok sirketin yaristigi ihaleyle 2006 Aralik ayinda, o tarihe dek islettigi mevcut 450 bayiiye ilaveten, 1,206’si spor bahisleri 3,886’si at yarislari olmak uzere 5,092 noktada daha lisans hakki kazanan SNAI’in bu noktalarin kacini 12 Agustos 2007’ye kadar ticari acidan faal hale getirdigi sanirim siki bir sekilde incelenerek, son bes yil icinde en az bir yil boyunca 1000 bayiiden olusan bayii agini isletip isletmedigine dair saglikli bilgi edinilmeye calisiliyor Ihale Komisyonu tarafindan.

Her ne kadar haberin kaynaginin belirtilmemis olmasi suphe uyandirici olsa da, ciddi bir Italyan finans sitesinde yer almasiyla kayda deger bir haber ve gelisme oldugunu, ve bu yonuyle bahismedya.com sitesinde duyurulmasinin faydali olacagini dusundum. Yayinlandigi 22 Agustos Cuma’dan bu yana Turkiye’de herhangi bir basin-yayin organinda yer aldigini sanmiyorum; ki bu da hayli ilginc bir durum aslinda!..

Bu arada, SNAI ile ilgili bilgilere resmi internet siteleri olan snai.it sitesinden ulasiliyor olsa da, ihale katilimcilarindan olan Inteltek A.S.’nin inteltek.com.tr adli resmi sitesinde AGUSTOS BASLARINDAN BU YANA sadece ‘Under Construction – Yenileniyoruz’ ibaresi disinda bir bilgiye ulasilamamasi da akla turlu soru isaretleri getirmiyor degil; sitelerinde paylasilan bazi bilgilere ulasilmasindan mi cekiniliyor acaba: kim bilir?

Adil Oyuncu

Not: Bu yazı Bahismedya.com’a özel olarak yazılmıştır. Herhangi bir basın - yayın organından alıntı değildir. Kaynak göstermeden haberlerimizi ve köşe yazılarımızı yayınlayan basın - yayın organlarına karşı her türlü yasal haklarımız saklıdır.

6 Yorum : 08.26.08

İNGİLİZ ORANLARI VE İDDAA

İddaa ihalesi sürecinde gözlemlemiş olduğum bir samimiyetsizliği paylaşmak isterim sizlerle. Bahismedya’daki haberleri yakından takip eden okurlar hatırlar mutlaka. İddaa’nın önümüzdeki 10 yıl süresince devam ettirilecek olan işletmesine talip olan Lottos ortak girişiminin Ladbrokes cephesine baktığımızda bu şirketin dünyada hizmet vermekte olduğu bütün ülkelerde tekellere karşı ciddi bir mücadele içinde olduğunu görüyoruz. Bu mücadele kimi ülkelerde mahkemelere dahi taşınmış durumda.

Peki Ladbrokes bunu nerelerde ve nasıl yapıyor?

Ladbrokes’un İsveç’teki reklam kampanyasında kullanmakta olduğu slogan “Svenska Spel, Engelska Odds” şeklindedir. Bunun anlamına varılabilmesi için önce İsveç’teki bahis tekelinin adının Svenska Spel olduğunu hemen hatırlatalım. Svenska Spel’i doğrudan Türkçe’ye çevirdiğinizde İsveçce Oyun/İsveç Oyunu şeklinde bir isim ile karşılaşıyorsunuz. Sloganın Svenska Spel şeklinde başlayarak İsveç’lilere hemen ülkedeki bahis tekelinin adını çağrıştırıyor. Sloganın ikinci kısmı olan Engelska Odds ifadesinde ise mesaj tamamlanıyor. “English Odds” diyorlar yani Türkçe’si İngiliz Oranları. Her bahis tekelinin sorunu olan düşük oranlar gerçeği Svenska Spel’de de mevcut olduğundan Ladbrokes, Svenska Spel’i İsveç’teki en büyük gazeteler ve televizyonlar üzerinden yaptığı yayınlarla bu şekilde vuruyor. Çünkü, yerel monopolün kullandığı oranların tüketici açısından en ufak bir cazibesi yok. Oranların İsveçce’sinin ne kadar bozuk olduğunu Svenska Spel de dahil herkes biliyor. Bu nedenle Ladbrokes, bahis oranlarının İsveç’li değil ancak İngiliz olduğunu söyleyerek tüketicilere “İsveç Oyunu’nun” İngiliz oranlarıyla oynanabileceği duyurusunu yapıyor.

Peki bu reklam yasal sorunlara yol açmıyor mu?

Ladbrokes şirketinin Avrupa’nın birçok ülkesinde olduğu gibi İsveç’te de büroları mevcut. Bu reklam kampanyalarını hazırlayan “aracı” firmalar da İsveç’te bulunuyor. Yasal detaya girmeden mevcut durumu aktarmak istiyorum ama buradaki yasal detayların dahi ayrı bir makale konusu olduğunu belirtmek isterim. Svenska Spel Ladbrokes’a bu kampanyayla ilgili olarak dava açmış bulunuyor. Ladbrokes ise bu davadan çok memnun. Çünkü hem Svenska Spel kelimesinin kimsenin “tekeline” ait olamayacağını biliyor (gerçekten basit bir ismi var Svenska Spel’in ve herhangi bir yerde kullandığınızda ille de o bilinen Svenska Spel markasından bahsediyor olmak zorunda değilsiniz) hem de yaptıkları açıklamada bu konunun yasal bir zemin bulmuş olup bahis tekellerine karşı haklılıklarını dile getirmek ve kanıtlamak adına bulunmaz bir fırsat olduğunu düşünüyorlar.

Ladbrokes başka nerelerde tekellerle uğraşıyor?

