İDDAA VE SOSYAL SORUMLULUK

Ülkemizde vatandaşlarımızın bahis oynama isteklerini giderebilmeleri için varlığından şikayetçi olmadıkları ama nasıl olduğundan oldukça şikayetçi oldukları bir oyun var ve bu oyunun adı İddaa. İddaa oyunu kimilerinin iç dünyalarında yaratmış oldukları birtakım felsefelerden ötürü kumar oyunu olarak görülmeyebiliyor. Fakat işin bir de bilimsel kısmı var. İddaa ortaya para konarak oynanan bir talih oyunu olduğundan “kumar oyunları” başlığı altına giriyor ve bu nedenle keyifli bir eğlence aracı olmasının yanı sıra bağımlılık yaratma riski taşıyor. 2007 Mart ayı itibarıyla en büyük gerekçe olarak “sosyal sorumluluk” gösterilerek özellikle Kıbrıs üzerinden hizmet vermekte olan veya Avrupa Birliği sınırları içerisinde oldukça saygın konumlara sahip olan bahis şirketlerinin Türkiye’ye hizmet vermesi yasaklandı. Vatandaşlarımıza sadece devlet kontrolünde oynatılmakta olan İddaa oyunu ile bahis oynayabilecekleri 5583 numaralı kanun ile onlara söylenmiş oldu. Fakat devletin bu sosyal sorumluluk hadisesinde ne kadar samimi olduğu üzerinde ciddi kuşkular oluşmuş durumda. Sektörün uzun vadeli devamlılığı için tüketicinin kumar bağımlılığından nasıl korunabileceğine dair henüz hiçbir önlem alınmıyor. Son dönemdeki bütün ısrarlarımıza rağmen bunun tam aksine olan uygulamaları gözlemlemek ise bizi giderek daha fazla endişelendiriyor. İddaa, Türkiye’de yasaklı olarak ilan edilmiş olan bütün şirketlerde yer alan hiçbir “sorumlu oyun” aracını kullanmamakta ve yine bu şirketlerin hiçbir ülkede yapmalarına izin verilmeyeceği (zaten bu şirketlerin de yapmaya asla tenezzül etmeyecekleri) reklam kampanyalarını yapmaya devam etmektedir.

Hergün dolaşmakta olduğunuz internet sitelerinde “İddaa oyuncuları 1 günde 21 Milyon YTL kazandı. Var mısın İddaa’ya” şeklinde olan reklamlar (banner) gözümüze çarpıyor son dönemde. Demek ki yapılan yanlışlarda ısrar etmek istiyorlar. Banner’da kullandığınız bu slogan, İddaa’nın keyifli vakit geçirmeye yarayabilecek bir kumar oyunu olmasından çok onun bir kazanç kapısı olabileceği imasını taşımakta. İddaa yetkilileri bu yanlışın aleniliğinin farkında değiller mi? Bu tip imaların birgün onların sonunu da getirebilecek hatalar olduğunu bilmiyorlar mı? Gelişmekte olan bir ülkede gelişmekte olan bir oyun oynatıyor olabilirsiniz. Ve fakat bu, sizin işinizi biraz daha duyarlı yapmanız önünde herhangi bir engel değildir.

Her reklam kampanyasında “18 yaşından küçüklerin oynaması yasaktır. Lütfen sorumlu bir şekilde oynayınız” benzerinde olan ifadelerin reklamla beraber verilmesi gerekirken ve biz tam da bu tip konulardan bahsetmeye başlamışken “İddaa oyna, milyonlar kazan” anlayışı yine ne yazık ki hortlamış durumda.

Bütün bunlar hep söylediğimiz gibi bu işlerin hukuki tarafındaki başıboşluktan ve ülkemizde kumarın tanımının yanlış bir şekilde algılanıyor olmasından kaynaklanmaktadır. Bu başıboşluk ve yanlışlık aşağıdaki sorunların tümünün nedenidir;

-İnternet üzerinden özgürce bahis oynamak isteyen tüketicinin önüne engeller çıkartılması ve bunun yasal düzenlemelerle engellenmeye çalışılması.
-İddaa’nın kumar oyunu olma yönü “Süper lig klüplerine ve X, Y, Z kurumlarına katkı” gibi sebeplerle gölgelenerek farklı ve bağımlılık riski taşımayan masum bir oyunmuş gibi gösterilmesi.
-Medyadaki büyük kalemlerin bu konuda ağız birliği etmişcesine İddaa’nın günah çıkartma seremonisine katılmaları ve sektörel bilinçten yoksun olarak bu konu hakkındaki doğru ve yanlışları kendilerine göre kitlelere empoze etmeye çalışmaları.
-Hiçbir “sorumlu oyun” modelinin kurulmaması ve uygulanmaması.

