İDDAA’DA YENİ DÖNEM

Sabah Gazetesi’nden Galip Öztürk’ün 28 Şubat 2009 tarihli haberi: Dört yılda 7.7 milyar TL hasılat elde eden İddaa, yeni yüzüyle daha da iddialı. İddaa basketbol, voleybol, bilardo, tenis ve motor sporlarıyla artık daha çok kazandıracak..

Swissotel’de, Spor Toto Teşkilat Başkanı Bekir Yunus Uçar, İnteltek A.Ş. Genel Müdürü Ahmet Sezer ve Genel Müdür Yardımcısı Kerem Ertan, “İddaa”daki yeniliklerle ilgili bilgiler verdi. İddaa’da Mart ayında basketbol ve motor sporları, Nisan ayında bilardo, Mayıs ayında tenis, Ekim ayında ise voleybolun programa eklenmesinin hedeflendiği kaydedildi. Kuponlarda mevcut futbol oyunlarına ek olarak “ilk yarı sonucu”, “toplam gol sayısı aralığı”, “ilk golü kim atar”, “son golü kim atar”, “gösterilen kart sayısı”, “toplam penaltı sayısı” gibi yeni oyunların da eklendiği ifade edildi. Basketbolun “maç sonucu”, “ilk yarı/maç sonucu”, “ilk yarı sonucu”, “altı-üstü”, motor sporlarının ise “sıralama turları birincisi”, “yarış birincisi” gibi oyunlar ile programa dahil olacağı belirtildi.

3 MAÇLA İLGİLİ ŞİKE ŞÜPHESİ
TFF 3. Lig’de 3 maçla ilgili şike şüphesi olduğu için kazanılan 600 bin TL’lik ikramiyenin havuzda bekletildiğini anlatan Yunus Uçar, “İnteltek firmasının elindeki belgeler, 3 maçta şike yapıldığını gösteriyor. Bu 3 maçı İngiltere’den Chelsea maçıyla kombine ederek oynamışlar. Konuyla ilgili Futbol Federasyonu’na başvuru yapıldı. Sonucunu bekliyoruz” dedi.

BAYİLERE ARTI 1 PRİM
Yunus Uçar ayrıca, bayilik sisteminde performansa dayalı bir sistem getireceklerini ifade ederek, “Cirosu artan bayileri daha fazla ödüllendireceğiz. Şu anda yüzde 8 bayi komisyonu oranı veriyoruz. Sadece Spor Toto bayisi olanlara, artı 1 vermeyi düşünüyoruz” ifadesini kullandı. Yabancı takımlara isim hakkı bedeli vermediklerini kaydeden Yunus Uçar, Türkiye liginin yüzde 6-7′lik oynanma oranına sahip olduğunu, hasılatın yüzde 93′ünü dünya liglerinden elde ettiklerini de sözlerine ekledi.

1 Yorum : 02.28.09

KÖŞK’TEN ŞANS OYUNLARI BAĞIMLISINA REHABİLİTASYON MERKEZİ ÖNERİSİ

Hürriyet Gaztesi’nin 26 Şubat 2009 tarihli haberi: Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Devlet Denetleme Kurulu’nun (DDK) “talih ve şans oyunları ile yarışlar” ile ilgili raporunda, büyük ikramiyelerin talihlilere tek seferde değil taksitle ödenmesi, bu oyunlardan elde edilen kamu payının yeni üniversitelerin finansmanında kullanılması ve bağımlı iştirakçiler için rehabilitasyon ve tedavi sistemleri oluşturulması önerileri yer aldı.

6.2 milyar YTL
DDK’nın raporunda, geçen yıl talih ve şans oyunlarında vergiler dahil 6.2 milyar TL hasılat elde edildiği, 3 milyar TL ikramiye dağıtıldığı, 1.4 milyar TL verginin yanı sıra kamu payı olarak da 530 milyon TL ödendiği belirtildi. Raporda, bu gelirden sosyal sorumluluk çerçevesinde kamuya yararlı alanlara tahsis edilen kaynağın ise 340 milyon TL olduğu kaydedildi. Kamu payının kullanımı konusunda değişiklik önerilen raporda, herhangi bir kurum sınırlamasına gidilmeksizin bu payın eğitim ve sağlık hizmetleri, bilimsel araştırmalar, çevre projeleri, sanatsal, kültürel ve sportif faaliyetler ile gençler, engelliler ve yaşlılar ile ilgili çalışmalar, oyun ve madde bağımlılığı ile mücadele, kültür ve tabiat varlıklarının korunması, yeni üniversitelerin kurulması gibi toplumsal fayda üretecek alanlarda hazırlanacak projelerin finansmanında kullanılması istendi.

İkramiye taksitle ödensin
Raporda, tek seferde ödenmesinin yarattığı sorunlara dikkat çekilerek, büyük ikramiyelerin tek seferde ödenmesi yerine talihlilere taksitle ödenmesi önerisi de yer aldı. Raporda, taksitle büyük ikramiye uygulamasının ABD’nin bazı eyaletlerinde uygulandığı da anımsatıldı. Raporda, sorunlu oyuncu ya da bağımlı kategorisine giren iştirakçilerin saptanarak bunlarla ilgili rehabilitasyon ve tedavi sistemleri oluşturulması, danışma ve yardım hatlarının devreye sokulması da istendi.