Hali hazırda aynı reklam kampanyasının Danimarka marketine uyarlanmış hali de mevcut. Hatta aynı televizyon reklamı Danca olarak yayınlanmakta. Reklam sloganı ise “Danske spil, Engelske odds” halini almış. Danimarka, İsveç’e göre monopolünü korumaya daha az meğilli olduğu için şu an bildiğimiz kadarıyla bu konuda yasal bir kovuşturma başlatılmış değil.

Bu reklamlara internette yapacağınız basit aramalardan sonra ulaşabilirsiniz. Tabii şu anda erişimi engellenmiş halde olan Youtube’a girebilmenin yollarını bir şekilde bulmuş olmanız gerekiyor…

Buraya kadar alkış…Peki Ladbrokes ülkemizde ne yapıyor?

Değinmek istediğimiz noktalara dikkatinizi çekmeden önce bir kez daha dile getirmemiz gereken önemli bir bilgi var. İddaa ihalesinin sonucu nasıl olursa olsun bu oyun aynı şekilde oynanmaya aynen devam edecektir (Sonradan yapılacak geliştirmelerle farklı spor dalları bu oyuna eklenebilir ancak anlatmak istediğim bu değil). Yani Ladbrokes firmasının da içinde bulunduğu ortak girişim bu ihaleyi alacak olursa hiçkimse Ladbrokes’un internet sitesine üye olarak bahis oynamaya başlamayacaktır. Veya hergün girmekte olduğunuz Bilyoner.com veya Nesine.com sitelerinde herhangi bir değişiklik görmeyeceksiniz. Bu ihale sadece İddaa’nın yeni dönemdeki işletmecisini belirlemeye yöneliktir. Yapılmakta olan ihale İddaa oyunun ihalesidir ve her ne şekilde olursa olsun hali hazırda sunulmakta olan formatın dışına çıkan herhangi bir firma yasaları çiğnemiş olur. Spor Toto’nun verdiği bahis oynatma lisansı sadece İddaa oyununu oynatabilme lisansıdır. Dilediğiniz gibi bahis oynatabilme lisansı değildir. Bu bilgi kirliliği ortamında aşağıdaki mesajlarımızın daha iyi anlaşılabilmesi için bu noktaları da tekrar vurgulamak istedik. Gelelim söylemek istediklerimize…

Türkiye’deki yasal koşulların farkındayız ve Ladbrokes’tan Türkiye’de de dünyanın kimi pazarlarında girmiş olduğu mücadeleye benzer bir mücadeleye girmesini beklemiyoruz. 5583 numaralı meşhur yasa çıktıktan sonra Ladbrokes online operasyonları dahilinde Türkiye’den müşteri kabul etmeyi durdurmuş bir kurumdur. Buna da neden bizi bırakıp gittiniz diyecek halimiz yok. Fakat benim cevabını samimi olarak merak ettiğim bir soru var.

Dünyada tekellerin yıkılmasına karşı yürütülmekte olan mücadelenin önemli kalelerinden olan Ladbrokes, neden Türkiye’de dünyadaki tekellerin en acımasızı olma yolunu seçmiştir? Dünyada tüketicileri kendisine böylesine mecbur bırakmış başka bir tekel daha yoktur.

Bence hepimizin bu soru üzerinde düşünmesi gerekiyor.

Türkiye’deki tüketicilerin kişilik hakları hiçe sayılarak yapılmakta olan birçok anti demokratik uygulama hala devam ettirilmektedir. Türkiye’deki her “bireyin” sahip olduğu kredi kartları “kumar” işlemlerine kapatılmıştır. Bu nedenle “bireyler” dünyada belirli bir saygınlığı olan herhangi bir bahis sitesine para yatıramamaktadırlar. Bir yolunu bulup para yatırmış olan kişiler para çekecek oldukları zaman bankaları tarafından tespit edilmesi halinde bu şirketlerden gelen paraları teslim alamamaktadırlar. Bu anti-demokratik ve totaliter dayatmaların temel nedeni İddaa isimli oyundur. Ve İddaa sırf bu uygulamalar nedeniyle alıcılarına karşı daha “değerli” hale getirilmiştir. Ladbrokes başka ülkelerde bu anlayışın çok daha yumuşatılmış halinin karşı tarafında iken, Türkiye’de nasıl olur da bu saygısızlıkta işleyen bir düzeneğin ana odaklarından biri haline gelmek istemektedir?

İhalenin cazibesini oluşturan bu “değerler” mi ihaleye çekmiştir Ladbrokes’u? Bize haksızlık yapılarak değeri artırılmış olan bir ürünün sonradan yine bize pazarlanmak üzere bu koşullarla satılıyor olması ne kadar da hazindir.

Ladbrokes, “İngiliz oranlarını” neden Türkiye sınırlarının dışında bırakacak oluşumların içinde yer almaktadır? İngiliz oranlarını 2007 Mart ayında Türkiye’deki tüketicilere kapatmış olan Ladbrokes, nasıl olmuş da aktif kampanya sloganını hiçe saymış ve Türkiye’deki yöneticilerin tüketicilerine layık görmüş olduğu bu sıfatsız oranlara ilgi duymuştur?

Başka ülkelerde mahkeme salonlarındaki savunmalarında tekellerin haksızlığını herkese anlatmak için sabırsızlanan Ladbrokes eğer Türkiye’de tekel olursa, o savunmaların hukuki geçerliliği hangi gezegen üzerinde söz konusu olabilir?

Elbette bu bir ticari oluşumdur ve duygusal en ufak bir serzenişe yer vermek ahmaklık olacaktır. Elbette İddaa oyunu işletmecisi için oldukça kazançlı bir üründür ve cazibesi buradan gelmektedir. Fakat dünya çapında samimi olarak tekellere karşı mücadele ettiğini düşündüğüm bir kurum, bahis sektörünü küresel çapta düşündüğümüzde tüm bahisseverler için bu anlamda bir hayal kırıklığı yaratmıştır.