Örnekler çoğaltılabilir. Halbuki devlet nezdinde kumarın tanımını samimi bir şekilde yeniden yaparak bu konuyu meşru hale getirsek (şimdi yaptığımız meşruyet çalışmaları yerine)  hem kayıt dışı pazarın önüne geçebilir (asla engellemek değil kayıt dışıyı kayıtlı hale getirmekten bahsediyorum) hem de pazarın içindeki tüm tüketicileri de beraberinde birçok riskten korumuş oluruz. Kumar kötüdür, İddaa iyidir anlayışını yok edip yerine kumar bağımlılığı kötüdür ve kumar oynamak bireysel özgürlüklerle ilgili bir tercihtir anlayışını oturtmamız gerekiyor. Buradan yola çıkarak yapılacak yeni düzenlemelerle Türkiye’ye vergi vererek hizmet vermek isteyen (sanki bu şirketlere soruldu da onlar biz vergi vermeyiz dedikleri için yasaklandılar..) diğer şirketlerin de önü açılacak ve buralardan bahis oynayan insanların da para akışları kontrol altına alınacaktır. Çünkü diğerlerini yasaklamak için bahane kalmıyor ortada siz kumarı doğru bir şekilde anladığınızda ve tanımladığınızda. Fakat bu bilinç düzeyine gelebilmek için öncelikle devletin demokrasiyle işleyen ve hukuk sisteminin doğru olarak çalıştığı bir kurum haline gelmesi gerekiyor. Çünkü ancak böyle bir sistemde siz, sizi yönetenlere “tek başınıza” haksızlığa uğradığınızı kabul ettirebilir ve kanıtlayabilirsiniz. Şu anda maruz kaldığımız haksızlıkları  hukuki mercilere anlatacak olsak büyük ihtimalle hakimler bize ilk duruşmamızda “Evladım sen neden kumar oynamak için böyle şeylerle uğraşıyorsun” diyerek bizi kapı dışarı ederler. Çünkü kimse konunun özünü bilmiyor ve bilmeye doğru giden bir hava da yok hiçbir yerde. Bu nedenle Türkiye’nin anayasal sisteminde köklü değişiklikler olmadan (Yeni bir anayasa yapılmadan) özellikle internet bahisçisi de hakları için yıllar yılı bekleyeceğe benziyor. Şu anki anayasal sistem sadece kaymağı yemekte olan tabaka bir değişim istediğinde (veya hak teslim etmek istediğinde) bu değişimin gerçekleşmesine olanak veriyor. Bu nedenle 12 Eylül anayasasının yerine bireysel tercihlerin ön plana alındığı ve bunlara toplumun hiçbir kesimini ayırt etmeden “saygı duyan” yeni bir anayasaya mecbur olduğumuzu düşünüyorum sevgili okurlar. Çünkü bu tip bir anayasada devlet eğer kendi modelini kuramayıp bir vergi sistemi oluşturamaz ise o zaman vatandaşına “Sen buradan oynayacaksın. Öteki şirketlerin banka hesaplarını ve senin de kredi kartını bu işlemlere kapatıyorum” diyemez. Eğer memnun olmadığı bir durum var ise kendisini insanların tercihlerine göre uyarlar ve sektörleri buna göre düzenler. “Kapattım, al sende bunla idare et. Zaten kumar da kötü birşey. Ben neyin kötü neyin iyi olduğunu senden daha iyi biliyorum” anlayışı yok olur. Mecburiyet nedeni budur.

Yazıyı bitirirken şunları tekrar vurgulamak istiyorum. Kumar, bireyler için bağımlılık riski taşımakta olan bir olgudur. Kumar bağımlılığı riski ise bir oyunda talihe dayalılık ve kazanç kapısı olarak algılanma olgularının bir arada bulunuyor olmalarının doğal sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. İddaa’da talihe dayalılık yoktur denemeyeceği ve kimileri tarafından bu oyun kazanç kapısı olarak da algılanabileceği için İddaa oyunu kumar bağımlılığı riski taşımaktadır. İşte bu nedenle devlet, oynatmakta olduğu bir kumar oyunu için kumar bağımlılığına dair önlemleri almak/aldırmak zorundadır. Bu oyunun reklam kampanyalarında kullanılmakta olan “İddaa oyna, milyonlar kazan” veya bu gibi anlamlara gelebilecek “İddaa’cılar yine köşeyi döndü” iması taşıyabilecek reklamlara yasal düzenlemeler aracılığıyla son verilmelidir. Aynı yasal düzenlemelerde tüm gelişmiş ülkelerde olduğu gibi örneğin “İddaa tahminlerinde daha başarılı olan kimselerin” hayattaki başarıyla paralel bir anlam çıkartılmasına mahal verilebilecek reklam kampanyalarına da müsade edilmemelidir (Örneğin İngiltere’de pokerde iyi blöf yapıp daha fazla el kazanmayı tüm hayata dair olumlu bir kişisel özellik olarak gösteremezsiniz.O reklam yayın izni alamaz.). Bütün bu yasal düzenlemelerin çerçevesi içinde kumarın tanımı yeniden yapılmalı ve devlet oynatmakta olduğu oyunların aslında ne olduğu realitesiyle yüzleşmelidir. Bunun sonucunda da insanları kumardan değil kumar bağımlılığından koruma şeklinde yeni bir misyon oluşmuş olacaktır. İçinde bulunduğumuz mevcut durumun (Özel şirketlerin yasaklanması ve İddaa’nın meşrulaştırılması) sosyal sorumlulukla hiçbir ilgisi bulunmamakta ve İddaa özellikle Süper Lig klüplerine yapmakta olduğu katkılar nedeniyle “meşru” gösterilmeye çalışılmaktadır. Yasaklı sitelerden bir yolunu bulup oyun oynayan vatandaşlarımız ise kendi devletlerinin onlara yasak etmiş olduğu sitelerde diğer devletlerin almış olduğu sorumlu oyun önlemleri sayesinde daha “sosyal sorumlu” oyun ortamlarında kumar oynamaya devam etmektedir.