0 Yorum : 02.27.09

İNTERNETTEN BAHİS OYNAMAK SUÇ MUDUR?

İnternetten bahis oynanan siteleri incelemek için buraya tıklayabilirsiniz. Bu bağlantı tamamen bilgi verme amaçlıdır. 

Bu konuyu gündeme getirmekte geç kalmış olabiliriz. Gözlemlediğimiz kadarıyla Türkiye’de internet üzerinden İddaa isimli oyunun haricinde Türkiye Cumhuriyeti yasaları dahilinde illegal olarak ilan edilmiş siteler üzerinden bahis oynamakta olan oldukça geniş bir kitle bulunmakta. Peki bu bahisleri oynamakta olan insanlar Türkiye Cumhuriyeti yasaları çerçevesinde işletilmekte olan hukuk kuralları dahilinde suç işlemekte midirler? Bu yazıda bu sorunun cevabını arıyoruz.

Bu konuyu ilgilendirmekte olan ve bu konuya dahil olan herkesin bilmesi gereken 2  farklı yasal hüküm bulunmaktadır. Bunlardan ilki ve daha çok popüler olanı 2007 Mart ayı itibarıyla yürürlüğe girmiş olan 5583 numaralı kanundur. Bu kanunun içeriğinde bahis oynayanların alenen suçlanmakta oldukları bir ifadeye rastlanmamıştır. Bana göre bu kanun yalnıza yasaklanmış olan hizmetleri vermekte olan kurumları ve bu kurumların yöneticilerini ilgilendirmektedir. Dolayısıyla söz konusu bahisleri  yapmakta olan vatandaşlar bu kanunu muhatap almamalıdırlar. Şimdiye kadar hiçbir vatandaşımız bu kanundan ötürü bir cezai yaptırıma tabi tutulmamıştır ve tutulacak gibi de görülmemektedir. İlgili kanun içinde geçmekte olan ve vatandaşın internetten bahis oynadığı için ceza almasına sebep olabilecek birçok ifadeyi dilediğiniz kadar eğin ve bükün, ilgili kişinin yapacağı çok basit savunmalar ile ilgili suçlamalar kovuşturulmuş olacaktır.

Bu konuyu ilgilendiren bir diğer yasal hüküm Kabahatler kanununda mevcuttur. Bu kanunda iki önemli nokta var. Bir defa bu kanundan dolayı suçlanabilmeniz için kanunda adı geçmekte olan fiilleri Türkiye sınırları içinde işlemiş olmak gerekiyor. Örneğin bu kanunun içinde ”sarhoşluk” diye bir madde de var arkadaşlar. İlginç olduğu için bu örnekleri çoğaltmak isterim. Dilencilik, Gürültü, Rahatsız etme, işgal, tütün mamüllerinin tüketilmesi, çevreyi kirletme ve tabii ki kumar…
Bakınız kumar için ne deniyor?

MADDE 34.- (1) Kumar oynayan kişiye, yüz Türk Lirası idarî para cezası verilir. Ayrıca, kumardan elde edilen gelire elkonularak mülkiyetin kamuya geçirilmesine karar verilir.
(2) Bu kabahat dolayısıyla idarî para cezasına ve elkoymaya kolluk görevlileri, mülkiyetin kamuya geçirilmesine mülkî amir karar verir.

Şimdi burada tekrardan bahis kumar değildir tartışmalarına girmek istemeyiz. Oraya para koyarak öyle veya böyle şansa az veya çok dayalı bir oyun oynadığınızda bunun adı kumar oluyor ( ayrıca bkz TCK madde 228 fıkra 4: Ceza Kanununun uygulanmasında kumar, kazanç amacıyla icra edilen ve kâr ve zararın talihe bağlı olduğu oyunlardır) . Şimdi siz bahis oynadığınızda hesaba katar mıydınız; Galatasaray Kocaelispor’a 3-2 yenikken Baros o penaltıyı kaçıracak ve o kırılma noktasından sonra Galatasaray’ın başına neler neler gelcek.. O yüzden burada yetkililere farketmiyor Casino’da rulet mi çeviriyordunuz yoksa apartmanınızın girişinde arkadaşınızla parasına karınca mı yarıştırıyordunuz…

Konuya dönmeden akla gelen bir başka dipnot ise İddaa meselesi. İddaa oynayan kişi de bal gibi kumar oynuyor ve kabahatler kanunumuzda benim incelediğim kadarıyla İddaa için bir kapsamdışılık falan yok. Milli Piyango için de yok. Ozaman neden kapsamdışılık olmadığı halde onları oynadığınızda kumar değil de talih oyunu oynamış oluyorsunuz? Çünkü onlar cici…İnternet bahisi,  rulet, blackjack veya diğer türler öcü.. Profesyonelliğin her zerresinde hissedilmesi gereken devlet kurumları , bilmedikleri için yapamadıkları tanımlar nedeniyle bu konularda epey ”sekiz çizmek” zorunda kalıyorlar. Bir ülkede kumar ya vardır ya da yoktur. Önce bunu bir netleştirin. Netleştirdikten sonra da biz kumar oynatıyoruz ama bunu devletten başka kimse de yapamaz  diye belirtin lütfen.  Bizden başka oynatan ve onun oynattığı yerden oynayanın vay haline edebiyatı yapın. Burada da haksızlık var ama tutarsızlık yok. Ona da razıyız.