Berkay Tanyolaç

Not: Bu yazı Bahismedya.com’a özel olarak yazılmıştır. Herhangi bir basın - yayın organından alıntı değildir. Kaynak göstermeden haberlerimizi ve köşe yazılarımızı yayınlayan basın - yayın organlarına karşı her türlü yasal haklarımız saklıdır.

11 Yorum : 08.25.08

‘İDDAA İLE TÜRK FUTBOLU KAZANIYOR’ MU? KAYBEDİYOR MU?

9 Mart 2008′de oynanan TFF 1. Lig karşılaşmasında İstanbulspor’u sahasında 5-0 yenen Gaziantep Belediyespor’a İddaa’da yüklü miktarda bahis oynanmış olacak ki dönemin İddaa Genel Koordinatörü Prof. Dr. Oğuz Manas, Sabah Gazetesi‘ne “İstanbulspor bizi, lige ciddiyetle devam edeceğine inandıramazsa bu hafta olduğu gibi kalan maçlarını da İddaa programına almayız. Maç başına 60 bin YTL gelirden mahrum kalırlar” şeklinde bir açıklamada bulunmuştu. Gelen yüklü bahisler nedeniyle Gaziantep Belediyespor maçı programdan çıkartılan İstanbulspor’un takip eden 2 karşılaşması da programda yer almamıştı.

Sabah Gazetesi’nin haberini yorumlayan Erdener Oflas’ın 26 Mart 2008′de verdiği bilgiye göre İddaa’nın mağdur olduğu şikeyi açık bir dille ifade eden İddaa Genel Koordinatörü Prof. Dr. Oğuz Manas, açıklamasından 2 gün sonra İddaa’nın işletici firması olan İnteltek’den kovuldu.

Dönemin İstanbulspor Başkanı Ömer Sarıalioğlu da yaptığı açıklamalar ile sözkonusu şikeyi doğrulamıştı. Başkan, futbolcuları Alişen Kandil ve Hakan Korkmaz’dan şikayetçi olacaklarını ve durumu federasyona taşıyacaklarını belirtmişti.

15 Ağustos 2008 tarihli Hürriyet Gazetesi haberine göre ise: Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu aldığı kararla, 2007-2008 sezonunda Gaziantep Belediyespor’un, İstanbulspor’u deplasmanda 5-0 kazandığı maçın dosyası karara bağlanırken, İstanbulsporlu Hakan ve Alişen suçlu bulundu. Alınan karar uyarınca futbolcular Hakan Korkmaz ve Alişen Kandil ‘müsaba sonucunu etkilemeye yönelik eylemleri nedeniyle’ 1′er yıl resmi müsabakalardan men ve 20.000′er YTL para cezasına çarptırıldırlar.

PFDK’nın aldığı bu karar ile her fırsatta ‘İddaa ile Türk Futbolu kazanıyor’ sloganı ile bangır bangır reklam yapan İddaa’nın aynı zamanda Türk Futboluna zarar verebileceği de resmi boyut kazanmış oldu. Yetkililere sorum şu: Eğer İddaa diye bir bahis şirketi olmasaydı ya da İddaa her bahis şirketinin uyması gereken ‘Sorumlu Oyun’ kriterlerine riayet gösteriyor olsaydı bu şike olayı yaşanır mıydı?

İddaa’yı işleten ve iştirakçilerin kazanması riskini üstüne alan şirket İnteltek’in, İstanbulsporlu futbolcuların yaptığı şikeden bu kadar rahatsız olması ve karşılaşmanın bahis programından çıkarılması şikeden oluşan mağduriyetlerinin en açık göstergesi.

Saygınlığı tartışılmayacak Prof. Dr. Oğuz Manas’ın aynı tarihlerde şirketle ilişkisinin kesilmesi, İnteltek’in Oğuz Hoca’nın İddaa ile şikenin yanyana yer aldığı açıklamalarından rahatsız olma ihtimalini akıllara getiriyor.

Sözkonusu tarihte İstanbulspor’un ve Gaziantep Belediyespor’un ligde gerçekçi bir iddiasının kalmaması da şikenin bahis eksenli gelişebileceğine dair önemli bir gösterge. 

İddaa’nın Türk Futbolu’nda şikeye kaynaklık edebilmesinin önünü açabilecek nedenler şu şekilde:

1- Bahislerin üst limitlerinin bulunmaması. Her iştirakçi istediği kadar bahis yatırabiliyor. Bahisler yatırıldıktan sonra, şüpheli hallerin tespit edilmesi durumunda İddaa Risk Yönetim Merkezi tarafından karşılaşmalar programdan çıkartılarak önlem alınıyor. Yani yüklü miktarda bahis oynanmamasına yönelik önlemler bahisler oynanmadan önce değil, oynandıktan sonra alınıyor. Bahislere miktar üst limiti getirilerek önlemler bahisler yatırılmadan önce alınmalı.

2- Bahislerin kim tarafından oynandığının bilinmemesi. İddaa kuponları yatırılırken TC Kimlik Numarası veya benzeri bir şekilde kimlik tespiti yapılmaması İstanbulspor olayında futbolcular ceza alırken bahisleri yatıranların bulunamamasına ve cezasız kalmasına yol açıyor. TCKN doğrulaması olmaması 18 yaşından küçüklerin bahis yapamaması ve yüksek kayıplar yaşayan bahisçilerin rehabilite edilmesi uygulamalarının da önünü kesiyor.

3- Küçük ölçekli karşılaşmalara bahisler açılması. İddaa yetkilileri özellikle programın kısır olduğu dönemlerde Türkiye 3. Futbol Ligi dahil olmak üzere çok küçük ölçekli karşılaşmalara bahis oynatıyor. Bu durum, programın küçüklüğüne göre bizzat İddaa’nın veya bir İddaa Bayii olan Bilyoner.com’un organize ettiği turnuvalara bahis oynanmasına dek varabiliyor. Dünyada emsali görülmemiş bir şekilde hem turnuva organize edip, hem de o turnuvaya limitsiz bahisler açan bahis şirketi İddaa, açtığı bu bahislerle sonucunun saha içinde hiçbir önemi olmayan hazırlık karşılaşmalarına saha dışında önem unsuru yaratmış oluyor.