Sizleri, yönetmekte olduğunuz ülkede yaşayanlara veya hizmetini vermekte olduğunuz oyunun müşterilerine karşı daha saygılı olmaya davet ediyorum. Bu saygıyı en başta bireysel tercihlere karşı göstermek zorundasınız. Sonrasında bu bireyleri her gelişmiş ülke devletinin yapmakta olduğu gibi sektörün içindeki çeşitli risklerden korumakla yükümlüsünüz. Buna eninde sonunda mecbur olacaksınız ve o dönem geldiğinde sizden düzgün çalışan bir hukuk sistemi içerisinde geçmiş için ilk hesap soran kişi ben olacağım. Şimdilik iyi çalışmalar…

Berkay Tanyolaç – 26.10.08

Not: Bu yazı Bahismedya.com’a özel olarak yazılmıştır. Herhangi bir basın – yayın organından alıntı değildir. Kaynak göstermeden haberlerimizi ve köşe yazılarımızı yayınlayan basın – yayın organlarına karşı her türlü yasal haklarımız saklıdır.

18 Yorum : 10.26.08

İDDAA PARA SAÇTI

Fotomaç Gazetesi’nin 25 Ekim 2008 tarihli haberi: İddaa, 23 Ekim’deki UEFA Kupası maçlarında toplam 21 milyon YTL ikramiye dağıtarak yüzleri güldürdü.

Futbolseverlerin kazanç kapısı olan İddaa, bu oyuna gönül verenleri zengin etmeye devam ediyor. İddaa, önceki gün start alan UEFA Kupası grup maçlarında bir günde toplam 21 milyonYTL ikramiye dağıtarak, yeni futbol sezonunun rekoruna da imza attı. Türk futboluna da büyük katkı sağlayan İddaa, iddaacıların da yüzlerini güldürdü.

En yükseği oldu
İddaa, UEFA Kupası’nın grup maçlarının ilk gününde aralarında Galatasaray-Olympiakos, Hertha Berlin-Benfica, Schalke- Paris Saint Germain, Aston Villa- Ajax ve Heerenveen-Milan gibi önemli maçlara oynayanları sevindirdi. İddaa oyunu, 23 Ekim’deki programda ise yeni sezonda en yüksek günlük ikramiyeyi verdiği tarih oldu.

4 Yorum : 10.25.08

MİLLİ PİYANGO ÖZELLEŞTİRMESİNE REKABET VİZESİ

Hürriyet Gazetesi’nin 24 Ekim 2008 tarihli haberi: Rekabet Kurulu, Milli Piyango’nun hasılat paylaşımı yoluyla özelleştirilmesine olur verdi.

Rekabet Kurulu kararı ile ön süreci tamamlayan Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın (ÖİB) ihale ilanına çıkması bekleniyor. Hasılatın yüzde 17’si 10 yıl süreyle özel sektöre devredilecek. Rekabet Kurulu, bugün yaptığı toplantıda Milli Piyango özelleştirme ihalesine çıkılabilmesi için ÖİB’nin yaptığı görüş alma başvurusunu karara bağladı. Bu aşamada rekabete aykırı bir durum görmeyen Rekabet Kurulu, şart koşmaksızın olumlu görüş verdi. Kurul, ihale sonrası oluşan sonucu ise ayrıca değerlendirecek. Rekabet Kurulu kararı ile ilana çıkılması için tüm süreçler tamamlanmış oldu. ÖİB’nin hemen ilana çıkması bekleniyor.

Piyango hasılatının yüzde 80’i ikramiye ve vergi olarak dağıtıldığı, hasılatın yüzde 20’si işleticide kaldığı ve bunun yüzde 3’ü de Milli Piyango İdaresi’ne aktarılacağı için özelleştirme ihalesinde yüzde 17’lik bölüm yeni işleticiye aktarılacak. Bunun karşılığında sabit bir bedel alınacak. İhalede bu bedel üzerinden yarışma yapılacak. Böylece toplam şans oyunları hasılatının KDV hariç yüzde 17’si işleticiye terkedilecek. Bunun içerisinde işletme ve yatırım masrafları, cari giderler olacak. İhaleye katılanlar bu kendi hesaplarıyla belirledikleri bu harcama kalemlerini yüzde 17’lik hasılattan düşerek teklif verecekler.

0 Yorum : 10.24.08

DEVLET SUÇ İŞLER Mİ?