Özetle burada ne oluyor? Siz kabahatler kanuna göre ilk bakışta suç kapsamındasınız arkadaşlar. Kumar oynadınız mı 100 TL ceza alıyorsunuz. Ha oyun başına mı 100 TL yoksa para yatırma başına mı bütün bu detaylar hep sizin konuyla ilgilenen savcının veya mahkemenin takdirine giriyor (Bu kanun nedeniyle internetten bahis oynamış geçmişte ceza ödemiş vatandaşlar mevcuttur). Aslında burada oynan oyunun kumar olup olmadığının bile hükmüne yine bu hakim ve savcılar karar veriyor. Yani kafayı kıran bir savcı sizin elinizdeki iddaa kuponunu görüp, polislere talimat verip ertesi gün siz yine kuponu oynarken sizin kumar oynamakta olduğunuz iddiasında bulunabilir. Bu teorik olarak mümkündür. Fakat hakim savcıya der ki; Yahu bu bizim iddaa’dan oynanmış kupon.. sen delirdin mi? Savcı iyice niyeti bozmuşsa, yok efendim delirmedim. Bu iddaa ama kumar oluyor şimdi bu. O yüzden kabahatler kanunu kapsamına giriyor. Ben onun için şey ettiydim..Ben savcı olsaydım şakam varsa ne olayım ki bunu yapardım. Hem de kanundan aldığım en baba yetkiyle yapardım bunu. Tabii ki olacak iş değil ama konuyu bağlamak istediğim yere gelmek için bu fikirleri yürütüyorum huzurlarınızda. Peki internetten bahis oynadığınızda kabahatler kanunundaki kumar sizi nasıl kapsama alanına alır?

Şimdi bir defa kumar oynarken yetkililer tarafından görülmeniz lazım. Veya kumar oynamışlığınızla ilgili kanıtların bu yetkililerin eline geçmesi gerekiyor. Sizin oradan buradan kredi kartınız ile yaptığınız para yatırma işlemlerine bakıp kumar oynamış ilan edilmeniz o kadar kolay değildir. En kötü ihtimalle sorarlar size ne iş bu işlemler diye..Doğruluğunun kontrol edilmesinin mümkün olmadığı cevaplar yüksek sayıdadır. Burada yanlış bilgi verilsin de demiyoruz. Size geçmişte kredi kartınızla yaptığınız bir işlemin bahis harcaması olup olmadığı sorulduğunda o işlemin içinde bahis adı bile geçmiyorken siz nereden o harcamanın bahis harcaması olduğunu hatırlayabilirsiniz? Dolayısıyla burada da öyle ciddi bir risk görünmüyor. Buradaki tek  ciddi risk, bu işi yaptığınız sitenin sunucularının ve dolayısıyla sizin kişisel bilgi ve oyun kayıtlarınızın bir şekilde yetkililerin eline geçmesiyle ortaya çıkabilmektedir (Yukarıdaki parantez içinde bahsettiğimiz konu bu nedenle gerçekleşmiştir). Türkiye’de hiçbir şekilde konumlanmamış olan internet siteleri için böyle bir risk de bulunmamaktadır. Peki bu sitelerin Türkiye’de hiçbir şekilde konumlanıp konumlanmadığından nasıl emin olabilirsiniz? Bu sorunun cevabı net bir şekilde verilememektedir.

Değinmeden geçemeyeceğimiz bir diğer nokta ise sizin sunucuları yurtdışında bulunan bir internet sitesinde yaptığınız bahislerin kabul edildiği yer yurtdışı iken (sunucular yurtdışında) siz nasıl bir hukuki bakış açısıyla söz konusu bahisi Türkiye ’de oynamış kabul edilebilirsiniz? Bu tartışmalı bir konudur. O zaman tatil için gittiğiniz Las Vegas’ta yapmış olduğunuz bahisler de mi kabahatler kanunu kapsamına alınmalıdır? İnternetten oynarken ”bahisi oyna” düğmesine Türkiye’den basıyorsunuz ve bahisiniz atıyorum ki Antigua ve Barbuda isimli bir adada kabul ediliyor. Oyna düğmesine basmak ilgili kabahati oluşturmaya yetecek bir unsur mudur? Peki ben bu yaz Las Vegas’ta rulet oynamayı kafama koydum. Ve şu anda İstanbul’dayım. Gidince de parayı basıp bahislerimi yapacağım. Sadece bahisimin kabul edilme süresi biraz uzun sürüyor burada çünkü benim Las Vegas’a gitmem gerekiyor bunun için. O zaman ne oluyor. Ben niyeti şimdiden bozup ”oyna” tuşuna şimdiden basmış olmuyor muyum? Hadi çık işin içinden…

Peki suçu asıl oluşturan unsur benim oyna tuşuna basmam mı yoksa o sunucunun varlığı mı? Beni yok ettiğinizi düşünelim… O sunucu orada olduğu süreci siz bu suçu nasıl ortadan kaldırmış oluyorsunuz da buradaki suç unsurunu benim oyna tuşuna basmam olarak değerlendirebiliyorsunuz? Ben yok olduğum için basamıyorum artık o tuşa ama Hakan’la Ufuk basmaya devam edebiliyorlar. Suç unsuru şahıslar mı yoksa sunucu mu? Şahıslar ortadan kalktığında suç ortadan kalkmıyorsa o zaman suçun işlendiği yeri neden ve nasıl Türkiye olarak kabul edebiliyorsunuz? Bunlar hassas konular ve uzmanlar tarafından umuyoruz ki uzun vadede sağlıklı bir şekilde değerlendirilirler. Biz biraz felsefe yapıp kafanızı ağrıtalım dedik…