İddaa’nın kamuoyunu ‘İddaa ile Türk Futbolunun kazandığına’ inandırması için aktardığı kaynakları gözümüze sokması değil yukarıdaki önlemleri alması gerekmektedir. Sözkonusu önlemler alınmadan açıklanan her bahis programı Türk Futbolu’nda şikeye açık bir davetiyedir.

Selim Pusat

Not: Bu yazı Bahismedya.com’a özel olarak yazılmıştır. Herhangi bir basın - yayın organından alıntı değildir. Kaynak göstermeden haberlerimizi ve köşe yazılarımızı yayınlayan basın - yayın organlarına karşı her türlü yasal haklarımız saklıdır.

1 Yorum : 08.18.08

SPOR TOTO İHALESİNE TEKLİF VEREN VE VEREMEYENLER

Spor Toto ihalesine teklif veren ve veremeyen istekliler: KİM KİMDİR?

1. İnteltek: Nisan 2001’de hisselerinin %55’i Çukurova Holding şirketi olan Turktell’e, % 25’i Yunan bahis ve lotarya şirketi olan Intralot’a, % 20’si de Teknoloji Holding’e ait olacak şekilde kurulmuştur.

2002 yılında yapılan “Müşterek Bahis Oyunlarının çoklu erişimli elektronik ortamlar üzerinden oynatılması ve Merkezi Sistem Kurdurulması ve İşletmeciliği” ihalesinde hasılattan % 4.3 pay almak üzere verdiği teklifle, % 3.0 olarak teklif veren şirketin evrakta tahrifat yaptığı gerekçesiyle elenmesi sonucu kazanarak, 2003 yılı başlarında Spor Toto’nun oyunlarını ve bayii sistemini yönetmeye başlamıştır.

Tek istekli olarak girdiği ve 2003 yılında yapılan “Sabit İhtimalli Bahis Oyunlarının Risk Yönetimi Merkezi kurdurulması ve İşletmeciliği Baş Bayiliği” ihalesini de ilk ihaleye konu işler de dahil olmak üzere hasılattan % 12 pay almak üzere verdiği teklifle kazanarak, bu çerçevede Nisan 2004’ten itibaren iddaa oyununu da devreye sokmuştur.

2005 yılı sonlarında 80 milyon ABD Doları bedelle Teknoloji Holding’e ait % 20 hisseyi satın alan Intralot böylelikle hisselerini % 45’e yükseltmiştir. Intralot’un 13 Ağustos 2008 itibarı ile piyasa değeri 1.44 milyar Euro.

İhalelerin usulsüz olarak yapıldığının Danıştay tarafından 2007 yılı başlarında onanmasının ardından iddaa oyunu kesintiye uğramış, Spor Toto’ya jet hızıyla verilen yetkilendirme ile Spor Toto tarafından ihalesiz olarak hizmet temini yapılması mümkün kılınırken yine 1 yıllığına İnteltek’le sözleşme imzalanmış, ancak bu kez hasılattan alınan pay % 7’ye indirilmiştir. 2007 yılı boyunca ihaleye çıkılmaması sonucunda Spor Toto’ya verdiği bu hizmetin süresi 31 Mart 2009’a kadar uzatılmıştır.

2. Doğan Yayın Holding-Lottomatica-SNAI ortak girişim Grubu: Sırasıyla %50-47-3 hisselerle ihaleye teklif vermek üzere kurulan bir ortak girişim grubudur.

Doğan Yayın Holding, hisseleri İMKB’de işlem gören halka açık bir Türk şirketidir.

Lottomatica spor bahisleri ve lotarya alanlarında faaliyet gösteren, ve Milli Piyango’nun sayısal oyun makinelerini temin eden ve bakım-onarımını yapan Amerikan GTECH’i de 2006’da bünyesine katarak 50’den fazla ülkede faaliyet gösterir hale gelen bir İtalyan şirketidir. Hisseleri Milano Borsası’nda işlem görmektedir. Şirketin piyasa değeri 12 Ağustos itibarı ile 3.18 milyar Euro.

SNAI İtalyan bir spor bahisleri-at yarışı şirketi olup İtalya’nın Milano ve Montecatini hipodromlarının sahibi olmanın yanı sıra, pekçok spor bahisi dükkanları ve internet siteleri aracılığıyla 2007’de 4.4 milyar Euro’luk bir bahis hasılatı gerçekleştirmiş bulunuyor.

Bu ortak girişim grubuna SNAI’in de % 3 ile dahil edilmesinin nedeni muhtemelen Lottomatica’nın sabit ihtimalli spor bahisleri işine 2007 yılında başlamış olup Spor Toto’nun şart koştuğu geçmişteki yıllık hasılat kriterlerine uymaması, ve SNAI’in uzun yıllardır yaptığı bu işte geçmişte İtalya’da tekel olarak faaliyet gösterdiği yıllardan bugüne ulaştığı yüksek cirolar, ve bu iki İtalyan şirketin yönetimlerinin birbirlerine yakınlıkları olabilir.

3. Esas Holding-Ladbrokes ortaklığı olan LOTTOS:

Esas Holding, Şevket Sabancı’nın ve Sabancı Ailesi 3. kuşak mensuplarının 2000 yılında kurduğu bir girişim sermayesi şirketi olup bünyesinde Pegasus Hava Taşımacılığı, Medline Sağlık Hizmetleri, Peyman Kuruyemiş Gıda, Çoban Yoğurt gibi şirketler bulunuyor. Esas Holding Yön. Kur. Üyesi Ali Sabancı Pegasus Havayolları uçaklarında şans oyunları oynanabilmesini sağlamak için çaba sarfetmesiyle de gündeme gelmişti.