Yeni Çağ Gazetesi’nden Remzi Özdemir’in 20 Ekim 2008 tarihli köşe yazısı:
Devlet suç işlemez!
Tam tersi devlet suç işlenmemesi için tedbir alır, eğer her şeye rağmen işleniyorsa onu yasalar çerçevesinde cezalandırır.
Bu devletin varoluş nedenidir.
Yoksa aşiret toplumu olursun ve aşiret reisi kafasına göre karar verirsin. Bu suçlu bu suçsuz, bu suç bu suç değil diye…
Son günlerde gazetelerde sık sık gizli kumarhane baskın haberi çıkıyor. En son ünlü türkücü Mustafa Topaloğlu ve İbrahim Tatlıses de Emniyet kuvvetlerince yapılan baskında kumar oynatılan mekânda gözaltına alındılar.
Emniyet kayıtlarına göre, son 3 ayda yüzün üzerinde gizli kumar oynatan mekâna baskın yapılmış ve yüzlerce insan gözaltına alınmış. Bu kişiler Kabahatlar Kanunu çerçevesinde 125 YTL ödeyerek serbest kaldılar.
Bunların suçu kendi başlarına kumar oynamak.
Eğer devlet eliyle kumar oynasalardı elbette suç olmayacaktı.
Hatta kazandıkları zaman toplumda takdir gören insanlar olacaktı.
Oysa şimdi yüzlerini kazaklarıyla ya da ellerindeki poşetle kapatıyorlar.
Devlet eli ile kumar olur mu?
Elbette olur.
Bugün iddaa adı verilen oyun devlet eliyle oynanan bir kumardır. Bunun başka bir izahı yoktur.
Hükümet 2 yıl önce sanal kumarı yasakladı.
Gerekçesiyse gençleri bu kötü alışkanlıklardan korumak.
İnternette sanal kumar iki türlü oynanıyordu.
Birinci yöntem tıpkı bugün Kıbrıs’ta oynanan casino makineleri gibi ama bilgisayar üzerinden.
Diğeri ise futbol karşılaşmalarının tahmini ile.
Bizim bir dönem oynadığımız Spor Toto’nun bahisleştirilmiş hali.
Hükümet her ikisini de yasakladı.
İyi mi yaptı, elbette iyi yaptı.
Sanal kumarın yasaklanması takdir edilecek bir davranıştır.
Ancak gel gelelim bugün devlet bu sanal kumarı kendi eliyle oynatıyor.
Sadece internet üzerinden değil de her köşe başına konulan makinelerle İddaa oynayarak varını yoğunu kaybeden o kadar çok insan var ki! Bunlar maalesef gazetelerin ne birinci sayfalarında ne de iç sayfalarında yer alıyor.
Çünkü iddaa bazı gazeteler için iyi bir reklam geliri.
İddaa oynatan şirketi eleştirmiyorum. Onlar ihaleye girip teklifini verdi ve en iyi fiyata oynatma hakkını aldı.
Burada eleştirdiğimiz bu işe devleti alet edenler.
Bir taraftan kumar kötü bir alışkanlıktır diyerek internet üzerinden yasaklarken aynı kumarın farklı bir versiyonunu teşvik etmek anayasal suçtur.
Devlet suç işler mi?
İşte devlet suç işliyor.
Hem de anayasal suç işliyor.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Madde 58:
Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan  ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır.
Sizce bu şartlarda devlet gençleri kumar için koruyor mu, yoksa gerekli zemini mi hazırlıyor.
Kararı siz verin!

8 Yorum : 10.20.08

KENTUCKY MAHKEMESİ: 30 GÜN İÇERİSİNDE KAPATMAZSANIZ ALAN ADINIZA EL KOYULACAK

Kentucky Mahkemesi, Kentucky sakinlerine bahis ve kumar oynattığı gerekçesi ile 141 alan adına el koymak için girişimlerini 18 Eylül 2008′de başlatmıştı. Bu süre zarfında alan adları sahiplerinin avukatları mahkemeye birçok argüman sunarak davanın düşmesine uğraştılar.

Mahkemenin savunmaların değerlendirildiği 1 haftalık bekleme sürecinden sonra aldığı karar, bahis şirketlerinin beklediği gibi olmadı. Hakim Thomas Wingate’in aldığı karara göre söz konusu 141 sitenin alan adlarına, 30 gün içerisinde sitelerinin Kentucky ile olan erişimini engellemedikleri takdirde, kumar oynanmasına aracılık eden mallara el koyulabilmesi dayanağı ile el koyulacak.

Bahis ve kumar şirketlerinin avukatları kendilerinin Kentucky içerisinde bulunmadıkları, bu nedenle Kentucky’nin kendileri hakkında karar alabilecek bir yargılama merci olmadığını belirtmişlerdi. Aynı şekilde alan adlarının yani domainlerinin kumar oynanmasına imkan sağlayan bir mal olarak görülemeyeceğini iddia etmişlerdi. Ancak tüm bu savunmalar geçersiz bulundu ve reddedildi.

Alan adlarına el koyulmasının uluşlararası anlaşmazlıklarda başvurulabilecek yöntem olarak tehlikeli bir örnek teşkil edeceği iddialarına Hakim Thomas Wingate şu yanıtı verdi: ‘Avukatların ve karara itiraz eden grupların internete yasal müdahelelerin yıkımlara yol açabileceği tezlerini dikkate alıyoruz. Ancak bu kıyamet günü argümanı mahkememizin alacağı kararı etkilemeyecektir. İnternet, hayatımıza getirmiş olduğu birçok kolaylığa rağmen, konu uluslararası olsun yada olmasın, kanundan üstün değildir.’

Alan adı sahipleri, 30 gün içerisinde sitelerine ’Kentucky ile kendileri arasındaki erişimi engelleyecek yazılımı’ eklediklerini ispat etmek durumundalar. Bu karar PokerStars, Full Tilt Poker, UltimateBet, Absolut Poker, Microgaming, Bodog Life ve daha birçok internet kumarı devinin alan adını ya da Kentucky’yi 30 gün içerisinde kaybedecekleri anlamına geliyor. Kararın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Karara ilişkin yorumlarda Kentucky Mahkemesi Hakimi Thomas Wingate’in ‘Amerika’da internet kumarını yok edecek olan silah’ı yarattığı belirtildi. Kentucky’yi diğer A.B.D eyaletlerinin takip etmesi demek, sözkonusu kumar sitelerinin alan adlarını yada tüm A.B.D vatandaşlarını kaybetmeleri anlamına gelecek. Kararın A.B.D’nin yanısıra internette kumarın yasak olduğu diğer ülkeler tarafından da takip edilmesi ihtimali, bahis şirketi yatırımcılarını ve iştirakçilerini tedirgin etmiş durumda.