Özetlersek arkadaşlar, kanunlarımıza göre kumar (bahis, casino vs) oynamak kabahat imiş ve 100 TL’lik para cezası söz konusuymuş. Fakat bunun uygulamasının pratikte karşılaşabileceği sorunlar da yukarıda belirttiğimiz gibiymiş. Bütün bu yorumlar elbette bizim naçizane saptamalarımızdan çıkmaktadır. Siz siz olun eğer tereddütünüz varsa,  bu konularda güvendiğiniz bir hukuk danışmanı ile bu konuları konuşmadan hiçbir yerden kumar oynamayın. Uzman görüşü almadan da hiçbir kurumun ya da şahısın yorumlarını bu konudaki doğrular olarak kabul etmeyin. Bir sonraki yazımızda kanun ve hukuk arasındaki farkları aşina olduğumuz konular ekseninde değerlendirerek ”İllegal” kavramının üzerinde duracağız.

Olaylarla ilgili öngördüğünüz olasılıkların, gelecekte yaşanacak tecrübelerinizden ayrı düşmemesi dileğiyle…

Berkay Tanyolaç – 24.02.09

Not: Bu yazı Bahismedya.com’a özel olarak yazılmıştır. Herhangi bir basın – yayın organından alıntı değildir. Kaynak göstermeden haberlerimizi ve köşe yazılarımızı yayınlayan basın – yayın organlarına karşı her türlü yasal haklarımız saklıdır.

5 Yorum : 02.25.09

DDK: 18 YAŞ ALTININ YARISINDAN FAZLASI İDDAA VE PİYANGO OYNUYOR

Zaman Gazetesi’nden Süleyman Kurt’un 24 Şubat 2009 tarihli haberi: Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu (DDK), şans oyunlarını masaya yatırdı. 

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün talimatıyla başlatılan ve ağustos ayında tamamlanan çalışmada çarpıcı sonuçlara ulaşıldı. Rapordaki verilere göre, 2008 yılında vergiler dâhil 6 milyar 200 milyon liralık oyun oynandı. Raporda, sektörün ekonomik boyutunun yanı sıra sosyal hayata ve oynayanların psikolojik durumlarına da yer verildi. DDK; oyun bağımlılığına karşı şu önerilerde bulundu: “Risk altında oyun oynayan ya da sorunlu oyuncu davranışı sergileyen kişilerin faydalanabileceği rehabilitasyon amaçlı programlar ve danışma merkezleri oluşturulması; bağımlılık aşamasına gelmiş kişilerin tedaviye yönlendirilmesi ve bu türden tedavi sunan kurumlara destek sağlanması, bu alanda alınabilecek tedbirler olarak görülmektedir.” DDK, 18 yaşından küçüklere oyun oynatma yasağının kâğıt üzerinde kaldığını tespit etti. İnceleme çerçevesinde yapılan araştırmada, 15–17 yaş arasında bulunan grubun yarısından fazlasının oyunlara iştirak ettiği belirlendi. Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu (DDK), hazırladığı rapor çerçevesinde, kamuoyunda bahis ve şans oyunlarının psikolojik, sosyal, yasal ve ekonomik boyutlarının bireysel ve toplumsal bazda etkilerini de yaptırdığı bir anketle tespit etti. 1.536 kişi üzerinde yapılan ankette şu çarpıcı verilere ulaşıldı:

Son bir yıl içinde katılımcıların üçte ikisi (yüzde 67,3) herhangi bir oyuna parasını yatırdı. İstanbul için bu oran yüzde 80,4.

Hem Milli Piyango’dan bilet alan, hem de bahis oynayan ve sayısal oyunlara para yatıranların yüzde 78,8′i erken, yüzde 58,1′i 18-34 yaş aralığında, yüzde 48,8′i evli ve yüzde 84,8′i lise ve altı eğitime sahip.

Şans oyunlarına aylık ortalama 6 saat ayrılıyor; katılımcıların yüzde 9′u ayda 150 TL üzerinde para ayırıyor.

0 Yorum : 02.24.09

BWIN REKLAMINA 50 BİN EURO CEZA

Bwin

Sabah Gazetesi’nin 21 Şubat 2009 tarihli haberi: UEFA Kupası 3. tur maçında Almanya’da Werder Bremen ile karşılaşan Milan, 50 bin euro ceza aldı. 2006-07 sezonundan beri dünyaca ünlü bahis şirketi “bwin” göğüs reklamlı formasıyla mücadele eden Milan, Bremen eyaletinin yasalarına takıldı. Zira Bremen sınırları içinde bahis şirketli göğüs reklamlı formalar ile mücadele etmek yasak. Milan’a söz konusu 50 bin euro para cezasının en kısa sürede yollanacağı öğrenilirken, İtalyan ekibinin yöneticilerinin UEFA’ya itiraz edeceği belirtildi.