Ladbrokes, spor bahisleri ve şans oyunları konusunda faaliyet gösteren 100 yaşın üstünde bir İngiliz şirketi olup İngiltere, İrlanda, İspanya ve İtalya’da 2500’ü aşkın bahis ofisleri ve internet siteleri bulunuyor. 2007 toplam cirosu 13 milyar Euro civarında. 13 Ağustos itibarı ile piyasa değeri 1.76 milyar Euro.

Ladbrokes, Türkiye’de lisanssız şirketlerin bahis oynatma yasağının başlayacağı Mart 2007’den bir süre önce Türk müşterilerine hizmet vermeyi kesmiş olsa da yasadışı bahis oynatmaktan suçlu bulunmuş, ancak 2007 yılı içinde açtığı temyiz davasını kazanan şirket aklanmıştı.

İhaleyle ilgilenmelerine karşın ihaleye teklif vermeyen şirketler ise şöyle:

Net Holding
Meteksan
Arena Şans Oyunları
Austria Lottary
Coral Racing
Scientific Games

Net Holding, Meteksan ve Arena Şans Oyunları’nın ihaleye teklif verememesinin önündeki ana engelin yeterlilik sahibi yabancı ortak arayışında ihale şartnamesinden kaynaklanan kısıtlamalar olduğu tahmin ediliyor. Bilindiği üzere Türkiye’de kurulu şirketlerden sadece mevcut Spor Toto işletmecisi İnteltek gerekli yeterliliğe sahip bulunuyor; diğer tüm şirketler 3-4 haftalık kısa bir süre içinde yeterlilik sahibi yabancı ortak bulmak, kısa sürede anlaşmak, müşterek strateji belirlemek, iş planı hazırlamak, yabancı ortağın evraklarını eksiksiz tamamlaması için kılı kırk yarmak gibi zorlu birtakım dönemeçleri aşmak durumunda bırakıldılar. Doğan ve Esas’ın ihale davet ilanından uzun süre önce bu aşamaları başlatmış olmalarından dolayı teklif verebilmeleri daha kolay olabildi.

Öte yandan yabancı şirketlerden yeterliliği olanlar arasında da Türkiye’deki ihale sürecine şüpheyle bakan ve ihale detaylarında gizlenmiş bazı mayınların farkındaki birkaç şirketin de bu yüzden teklif vermediği konuşulmakta: birtakım durumlarda ihaleyi kazanan tarafın göstereceği 160 milyon YTL’lik ihale kesin teminatının nakte çevrilerek Spor Toto’ya gelir kaydedilmesi söz konusu, ve bu olası durumların net bir çerçeveye oturtulmasından Spor Toto Teşkilat Başkanlığı özenle kaçınıyor. Bu tutumuyla aslında ihaleden ihraç sebebi olarak sayılan maddelerden birinde sözü edilen ‘isteklileri şüpheye düşürmek’ fiilini adeta Spor Toto işlemekte.

Bu noktada, Milli Piyango ihalesi için görüşlerini açıklayan Özelleştirme Dairesi Başkanı Metin Kilci’nin 29 Haziran 2008 tarihli Vatan Gazetesi’nde yayımlanan söyleşisinden bir alıntı yapmakta fayda var.

Milli Piyango özelleştirmesine girmek için ön yeterlilik uygulanacağını ve bu çerçevede mali güce bakılacağını açıklayan Kilci, Türkiye’de deneyim olmadığı için teknik yeterlilik kriterinin “sahip olmak yerine taahhüt etmek” biçiminde uygulanacağını bildirdi. Kilci, “Teknik yeterlilik anlamında deneyim aranması sözkonusu olamaz. Bu çok kısıtlayıcı bir şart olur. Teknik kabiliyet, teknik yeterliliğe de bir şekilde bakmamız gerekiyor. Ama buna sahip olunmasından ziyade bunun taahhüt edilmesi şeklinde bir süreç olacak. Çünkü daha önce bu sektörde çok fazla firma yok. Aksi taktirde rekabeti çok sınırlandırmış oluruz ki bu doğru olmaz” diye konuştu.

İşte Spor Toto Teşkilat Başkanlığı şartnameyi hazırlarken Özelleştirme Dairesi Başkanı’nın bu görüşlerine itibar etmiş olsaydı, bu 3 grubun yanı sıra belki başka Türk şirketleri de kısa sürede uygun yabancı ortak aramak zorunda kalmadan teklif verebilecekler, ihale daha rekabetçi bir ortamda gerçekleştirilebilecekti. Tabii ki ideal durumda aynı anda birçok şirketin Türkiye pazarında rekabet ettiği bir ortam en rekabetçi ortam olurdu, ama şu anda ülkemizde şans oyunları sektöründe karar verici konumunda olanlar için ‘serbest rekabet koşulları’ o kadar yabancı bir konu ki, bunun gerçekleşmesi yakın vadede pek mümkün görünmüyor.

20 gün içinde ikinci oturumu da gerçekleştirilecek olan bu ihalenin ülkemize ve bahisseverlere hayırlı-uğurlu olmasını dilemek isterim: her ne kadar mevcut koşullarda bu dileğin gerçekleşmesi oldukça zor görünse de…

Adil Oyuncu

Not: Bu yazı Bahismedya.com’a özel olarak yazılmıştır. Herhangi bir basın - yayın organından alıntı değildir. Kaynak göstermeden haberlerimizi ve köşe yazılarımızı yayınlayan basın - yayın organlarına karşı her türlü yasal haklarımız saklıdır.