Bu yasak kararı marka bilinirlikleri için milyonlarca doları çekinmeden harcayan internet kumar operatörleri için oldukça büyük bir tehdit oluşturuyor. İlk aşamada, markalarının Kentucky’den oynayan müşterilerden daha değerli olduğunu düşünen firmalar karara uyacak ve sitelerini Kentucky’ye kapatacaklardır. Ancak zaman içerisinde bu kararı diğer eyaletlerin ve ülkelerin emsal alması, internet kumarının mağruz kaldığı yasaklanmalar sonucu yer altına inmesine yol açacaktır. Yer altına inilen bir ortamda ise dolandırmalar ve mağduriyetler kaçınılmaz olacaktır.

Kaynak: Bahismedya.com

0 Yorum : 10.17.08

18 YAŞINDAN KÜÇÜK ÇOCUĞU OLANLARA

Hürriyet Ege’den Nedim Bubik’in 14 Ekim 2008 tarihli köşe yazısı: Çok önemli, özellikle 18 yaşından küçük çocuğu olan, herkesi yakından ilgilendiren bir konuya değineceğim bugün.

Artık valilik mi ilgilenir, Milli Eğitim mi, yoksa Emniyet mi bilemem. Bugünkü konumuz, “İddaa.” Aman, yanlış anlatmış olmayayım, “Şöyle oynarsanız parayı götürürsünüz” gibi bir formülüm yok. İşin aslı, nasıl oynandığını da bilmiyorum. Ama, çok önem verdiğimiz bir dostumuzun anlattıkları, İddaa yazmama neden oldu. Evet, “Anneler, babalar dikkat” diyorum ve aynen iletiyorum:

“Birçok yanardöner sloganlar. ‘Bilgi için tıkla, iddaa servisleri anında cebinizde’, ‘İddaa ile ilgili gelişmelerden haberdar olmak ister misin sorusu, kocaman bir EVET yazısı yanında.’ Seçenek bile sunmuyorlar. Sistem programı kolaylıkla elinizin altında, sanki herkes milyoner olacak. Oynayınca, garantili, sistemli. Ama ’18 yaşından küçüklerin oynaması yasaktır’ ibaresi en altta küçük ve okunamayacak biçimde yazılmış. İddaa’nın resmi web sitesi. Her şeyi öğretiyorlar size İddaa ile ilgili. Ancak 18 yaşından küçüklerin nasıl etkileneceği, oynamaya alışan çocukların nasıl kurtarılacağı bilinmiyor. Ya da sonuçlarının ne olacağını.

Oğlum geçen yıl liseye başladı. O zamana kadar evimize ne at yarışı kuponu girmişti, ne de nasıl oynandığını bile bilmediğimiz İddaa kuponu. İlk başta zararsız bir hobi olarak gördük. Ancak bir süre sonra arkadaşlarıyla yaptığı konuşmaların çoğunun İddaa sonuçları, ne kadar kazandırdığı, ya a kaybettirdiğiyle ilgili olduğunu görmeye başladık. Ve bununla doğru orantılı olarak başta oynanan küçük rakamlar büyüdü, birkaç arkadaşla oynanmaya başlandı.

Bilgisayarda yapılan yazışmalar hep bunun üzerineydi. Bu durumda babalık ve vatandaşlık görevimi yaparak hem oğlumu uyardım, hem de Spor Toto idaresine rahatsızlığımı belirten bir mail gönderdim. 18 yaşından küçüklerin oynamasının ve oynatılmasının Spor Toto kuruluş maddelerine göre yasak olduğunu yazdım. Onlardan gelen yanıt ise kontrol etmeye başlayacakları ve en kısa zamanda önüne geçileceği şeklindeydi.”

Ve dostumuz soruyor: “Peki nasıl geçilecek?” Çoğu lise veya benzeri okulun çevresinde İddaa bayileri var. Elini kolunu sallayan kupon alıp bir güzel oynuyor. Hele üç, beş bir şeyler kazanılırsa, havadan gelen para tabii ki tatlı oluyor. Bir sonraki aşama, belki de at yarışları. Eee, taş atıp kol yorulmadan, yani havadan para gelince eğitim gerekli mi? Ve aşamalar böyle tehlikeli bir hal alır, geri dönülemez yola girilir.

Anneler ve babalar, aman dikkat. Bana yaşadıklarını aktaran dostum çok önemli bir ayrıntıyı da ekledi: Oğlu, bu işe bir arkadaşının etkisiyle başlamış. Onu da, çok eğitimli olan babası özendirmiş. Evet, bir baba 18 yaşından küçük çocuğunu İddaa oynamaya özendirmiş… İnanmak ne zor değil mi? Ama gerçek. Sonuç olarak bana aktarılan gerçek bir tehlike. Spor Toto ne yapar? Yineliyorum, valilik mi ilgilenir, Milli Eğitim mi, yoksa Emniyet mi bilemem. Ama bir önlem gerektiğine eminim ve ısrarcıyım.

9 Yorum : 10.17.08

İDDİA, GENÇLER VE SPOR

Yeni Asya Gazetesi’nden Çetin Kaska’nın 16 Ekim 2008 tarihli köşe yazısı: İddaa adındaki bahis şirketi Türkiye’deki tüm iletişim araçlarını kullanarak insanları kumara teşvik etmeye ve zehirli alışkanlıkları özellikle gençlere enjekte etmeye devam etmektedir.