1 Yorum : 02.21.09

AÇ KALIRIM AMA SAYISAL LOTO OYNARIM

Sabah Gazetesi’nden Okan Müderrisoğlu’nun 20 Şubat 2009 tarihli özel haberi: Devlet Denetleme Kurulu, 26 ilde araştırdı: Türk halkının yüzde 9′u, şans oyunlarına ayda 150 TL ve üzerinde para harcıyor. Ve bu grubun yüzde 35.6′sının geliri, açlık sınırında..

Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme K u r u l u (DDK), Türkiye’de bir ilke imza atarak “şans ve bahis oyunları” sektörünü masaya yatırdı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün özellikle istediği rapor ağustos ayında tamamlandı. Bu amaçla özel bir kamuoyu araştırması da yaptıran DDK, çarpıcı sonuçlara ulaştı. Ankete katılanlar içinde açlık sınırında gelire sahip olduğu halde umudunu şans oyunlarına bağlayanlar dikkati çekti.

YILDA 6 MİLYAR TL
Türkiye genelini nüfus, yaş grubu, cinsiyet ve meslek açısından örnekleyen 26 ilde, Ağustos 2008′de 1.536 kişi ile birebir görüşülerek yapılan çalışma, yılda 6 milyar liranın üzerinde bir kaynağı oyun sektörüne aktarıldığını gösterdi. İşte araştırmadan çıkan çarpıcı sonuçlar:
* Türk halkı şans oyunlarına bir aylık dönemde ortalama 6 saat 6 dakika ayırıyor.
* Ayda ortalama 8 kez internette paralı oyunlar oynuyor, 7 kez at yarışına, 7 kez İddaa’ya para yatırıyor. Yasal 18 yaş sınırının altında kalan kişilerin yarısından fazlası şans oyunları oynuyor.
* Türk halkının yüzde 9′u şans oyunlarına ayda 150 lira ve üzerinde harcama yapıyor.
* 150 lira ve üstündeki parayı şans oyunlarına yatıran grubun yüzde 35.6′sı 2008 yılındaki açlık sınırı olan 730 lira gelire sahip.

ORANLARI YÜZDE 3.2
* Türkiye genelinde şans oyunları oynayanların tamamında, açlık sınırındaki kitle yüzde 3.2′lik payı oluşturdu. Dört kişilik bir ailenin yeterli beslenebilmek için bir ay boyunca yapması gereken asgari harcama tutarını gösteren açlık sınırındaki kitlenin, aylık kazancının en az yüzde 15′ini (109 TL) şans oyunlarına yatırdığı görüldü.

ÖNCE SAYISAL LOTO
* İnternetten paralı oyun oynayanlar ayda 143 lira, at yarışı oynayanlar 64 lira, sayısal oyunlar oynayanlar 26 lira, Spor Toto oynayanlar 13 lira, Hemen Kazan oynayanlar 10 lira, piyango alanlar 3 lira harcadı.
* Hiçbir geliri olmayan ev hanımı, öğrenci grubu şans oyunlarına ayda 23.5 lira veriyor.
* Saha araştırmasında kamuoyunun aklına gelen ilk oyun yüzde 38.5 ile Sayısal Loto, yüzde 28.7 ile piyango, yüzde 16.8 ile iddaa oldu.
* Son bir yıl içinde herhangi bir oyun oynayanların oranı yüzde 67.3 olarak tespit edildi. Marka sadakatinin en yüksek olduğu oyunlar, iddaa ve at yarışı olarak sıralandı.
* En yüksek şans oyunu oynama oranı İstanbul’da (yüzde 80.4) iken bu oran Kuzey Doğu Anadolu’da yüzde 28.9′a geriledi.
* Şans oyunlarına yönelenlerin yüzde 46.1′i para kazanma, yüzde 20.3′ü şansını deneme, yüzde 19.9′u eğlenme gerekçelerini gösterdi.

18 YAŞ ALTI ALARMI
* Anket çalışması, yasal 18 yaş sınırının altında kalan kişilerin yarısından fazlasının şans oyunları oynadığını ortaya çıkardı. Küçüklerin sırasıyla Sayısal Loto, piyango, iddaa ve Hemen Kazan oynadıkları görüldü. İnternetten paralı oyun oynayanlar ise 18-35 yaş grubunda yoğunlaştı.
* Yüzde 24′ü iş veya okul çevresindeki insanlarla birlikte oynadığını söylerken, yüzde 90′ı oyun oynamak için işten veya dersten zaman çalmadığını ifade etti.

Yüzde 63′ü ‘eğlenmek için’ diyor
* Şans oyununa ilgi gösterenlerin yüzde 63′ü eğlenmek için oynadığını beyan ederken, yüzde 30′u borç ödemek için talih oyunlarını tercih ettiğini beyan etti. Borç ödemek için şans oyununa yönelenlerin yarısından fazlasını 18- 44 yaş arasındaki evli erkekler oluşturdu.
* Şans oyunu oynayanların ikramiyeleri sırasıyla, iddaa (yüzde 34- 35), Milli Piyango (yüzde 18) ve Sayısal Loto’dan (yüzde 17.6) kazandıkları belirlendi.
* Oyun oynayanların yüzde 8′i yeni arkadaşlar edindiğini söylerken, arkadaşlık edinmeye en fazla iddaa oyununun aracılık ettiği görüldü.

0 Yorum : 02.21.09

VAR MI, RÖTARLI MI, YOK MU?