0 Yorum : 08.14.08

SÖZLERİNİ HEP AYNI YÖNE AKITAN BİR YAZARA ADİL OYUNCU’NUN CEVABI

Derinlemesine düşünmeden görüşlerini ve sözlerini HEP AYNI YÖNE doğru akıtan bir yazara ADİL OYUNCU’NUN CEVABI:

Sayın Şelale Kadak,

6 Ağustos Çarşamba günü Sabah Gazetesi’ndeki köşenizde yaklaşan Spor Toto İhalesi’yle ilgili eleştirilerinizi okurken oldukça şaşırdığımı itiraf etmeliyim; zaman zaman ‘talih oyunları’ konusunda yazdığınızın farkındaydım, ama bu denli derinliksiz bir eleştiri yazısını doğrusu en hafif tabiriyle yadırgadım!

Her şeyden önce böylesi bir ihale için davet yapıldığında istekli olabilecek şirketlere hem gerekli sektörel incelemelerini yapmak, hem olası ortaklıklarını oluşturmak, hem gerekli belgelendirmeleri zaman açısından zorlanmadan yetiştirebilmek, hem de ihale stratejisi oluşturmak için yetecek asgari süre olan 6 AY gibi bir zaman verilmeliydi. Bu yapılmayıp haftalarla ölçülebilen bir süreye sıkıştırılarak asıl MEVCUT İŞLETMECİ için büyük avantaj oluşturulmaya çalışılmıştır.

O işletmeci ki, önce usulsüz yapıldığı kabul edilerek yıllar sonra Danıştay tarafından iptal edilen bir ihale, arkasından ihalesiz yapılan 2 birer yıllık sözleşme ile 500 milyon YTL’nin üzerinde bir parayı çoktan ortaklarına kazandırmış durumdadır.

O işletmeci ki, bu usulsüz ihale ile işletimini devraldığı Spor Toto bayileri ve sonradan eklenenlerle 3900 bayiiye ulaşmış, ancak bunların pek çoğu başka işler de yaptıkları için içlerine 18 yaşından küçükler halen girip çıkabilmektedir.

O işletmeci ki, ‘iddaa’ oyununda oyunculara geri ödeme oranı % 50’nin altında olarak tasarlanmasına, bahse girenlerin çoğunluğunun para kaybettiği bariz olmasına karşın uzunca bir süre ‘Bahse giren kazanır!’ gibi yanıltıcı bir sloganı kullanmış; muhtemelen reklam gelirleri ve ‘iddaa’ eklerinin getirdiği tiraj artışını korumak adına basınımızdan hiçbir ciddi ses yükselmediği gibi, resmi kurumlar da bunun değiştirilmesi için yeterli çaba sarfetmemişler, olan yanıltıcı reklamların da etkisiyle kumara teşvik edilen çoğu genç (hatta bazıları 18’in de altında) yaştaki iştirakçilere olmuştur!

O işletmeci ki,18 yaşından küçüklerin oyun oynayamaması için gereken önlemleri almak bir yana, ‘BAHSE GİRERİM ŞIP DİYE ANLIYCAKSIN’ (evet, aynen bu şekilde yazılmış!) gibi ve benzeri ÇOCUKSU tanıtım cümleleriyle neredeyse açıktan açığa 18 yaşından küçükleri de cezbetmeye çalışmış, öte yandan ne resmi kurumlar ne de işletmeci şirket 18 yaşın altındakilere oyun oynatan bayilere verilecek olası cezaların ne olacağını uzunca bir süre netliğe kavuşturmamışlar, oyunun başlamasından ancak yıllar geçtikten sonra bu konuda bayilere bildirimde bulunulmuştur.

İhale ertelenir veya iptal edilirse sistemin kesintiye uğramaması için Spor Toto, en fazla bir yıllık süreler için kullanabileceği, İHALEYE ÇIKMADAN MAL VE HİZMET TEMİNİ YETKİSİNİ kullanarak mevcut işletmeci şirketten hizmet alımı yoluna gidebilir. Bu sayede devlet gelirinden olmaz, kulüpler zarar görmez. Ancak adil olmayan şartlarda ihale sonuçlandırılırsa 10 yıl boyunca bunun sıkıntıları çekilebilecektir.

Örneğin, futbolun olduğu kadar spor bahislerinin de beşiği sayılan İngiltere’de 8000 civarında bahis dükkanı var, ve her birinin tek işi şans oyunları oynatmak; yani kuruyemişçi, kırtasiye, büfe gibi yerlerde şans oyunları gibi yerlerde etkilerinden küçükleri korumanın gerekliliği ortada olan şans oyunları oynatılamıyor,reklamlarıyla burun buruna gelinemiyor. Yine İngiltere’de pazarın en başarılı şirketleri bile her ne kadar isteseler de REKABET YASASI doğrultusunda ülkedeki bayi sayısının % 30’undan fazlasına sahip olamıyor. Yani o çok methettiğiniz 2400 sayısını geçmeleri yasa eliyle engelleniyor. İngiltere’nin en büyük 2 şirketi 2200’er bayii adedindeler. Üstelik Spor Toto ihalesinde birden fazla şirketin yeterliliği müştereken doldurmasını kabul etmiyor; yani en büyük 2 İngiliz şirketi birleşse bile yeterli olmuyor. E şimdi buyurun da Spor Toto ihalesinin ESKİ HALİ ADRESE TESLİM DEĞİLDİ deyin! Yanılmıyorsam 2002’de yapılan ve Danıştay’ca iptal edilen eski ihaledeki asgari bayii adedi 1000’in de altındaydı.

Asgari 2400 bayiide ısrar edilmiş olsaydı en fazla 2-3 şirket katılabilecekti, ki bunlar da istenen evrakların eksiksiz bir şekilde temin edilmesinde bile bu kadar kısa sürede zorlanacaklardı. İşte bu yüzden denetleme mekanizmasının basitleştirilmesi düşünülmüş olsa gerek. Tüm dünyadan 2400 bayiiyi aşan pek çok şirketin katılacak olduğu ise yanlış bir bilgi; zira bu şartları ve aranan asgari spor bahisi cirosunu karşılayan şirket sayısı çok azdı. O az sayıda şirketlerin bir kısmı da şartnamenin içinde isteklileri şüpheye düşürücü unsurlar yüzünden tüm sürece şüpheyle bakarak 10 YILLIK TEKEL anlamına gelen böylesine cazip bir ihaleye katılmayacaklar.