Devletin görevi milletine yararlı olan ve milletin menfaatini gözeten kurum olması gerekirken maalesef bu zararlı alışkanlıklar devlet eliyle insanlara empoze edilmektedir. Nitekim küçük yaştaki genç nesiller kumarla tanışıyorlar. 18 yaş sınırı sadece bayii sahiplerinin insafına bırakılmış. Onlarda nasıl fazla para kazanabiliriz zihniyetini benimsedikleri için kurallara pek riayet etmiyorlar.

Geçen gün okula giderken yol kenarınki bayide İddaa oynamak için sıraya girmiş 12-13 yaşındaki çocukları görünce tehlikenin vahametini fehmettim. Gelecek nesiller için düşüncelerim hiçte olumlu olmadı. Medeniyetlerin beşiği Avrupa alkolik ve madde bağımlısı olmayan bir nesil yetiştirmek için can atarken sahi biz gençleri kötü alışkanlıklara alıştırmak için uygun ortam hazırlıyoruz. Ülkemizde bir tane iddaa bağımlıları için dernek yoktur. Oysa alkol, uyuşturucu bağımlıları için sayısız dernekler mevcut. İddaa bağımlısının uyuşturucu bağımlısından farkı nedir?

Hızlı kolay para kazanmanın yolarını anlatan gazeteler iddaa ve benzeri bahis oyunlarını sütten çıkmış ak gibi göstermeleri idda’nın kumar olduğu gerçeğinin önüne geçen bir olguya dönüşüyor. Bu olgu halka öyle benimsettirilmiş ki insanlar tüm servetlerini iddaa’ya yatırabiliyorlar. Çünkü onları bu konuda ikaz edecek veya bilgilendirecek bir yasal düzenleme yok. Ama iddaa’nın en çok oynandığı İngiltere de kumarın zararları reklâm panolarında boy gösteriyor.

İddaa gençlere emek vermeden para kazanmayı elverişli bir eylemmiş gibi gösteren, çalışmayı önemsemeyen, hatta dalga geçen bir çarpıklığa bile dönüşebiliyor. Bu bilinci benimseyen bir gençlik alın teri dökmeden kolay para kazanma hayaliyle kumar bataklığının kurbanı oluyor. Bu gibi oyunların halkın onayını almadan, değerlendirilmeden devlet eliyle oynatılması akılara soru işaretlerini getirmiyor değil.

Bir oynayanın, onun cazibeli, çekici ve aldatıcı havasına kapılıp bir daha bırakmadığı tutsaklığa dönüşen bu oyunun küçük yaştaki çocuklar üzerinde yaratığı etkiyi göz önüne aldığımızda tehlikeyi belki daha iyi anlayabiliriz. İddaa sadece çocukları etkilemiyor gördüğünüz gibi hayatın her safhasına sirayet etmiş. Sporun fairplay ruhuna uygun olmayan olayların yaşanmasın aracılık yapıyor. Neredeyse her gün bahis oyunlarına karışan sporcuların isimleri haber oluyor.

Hafızalarda belki kalmıştır. Milli futbolcu Gökdeniz’in bahis oyunlarına karıştığı olayı ve İtalya’daki bir kulübün küme düşmesi, Avrupa’daki skandallar bunların hepsi İddaa’nın kötü örnekleridir. İddaa belki beli oranda takımlara destek sağlıyor ama bu şikelerle yarardan çok zarar veriyor. Kısacası dünya futbolu ve gençlik iddaa’nın kötü pençesine düşmüş durumda. İddaa; hayata iddiası olmayanların oyunudur.

9 Yorum : 10.16.08

AYDIN DOĞAN’IN HEDEFİ MİLLİ PİYANGO’YU ALIP ÇOK YÖNLÜ KUMAR OYNATMAK

Haberturk.com‘da Gülin Yıldırımkaya’nın, grubun Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı ile yaptığı röportajdan bir kesit şu şekilde: Siz Doğan-Erdoğan kavgasında bir öngörüde bulunmuştunuz. Kavganın en ateşli olduğu zaman uzlaşırlar bu iş kapanır demiştiniz. Gerçekten de bir sessizlik dönemi geldi, bitti kapandı herhalde. Var mı bu konuda bir duyumunuz?

Bir duyumum yok. Ben sadece Doğan Grubu’nun genetik kodlarını tamamen biliyorum. Eğer Deniz Feneri haberinin Başbakan’ı bu kadar celallendireceğini bilselerdi yapmazlardı. Zaten daha önce de yapmadılar. Deniz Feneri olayını biz Sabah gazetesinde 2007 yılının Ocak-Şubat’ında yazmaya başlamışız. Haberin açıldığı tarih o. Ve Hürriyet’in Almanya baskısında bu haber gibi pek çok haber çıktı. İstanbul’da bu konuda yazan köşe yazarlarının bazı yazıları Almanya baskısında yer aldı, İstanbul baskısında çıkarıldı, Zahid Akman’la, Deniz Feneri ile ilgili olarak. Hürriyet iktidara karşı yapmadı bunu. Hürriyet’in bu haberi yapmasının sebebi, Zahid Akman’la bir hesap görme isteğiydi. Normalde yapmazlardı. Yani Zahid Akman, TV5′in yayın lisansını Doğan Grubu’nun istediği şekliyle vermiş olsaydı bunlara, bu haber yapılmazdı. Türk halkı da Deniz Feneri ile ilgili birşey duymuş olmazdı. Biz bir gazete olarak çıkıp da yayın yapmaya başlayıncaya kadar. Doğan Grubu, orada Zahid Akman’ı incitmek istedi. Bunun ucunun Başbakan’a kadar acıtacağını, yani dokunduğu sinirin Başbakan’ın canını da yakacağını bilemedi.