Türkiye Gazetesi’nden Öcal Uluç’un 21 Şubat 2009 tarihli köşe yazısı: “Türkiye’de Futbol Federasyonu var mı” sorusuna, herkesin vereceği “tek” cevap vardır; “Olmaz mı, elbette var!..”
“Var da, nasıl var?..”
“Rötarlı Futbol Federasyonu var!..”
Neden, “rötarlı?..”
“Uykudan uyanıp, karar verene ve uygulamaya başlayana kadar, nerede ise ‘karar verilecek olay’ unutuluyor da ondan!..”
Kaç defa yazıp geldim; “Alt liglerde ‘anlaşmalı maçlar oynandı’ uyarısıyla İDDAA Şirketi’nin Federasyonu uyardığını, maçların ‘şirketin önceden belirttiği şekilde sonuçlandığını’ ve Federasyon’nun hâlâ ve hâlâ bir açıklama bile yapmadığını!..”
Bir gazetede çıkan “küçük bir haberden öğreniyoruz” ki; Futbol Federasyonu “nihayet” ve “iki ay sonra” bir Futbol Şike Tahkik Komisyonu kurabilmiş ve dosyayı o kurula teslim etmiş; günaydıııınn!..
Eh, “iki yılda da karar verilir” ve bu arada da “anlaşmalı maçlar oynanmışsa”, bunu yapanlar arasında mesela “yöneticiler varsa, antrenörler varsa, futbolcular varsa”, onlar da “iki yıl daha” yöneticilik, antrenörlük, futbolculuk yapmaya devam ederler; tıpkı “rötarlı federasyon yüzünden” bugün yapmaya devam ettikleri gibi!..
Aslında, “bazı olaylarda” Federasyon “rötarlı olarak bile” yok; yani yok!..
“Görmedim, duymadım, hiçbir şey yapmıyorum” üçlemesini oynuyor!..
Günlerdir gazetelerde haber üstüne haber:
“Fenerbahçe, sezon sonunda serbest kalacak gencecik Abdülkadir Kayalı için Ankaragücü’ne 1.1 milyon euro ödüyor, (Sezon sonunda alsa, sadece 120 bin euro yetiştiricilik primi ödeyecek) ama mukavelesi devam eden ve de ocak transferinin gözdeleri arasında olan Gökhan Emreciksin için metelik ödemiyor.”
Dahası, “Boluspor Başkanı çıkıyor, ‘Gökhan’ın başka bir kulübe transferinde, Ankaragücü ile yaptığımız anlaşma gereğince Boluspor’a ödenmesi gereken bir pay vardı, bu payın ödenmemesi için her türlü oyun oynandı. Gökhan Fenerbahçe’ye bedava gitmiş gibi gösterildi. Fenerbahçe bize 200 bin dolar sus payı teklif etti, reddettik. Bu işin peşini bırakmayacağız” diyor.
Gökhan’ın “yeni kulübü adına lisansını veren” Futbol Federasyonu ise, “haberleri okumuyor, açıklamaları duymuyor” ve de “seyrediyor!..”
Ya “rötarlı federasyon” unvanını lekelememek için bekliyor ya da “büyüklere karşı” bir çok olayda olduğu gibi, “yokları” oynuyor!..
Ve de mesela, “Alex’in, Maldonado’nun ve de Güiza’nın transferlerinde neden Uruguay’ın ikinci ligindeki bir kulübüne onca milyon euroların ödendiğine dair” bunca haber yapılmasına, bunca kıyametin kopmasına rağmen, İspanya’da da, Pandispanya’da da “milyon eurolar buharlaşmış, milyonlarca euro vergi kaçırılmış” iddialarıyla Juan Figer adlı futbolcu komisyoncusu ile “bazı” kulüpler hedef hâline getirilmişken de, bizim “rötarlı” Futbol Federasyonumuzun yetkilileri “görmüyor, duymuyor” ve “bu olaylar Türkiye’de oynayan bazı futbolcukları ve onları transfer eden bazı kulüpleri hiç ilgilendirmiyormuşçasına” ilgilenmiyor!..
Benim federasyonum var da, “yok gibi”, bazen “rötarlı” da olsa var, bazen “rötarlı olarak bile” yok.
Sevsinler, böyle federasyonu!..

1 Yorum : 02.21.09

TURKCELL DE MİLLİ PİYANGO’YA TALİP

Habertürk’ün 17 Şubat 2009 tarihli haberi: Turktell Bilişim Servisleri A.Ş. ve Tepe Grubu’nun işbirliği yaparak, şans oyunlarının lisans verilmesi suretiyle özelleştirilmesi ihalesine ön yeterlilik başvurusunda bulunduğu bildirildi.

Turkcell’in İMKB’ye yaptığı yazılı açıklamada, şirketin yüzde 100 iştiraklerinden Turktell Bilişim Servisleri A.Ş. vasıtasıyla tamamına iştirak edilen Şans Oyunları Yatırım Holding A.Ş’nin, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan 4 Nisan 1988 tarihli ve 320 sayılı Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü kuruluş ve görevleri hakkında kanun hükmünde kararname hükümleri çerçevesinde karşılığı nakit olmak üzere, planlama, tertip etme ve çekiliş düzenleme hakkı Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü’ne ait olan ”Şans oyunlarının lisans verilmesi suretiyle özelleştirilmesi ihalesi”ne ön yeterlilik başvurusunda bulunduğu duyuruldu.