Bu süreçte sorulması gereken soruların başında, 2003 yılında internet bahis şirketlerine aktarıldığı tahmin edilen yıllık 50 milyon ABD Doları gibi bir paranın Türkiye’den çıkmasını önlemek için yaratılan ‘iddaa’ oyununun cirosunun bu miktarın 30 KATINA ÇIKMASINA sosyal devlet anlayışı taşıdığını söyleyen bir hükümet döneminde nasıl olup da fırsat verildiği olmalıdır. Bu oyun yoluyla ortalama futbolsever vatandaşımız da ‘FUTBOLUN KUMAR BOYUTU’ ile YALAN TANITIMLAR YARDIMIYLA ve ZORLA tanıştırılmış, KUMARA TEŞVİK EDİLMİŞTİR.

Ayrıca ihale şartnamesinde değiştirilen 3 finansal rasyo katılımı arttırabilecek şekilde değişmiş olup, rekabeti arttırarak daha çok şirketin katılmasına olanak sağlayacak ve cirodan alınan pay yüzdesinin daha aşağıya çekebilecek bir düzenleme olarak dikkatimi çekti. Uzman bir finansçı olmadığımdan yeni rasyolar fazla düşük müdür fazla yüksek midir, pek yorum yapmamayı tercih edeceğim.

Pilot şirket ihale alındıktan sonra hiçbir yere gönderilemez, zira ortak girişimin ortaklık yapısının değişmemesi şart koşuluyor.
Tüm bu koşullara, ve konuyla ilgili yaptığınızı varsaydığım araştırmalara karşın hala bu değişikliklerde nasıl olup da kamu yararı olduğunu ‘AKLINIZIN ALMAMASINI’ da benim aklım almıyor doğrusu.

İhalenin şeffaf olmasının gerekliliği görüşünüze katılsam da, öngörülen ihale 3-4 haftada oldu-bittiye getirilerek yapılmamalı. En başta belirttiğim gibi, şirketlerin önlerindeki şartları değerlendirip sağlıklı bir yapıyı oluşturabilmeleri için kendilerine verilmesi gereken süre en az 6 ay olmalıydı; istekli şirketleri şüpheye düşüren pek çok madde daha özenle hazırlanıp yazılmalıydı, vesaire…

Sektörde deneyimli olmak, ileri teknoloji kullanmak ÇOK SAYIDA BAYİİ işletmekle paralel olmayabilir. Bu konuda sadece 100 civarında bayiiyle ileri teknoloji ürünü yenilikçi hizmet veren, ve 4 milyar ABD Doları futbol bahislerinden olmak üzere 13 milyar ABD Doları şans oyunları cirosu yapan şirket bile bulunabilmektedir, ancak mevcut koşullarda bu şirketin girmesi bayii sayısı azlığından dolayı mümkün değil! Türkiye’dekinin 39’da biri kadar bayiiyle 3 katı futbol bahisi cirosu yapmış bir şirket bile 1000 barajına takılıp elenebiliyor. Oysa ki, örneğimdeki söz konusu şirket uyguladığı ileri teknoloji ve yenilikler sayesinde az bayiiyle bu kadar çok ciroya ulaşabiliyor. Merak etmeniz halinde bu şirketle ilgili daha detaylı bilgiye ulaşmanız için link verebilirim.

Sorduğunuz şu sorunun cevabı ise aslında çok basit:

SORU-“Düşünün benim bir internet şirketim var. Bir de mali müşavirim. Acaba bir şirket bulsam kendime ve ihaleye katılıp, alsam, sonra sabit bayi sistemini kurmakta ne kadar başarılı olabileceğim?”
YANIT- İhaleye teklif verme aşamasında yetersizliğiniz fark edilmediği taktirde ihaleyi alıp da sistemi kurmakta başarılı olamazsanız, 160 milyon YTL’lik kesin teminatınızı Spor Toto Teşkilat Başkanlığı’na gelir kaydettirerek, en hızlı para kaybeden şirket olma konusunda epeyi başarılı olacaksınız: bulduğunuz örneğin yaratıcılığı için de “TEBRİKLER!” demek isterdim ama buna “AKLIM İZİN VERMİYOR!”

Yeni mi uyandılar sorunuzun cevabı da: “Hayır, hala tam olarak uyanmadılar” olmalı; ama savladığınız sebeplerden değil, verilen birkaç hafta sürenin çok az olduğunu fark edemeyip 10 yılı kapsayan böylesine önemli bir ihaleyi aceleye getirmelerinden, ve sektörün en deneyimli şirketlerinin sürece şüpheyle bakmalarına yol açan ‘ŞARTNAME İÇİNE DÖŞELİ MAYINLARDAN’ belli oluyor!

İptal edilmiş bir ihaleyle edinilen  ve sürdürülegelen ‘USULSÜZ YETERLİLİK’ size yettiğine, yabancı ortağının kurucusu ve baş hissedarı olan kişinin şaibeli geçmişi ve adı üzerinde dolaşan ‘KAPKARANLIK BULUTLARIN’ farkında olmadığınıza, geçmişte yapılan ‘YALAN İÇERİKLİ SLOGAN VE TANITIMLARI’ eleştirmeye değer bulmadığınıza göre, mevcut Spor Toto işletmecisi şirketin size ‘PEK MASUM VE MAĞDUR’ gibi göründüğü izlenimine rahatça ulaşılabiliyor. Yine de, TALİH OYUNLARI SEKTÖRÜ’nü sıkça konu eden bir yazar olarak, ihale sürecinde eleştirilecek daha pek çok yön dururken ‘NİÇİN DAHA DERİNLİKLİ BİR ELEŞTİRİ YAZMADIĞINIZIN’ nedeni umarım sadece ‘ASLINDA BU ÖZELLİKLİ SEKTÖR KONUSUNDA YETERLİ  DENEYİM VE BİLGİ SAHİBİ OLMADAN’ kerhen yazmakta oluşunuzdur; umarım ‘MEVCUT İŞLETMECİYE BU SÜREÇTE SEMPATİYLE BAKILMASINI SAĞLAMAK İÇİN’, ya da ‘İHALEYE KATILACAK RAKİP BİR MEDYA KURULUŞUNA ŞÜPHEYLE BAKILMASINI SAĞLAMAK İÇİN’ maksatlı bir yazı kaleme almamışsınızdır.