Onlar Zahid Akman’ın canını yakarak birşey yapmak istediler. Çünkü TV5′i satın aldılar, TV5 Saadet Partisi’nin televizyon kanalı. Saadet Partisi, bu televizyon kanalını aynen Kanal 7′i nasıl kurulmuşsa, bağış paralarından, dernek paralarından, Bosna paralarından, kaybolan trilyondan falan öyle kurdu. Yani genetik olarak aynı tip bir kanal. Doğan Grubu, bu kanalı almakta hiçbir beis görmedi. Gitti, TV5′i bu yardım paralarıyla kuruldu, Bosna paraları ile kuruldu, bu kayıp trilyonlarla kuruldu diye düşünmeden TV5′i aldılar. Neden? Çünkü bunu bir ulusal kanal haline getirip, belki CNN’i oradan yayınlamak istiyorlardı bilmiyorum. Ama bir televizyon daha yapmak istiyorlardı. Uzun süre RTÜK’ten bununla ilgili onay beklediler ama RTÜK buna onay vermeyincede Zahid Akman’a çakarak Deniz Feneri üzerinden bir şantaj mekanizması işletmek istediler ama bastıkları sinir Başbakan’ın canını acıtınca Doğan Grubu’da şaşırdı. Aydın Bey’de şaşırdı. Allah Allah, niye bu kadar sinirlendi bunlar diye. O andan itibaren zaten bu haberi yaptıklarına pişman oldular ve geri adım atmak istiyorlardı.

Geri adım atmaları kaçınılmazdı çünkü Doğan Grubu bugün hiçkimse ile kavga etmez. Neden etmez? Çünkü asıl işlerini medya olarak görmüyorlar. Aydın Bey için medya en son iş. Size bakın birşey daha söyleyeyim, ilk defa burada söyleyeyim, Aydın Doğan’ın şu an en büyük hedefi ne? Milli Piyango ihalesini almak. Gerçi bir kaç sene önce yazmıştım ama unutulmuştur. Göreceksiniz Milli Piyango’ya sapına kadar asılacaklar. Sonuna kadar dayanacaklar. Neden? Milli Piyango yıllardır süren düşü. Bütün bu medya grubunun da hala zarar edenlerine rağmen bir kısmını elinde tutuyor olmasının sebebi, Milli Piyango’yu promote etmek ve Türk halkına Milli Piyango aracılığıyla çok yönlü kumar oynatabilecek sistemler geliştirmek. Bununla ilgili projeleri bile hazır. Şimdi Aydın Doğan için Hürriyet mürriyet hepsi çöp olsa ne olur? O, Milli Piyango’yu almak istiyor. Ve hükümetle de kavga edemez. Şeyden altı ıslak, POAŞ’tan. Rafineri istiyor bir yandan. Hilton’u istiyor bir yandan.

Ama asıl hedef Milli Piyango. Milli Piyango’yu istiyor. Bunu da buradan Türk halkı duysun. Onun için de herşeyi yapar. Bakın Aydın Doğan eğer şu anda sahip olduğum 7-8-10 milyar dolar neyse bu bana yeter artık, bu memleket için yayıncılık yapayım dese Aydın Doğan’a kimse dokunamaz, çok güçlü. Parasal olarak çok güçlü. Ama Aydın Doğan, daha da zengin olmak, daha da zengin olmak istediği için yayıncılık mayıncılık yapamaz. Onun içinde uzlaşır. Milli Piyango hedefinde olmasaydı, Başbakan’la sabaha kadar tepişirdi ve herkes destek olurdu. Sonunda ben de olurdum. Emin olurdum çünkü iyi niyetinden ama ben biliyorum bunların ne olduklarını.

Şimdi Aydın Doğan diyor ki; ben o kavgayı unuttum bile. Biri sana şerefsiz diyecek, hırsız diyecek, alçak diyecek, soyguncu diyecek sen de diyeceksin unuttum bile. Nasıl unutursun bunu? Ama unutur. Çünkü onun için herhangi bir para bütün bu sayılan değerlerden daha önemli. Onun için de unutuyor onu. Boşver biz hükümetle kavga etmeyelim. Görürsünüz, yarın öbür gün rafineri ile ilgili izin de çıkabilir. Bunlar başka ihaleye de girebilirler, başka şey de yapabilirler. İddia ihalesinde şartların nasıl değiştiğini hepimiz biliyoruz. Erdenay Oflas onun hesabını nasıl verecek, onu bilmiyorum. Gerçi iyi oldu Türkiye açısından bir anlamda baktığınız zaman ama Aydın Doğan şoke olmuştu alamayınca o ihaleyi. Aydın Doğan’da hala müthiş bir daha da zengin olma hırsı olduğu müddetçe uzlaşır, herkesle uzlaşır.

5 Yorum : 10.16.08

MİLLİ PİYANGO ÖZELLEŞTİRMESİ BİRKAÇ GÜN İÇİNDE BAŞLAYACAK

Sabah Gazetesi’nin 16 Ekim 2008 tarihli haberi: Milli Piyango’nun, şans oyunları işletmesinin devri yöntemiyle özelleştirilmesinde hukuki altyapı tamamlandı. Şans Oyunları Lisansının Verilmesi ve Lisansa Konu Faaliyetlerin Düzenlenmesi ve Denetlenmesi Hakkında Yönetmelik, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Milli Piyango özelleştirmesinde, alıcıya 10 yıla kadar lisans devri yapılırken, bağımlılık yapan oyunları oynatmama koşulu getirildi. 5 milyon YTL sermaye, iki yıl da deneyim koşulu getirilen özelleştirme ihalesi sonucunda kazanan şirkete hasılattan yüzde 17 pay verilecek. Mevcut başbayilik ve bayilik sözleşmeleri iptal edilirken, yeni başvurularda söz konusu bayilere öncelik tanınacak. Bir gün içinde birden fazla çekiliş yapılan oyun türlerine, video oyun terminalleri ile şans oyunlarının oynatıldığı oyun salonlarına izin verilmeyecek.