Açıklamada, Turktell Bilişim Servisleri A.Ş. ile Tepe Grubu’nun, anılan ihale kapsamında işbirliği içerisinde hareket etmek üzere 14 Şubat 2009 tarihinde bir ön anlaşma imzaladığı belirtildi.

0 Yorum : 02.18.09

TALİH KUŞUNA 5 TALİP VAR

Vatan Gazetesi’nin 17 Şubat 2009 tarihli haberi: Milli Piyango’nun özelleştirilmesi kapsamında açılan ihalede ön yeterlilik için 5 başvuru yapıldı.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB), Milli Piyango’nun özelleştirilmesi kapsamında açılan ihalede ön yeterlilik için 5 başvurunun yapıldığını açıkladı. ÖİB’den yapılan açıklamaya göre, söz konusu ihale için Doğan Holding-Lottomatica S.p.A, Intralot Integrated Lottery Systems and Services (Intralot A.Ş.- Şans Oyunları Entegre Bilişim Sistemleri ve Hizmetleri); OPAP-DAF Araştırma Geliştirme A.Ş. Ortak Girişim Grubu; Österreichische Lotterien Gesellschaft ile Şans Oyunları Yatırım Holding başvuruda bulundu. Ön yeterlilik için belirlenen kriterleri karşılayanlar ihaleye teklif verebilecek.

Doğan dün açıkladı
İhale Komisyonu, ön yeterlilik başvuruları için son tarih olan 16 Şubat’tan itibaren 7 iş günü içerisinde değerlendirmesini yapacak. Ön yeterlilik kriterlerini karşılayan isteklilerden, ihaleye katılabilmek için 20 milyon dolar geçici teminat alınacak. Doğan Holding, İMKB’ye dün gönderdiği açıklamada, İtalyan Lottomatica S.P.A. ile Milli Piyango özelleştirme ihalesi için yüzde 50- 50 ortaklığı öngören bir ortak girişim grubu oluşturmak amacıyla mutabakat zaptı imzaladığını ve ön yeterlilik başvurusu yaptığını açıkladı.

Doğan’ın ortağı Lottomatica, İtalya’nın medya ve finansal hizmetler sektörünün “önde gelen” grupları arasında yer alıyor. Hisseleri İtalya Borsası’nda işlem görüyor. Şirket, “dünyanın sayılı büyük” ticari şans oyunları işleticisi ve İtalya’da bahis oyunları sektörünün “lideri” konumunda. Alarko, Doğuş ve Fiba’nın kurduğu DAF Araştırma Geliştirme şirketiyle birlikte başvuruda bulunan OPAP S.A (Greek Organization of Football Prognostics), Intralot’tan sonra ihaleye katılan ikinci Yunan şirketi. Bilindiği gibi Intralot; Spor Toto teşkilatının resmi bahis oyunu İddiaa’yı oynatan İnteltek şirketinin ortağı. Österreichische Lotterien Gesellschaft, Avusturya’nın resmi piyango şirketi. Şans Oyunları Yatırım Holding ise Turkcell’in sahibi olduğu Turktell’e ait. Turkcell’den yapılan açıklamaya göre, Tepe İnşaat ve Turktell Milli Piyango’nun özelleştirme yarışında işbirliği yapacak.

Bu kriterleri yerine getiremeyen ihaleye katılamayacak
* Yatırımcıların ihaleye katılmaları için toplam varlıklarının 2006 veya 2007 yılında en az 250 milyon dolar, öz kaynaklarının en az 150 milyon dolar olması gerekiyor.

* Ortak girişim grubu ortaklarından birinin yatırım fonu olması halinde toplam öz kaynakları ve toplam varlıkları yerine söz konusu yatırım fonunun bağımsız denetçiler tarafından verilen beyannamede belirtilen “yönetimi altındaki fonlar” tutarı en az 2 milyar dolar olacak ve yatırım fonları ortak girişim grubu içinde en fazla yüzde 40 paya sahip olabilecek.

* Katılımcı tüzel kişi ise en az yüzde 10 hissesine sahip ortaklarından birinin, katılımcı ortak girişim grubu ise en az yüzde 10 hisse oranına sahip ortaklarından birinin, ihale ilan tarihinden önceki son 7 yıl içinde en az 2 bin adet terminalden oluşan çevrimiçi satış ağına sahip şans oyunları sistemi üzerinden lisansa konu şans oyunlarının ve/veya benzer işlerin en az iki yıl tek sözleşmeye dayalı ve kesintisiz olarak operatörlüğünü yapmış, en az bir çevrimiçi oyun tertip etmiş ve tertip ettiği çevrimiçi ve varsa çevrimdışı tüm oyunlardan kesintisiz 2 yılın toplamı olarak en az 2 milyar doları hasılat gerçekleştirmiş olması koşulu aranacak.

0 Yorum : 02.17.09

UYANIN BEYLER!

Fanatik Gazetesi’nden Tunç Kayacı’nın 13 Şubat 2008 tarihli köşe yazısı: İddaa’yı oynatan kurumun komisyon hakkı düştü ama bu kulüp gelirlerine olumlu yansımadı. Temliksiz şekilde dağıtılacak bu pay, lisans çıkarmada dahi zorlanan kulüplere ilaç olur.