Sevgi ve saygılar sunar, Türkiye Talih Oyunları Sektörü’nde işinin ehli şirketler arasında serbest rekabet koşullarının hakim olduğu, dolayısıyla talih oyunları iştirakçilerine seçme şansının lüks görülmediği yarınlar dilerim.

Adil OYUNCU

Not: Bu yazı Bahismedya.com’a özel olarak yazılmıştır. Herhangi bir basın - yayın organından alıntı değildir. Kaynak göstermeden haberlerimizi ve köşe yazılarımızı yayınlayan basın - yayın organlarına karşı her türlü yasal haklarımız saklıdır.

4 Yorum : 08.7.08

İDDAA’DA BİR CUMARTESİ TRAJEDİSİ

FCbahis‘den Aylin Bermant’ın 23 Temmuz 2008 tarihli köşe yazısı: Bir cumartesi gününü eğlenceli geçirmek için iddaa kuponu yapayım dedim. Sadece yazın iddaa oranlarına tahammül edebiliyorum. Yeşil sayfalardaki maçlara baktım. UEFA’nın en ön elemesi İntertoto’yu buldum. Deportivo La Coruna’yı gördüm gözlerim parladı. Sivas’ın maçı Pazar günüydü es geçtim. Üstelik orta sahada acayip bir kopukluk yaşıyor Sivasspor, Braga gibi sağlam bir takım karşısında bocalarlar. Fenerbahçe’nin hazırlık maçına gözüm takıldı. Onu da yazdım kupona. Norveç’ten de bir maç koydum ve sonuncu maçıma geldi sıra. Malum dört maç bulmak lazım. Kuralımız bu. Dördüncü maçıma da Galatasaray’ı koyayım dedim. Levski Sofya ile hazırlık karşılaşması. Galatasaray kazanır oranı 1.70. Fena sayılmaz. Bunu da yazıyoruz kuponlara. Kuponumu hazırlarken yeşil sayfalara, iddaa’nın resmi internet sitesinden bakıyorum. Zaman: Cumartesi öğleden sonra suları. Ardından güzel bir iddaa kuponu oluşturduğumu düşünerek koşa koşa  bayiliye gidiyorum. Bayii görevlisi kuponumu makineye soktuktan sonra Galatasaray maçı iptal edildi diyor. Kuponu bana geri veriyor. İddaa’nın bu keyfi uygulamalarına alışık olduğum için şaşırmıyorum, kuponu olduğu gibi çöpe fırlatıyorum.

Eve geldiğimde tekrar iddaa’nın resmi sitesine girip, iptal ile ilgili bir haber olup olmadığına bakıyorum. Nafile. Üstelik yeşil sayfalar üzerinde Galatasaray-Levski maçı karşımda duruyor. Bu maçın iptal olduğuna dair açıklamanın neden sitede yer almadığını sormak üzere Spor Toto danışma hattını arıyorum. Maçın iptal kararının dün akşam saatlerinde ellerine ulaştığını söylüyorlar. Peki diyorum, neden sitenizde bir bilgi yok, üstelik hala oran duruyor. Daha güncellenmemiştir diye cevap geliyor. Maçın programdan çıkarılmasının üzerinden yaklaşık 20 saat geçmesine rağmen, sitede güncelleme yok. Şikayetimin dikkate alınmasını rica edip telefonu kapatıyorum.

Keyfi uygulamalar dedik. Bu ne ilk, ne de son. Ben dördüncü maç bulamadığım için kuponumu yırttım. Benim gibi binlerce insan da yırtmış olabilir. Burada kaybeden kimdi; iddaa. Galatasaray’ın maça as kadro ile çıkacağı bilgisi geldikten sonra oranları değiştiremeyecekleri için toptan maçı kaldırmayı uygun buldular. Yasalarla kendini olağanüstü bir şekilde korumaya almış olması rağmen, kaybetmekten korkmak böyle bir şey sanırım. Sonunda yine kaybediyorsun, risk yönetimini beceremediğin için.

Hırvatistan-Türkiye maçını hatırlarsınız. Tam üç kere oranların değiştiği. Düşüre düşüre kuşa çevirdikleri Hırvatistan oranlarına oynayacak olan varsa da oynamadı. Kim kaybetti; iddaa.

Eğer önümüzdeki ihaleyi de kazanabilirlerse, birilerinin aylık maaşları 7 bin ytl’yi çok aşar. O zaman hiç olmazsa, parayı kazandıkları halka şöyle dönüp bir baksınlar. Bahis oynatma sorumluluğunu üstlensinler.  “Kazandırıyoruz, futbol sahası yapıyoruz” reklamlarının yanına gençleri çocukları bahisin nasıl oynanacağına dair bilinçlendirmek için sosyal projeleri de eklesinler. Oynattıkları oyun ile ilgili yapılan bütün şikayetleri değerlendirip düzeltmeye çalışsınlar. En önemlisi risk yönetimini iyi bilen birilerini oturtsunlar oraya.

İhalede bol şanslar!!!

3 Yorum : 08.4.08

Sonraki Sayfa »