Özelleştirme İdaresi Başkanı Metin Kilci, Milli Piyango’nun özelleştirme sürecini birkaç gün içinde başlatabilmeyi hedeflediklerini bildirdi. Kilci, Funds World Turkey 2008 Konferansı’nda yaptığı konuşmada, “Programımızı değiştirmemiz için henüz bir gerekçe yok. Satılan varlıkların finansmanında yatırımcıların daha önce olduğu kadar rahat olmadığını tespit etmek gerekir. Ancak özelleştirmelerin bu anlamda nispeten bir avantajı olduğunu düşünüyorum. Bunların finansmanının hala mümkün olduğunu düşünüyoruz. Bu tür özelleştirmeler kendi talebini yaratacaktr. Özelleştirmedeki kararlılığımız aynı ölçüde devam ediyor” dedi.

Bağımlılık yaratan oyuna izin yok
-10 yıla kadar lisans devri yapılacak
-Asgari 5 milyon YTL sermaye gerekiyor
-En az iki yıl deneyimli olmalı
-Birden fazla kişi ortak teklif verebilecek
-18 yaşından küçükler oyun oynayamayacak
-Hasılattan yüzde 17, diğer
-gelirlerden yüzde 20 pay alabilecek
-Lisans sahibi asgari hasılatı taahhüt edecek
-Birden fazla kişi ihaleye ortak katılabilecek
-Bağımlılık yapan oyunlara izin yok
-Bir gün içinde birden fazla çekiliş yapılan oyun türlerine izin verilmeyecek
-Şirket yöneticileri casusluk, hırsızlık, kaçakçılık gibi suçlardan mahkum olmamalı

1 Yorum : 10.16.08

AVRUPA MAHKEMESİ: PORTEKİZ’DEKİ BAHİS TEKELİNE ONAY VEREBİLİRİZ

Avrupa Mahkemesi’nden Yves Bot’a göre Portekiz’in Santa Casa isimli bahis tekeli, çeşitli koşulları yerine getirmesi halinde AB Yasaları ile uyumlu hale gelebilir. Portekiz yasalarına göre Santa Casa loto ve bahis oyunlarını düzenleme konusunda tek yetkili kurum. Son yapılan düzenlemeler ile bu yetki ‘tüm elektronik ortamlar’ da dahil edilerek interneti de kapsar hale getirildi. Aynı yasa ile Santa Casa dışında bu oyunları organize edenlere ceza verilmesi de öngürldü.

Bu yasaya bağlı olarak, Portekiz 1. Profosyonel Futbol Ligi ve onun sponsoru Avusturyalı bahis şirketi Bwin sırası ile 74.500€ ve 75.000€ ceza almışlardı. Sözkonusu cezaya itiraz eden ikili, Portekiz Mahkemesi’nden durumu Avrupa Mahkemesi’ne taşımasını talep etti.

İşte bu noktada Avrupa Mahkemesi, yetkilisi Yves Bot kanalı ile belirttiği görüşünde bahis tekeli Santa Casa’yı haklı görebileceklerini belirttiler.

Mahkeme şu şekilde görüş belirtti: ‘Portekiz Talih Oyunları yasasının elektronik ortamları da kapsayacak şekilde genişletilmiş olmasının, teknik standartlar konusunda yapılması gereken bir düzenleme olarak değerlendirilebilir. Sözkonusu yasal düzenleme, beliri bir servisin kullanılmasını engelliyor ve teknik bir düzenlemeyi teşkil ediyor. Talimatlara göre bu tip bir yasal düzenleme yapan üye ülkeler AB Komisyonu’nu bilgilendirmeliler. Portekiz bu düzenlemeyi yaparken AB Komisyonu’nu bilgilendirmeliydi. Eğer Portekiz Hükümeti bu düzenlemeyi bildirmedi ise Portekiz Mahkemesi, Futbol Federasyonu ve Bwin’in aldığı cezaları onaylamamalıdır. Portekiz Mahkemesi bu konuda gerekli bilgilendirmenin yapılıp yapılmadığını kontrol etmeli ve kararını ona göre vermelidir.’

Söz konusu cezaların servislerin serbest dolaşımına aykırı olduğu belirtilirken bu konuda görüşü alınan Yves Bot şöyle konuştu: ‘AB Yasalarının amacı kumar ve şans oyunları konusunda pazarları liberalleştirmek değildir. Üye ülkelerin bu konuda liberalleşmesinin talep edilmesi ancak kumar ve şans oyunları sektörünün o ülkede tamamen kar maksimizasyonunu amaçlayan ekonomik aktiviteler olması halinde mümkündür. Portekiz’deki Santa Casa kar amacı gütmeyen bir organizasyondur ve çeşitli şartları yerine getirmesi halinde AB Yasaları ile tam uyumlu olarak kabul edilebilir’

Kaynak: Bahismedya.com

2 Yorum : 10.15.08

Sonraki Sayfa »