Türkiye Ligleri’nde birçok kulüp hem ekonomik krizden hem de geçmişte yapılan birçok hatalar nedeniyle mali yönden can çekişiyor. Birçok takımda transfer döneminde dikkatinizi çekmiştir. Tek taraflı fesihlerle serbest kalan futbolcuların haberleri yapıldı. İşte dar boğazda olan kulüpler buradan çıkmak için ne yapıyorlar hiç düşündünzü mü?

Ben size söyleyeyim… Birçoğu belediye başkanlarının kapılarını aşındırıyor veya siyasilerin vereceği sözlere bakarak kurtuluş peşinde. Gerçekten de bu mali sıkıntılar nedeniyle bu sezon önemli kulüpler ihtiyaçları olduğu halde federasyonun transfer yasağına tosladılar. Bu yasak bence doğruydu. Sizler ayaklarınızı yorganınıza göre uzatmazsanız sonucuna da katlanmak zorundasınız. Eğer böyle bir yaptırım uygulanmazsa bana göre işini doğru yapanlar cezalandırılmış olur. İşte böyle bir maddi kaos ortamında gözlerden kaçan bir ayrıntıyı sizlerle paylaşmak istedim.

Biliyorsunuz geçen yıl ‘İddaa’ ihalesi oldu ve yine aynı kurum ihaleyi kazandı. Ama bu kazanımın öncekine göre önemli bir farkı vardı. ‘İddaa’yı oynatan aracı kurum Türkiye’de bu oyunu işletme hakkını kazandığında yüzde 10 civarında bir komisyon alıyordu. Ve bu oyunun patronu da Spor Toto’dan gelen geliri, kazanılan parayı kulüplerimize bir kaynak olarak dağıtıyordu. İlk başta herşey çok güzeldi. Birçok kulübümüz azımsanmayacak derecede gelir kaynağına kavuşmuştu. Ama bu sezona baktığımızda gelirlerde düşüşler gözlüyoruz. Hemen hemen yarı yarıya düşen gelirler kulüplerin tam da ihtiyacı olduğu bir döneme rastlaması bizleri de neler oluyor diye sorgulmaya itti. Gerçekten de futboldan gelen para niye futbola gitmiyor veya hakettiği kadar ulaşmıyor. İşin püf noktası da burada bana göre. Bir kere yeni ihalede aracı kurum İnteltek’in komisyonu yüzde 10’dan yüzde 1.4’e düşmüş. Hasılatta da bir değşiklik yok tam tersi ilgi hala üst düzeyde. Ama komisyonda bu kadar Spor-Toto lehine bir avantaj varken bu 8.6’lık farkın kulüplere olan yansıması nerede? Bırakın farkı, gelirler kulüp başına azalmış, neredeyse yarı yarıya düşmüş. Spor-Toto yönetimi “Biz sadece bu parayı kulüplere değil tesisleşmeye yatırıyoruz” diyebilir. Evet, ama bunu önceki dönemde de yapıyordunuz derler, size.

Daha ciddi denetlenmeli
Gelelim sonuca; benim derdim üzüm yemek açıkçası. Spor-Toto yetkilileri bu konuda gelirlerin niye düştüğünü açıklarlarsa sevinirim. Ve bu ihale sonrası aradaki komisyondan doğan ve lehlerine olan bu önemli kazanımdan kulüplerimiz niye yararlanmıyor? Bu sorunun da cevabını bekliyorum. Çünkü devre arası Antalya’da yapılan İddaa turnuvalarında da organizasyon disiplininin kaybolduğunu gözlemledim. Artık bir para maçı haline gelmiş bir turnuva düzeni içindeydi karşılaşmalar. Oysa bu ilk başlarda kulüpler için bir nimetti. Hem hazırlık maçı sorunu ortadan kalkmış hem de gelen gelirlerle kulüpler kamplarını bedava yapıp, üstünede para kazanıyorlardı. Ama son senelerde gelişi güzel maçların alındığı ve takımların kurallar koyulmasına rağmen oynayıcıyı mağdur edecek duruma geldiğini gördüm. O nedenle yetkililerin bundan sonraki yaz ve kış turnuvalarının daha ciddi denetlemesini bekliyorum.

Aslanoğlu ilk adımı attı
Finale gelince; burada kulüplerimizi çok yakından ilgilendiren bir yasa teklifi meclise verildi. Tüm kulüp yöneticilerinin bu teklife atlaması lazım. Ama hepsi sanırım konudan habersiz. Ben burada bu teklifle ilgili özet bilgileri vereyim. Çünkü içinde çok önemli satır başları var. En önemlisi de İddaa gelirine hiçbir temlik konulmaması maddesi. Ve de devamında gelirin iki katına çıkacak olması. Eğer bu kanun teklifi yasalaşırsa bence zorda olan veya olmayan kulüplerimiz kaynak olarak gördükleri bu oyundan üzerlerine düşen hakkı fazlasıyla alıp rahatça da kullanabilecekler. Bizler yaptırımcı değiliz, görevimiz gereği araştırmacı ve sorgulayıcıyız.

Son söz: Uyanın ey kulüp yöneticileri artık top sizde. Meclisteki bu yasa teklifini kovalayın, yasalaştırın ve düzlüğe çıkın!

0 Yorum : 02.13.09

Sonraki Sayfa »