AA‘nın bugün geçtiği habere göre İddaa’da bahislerin tekrar duracağı aksi bir düzenleme yapılmaması durumunda kesinleşti. Haber içeriği şu şekilde:
Yeni yapılacak ihale için Danıştay’ın vereceği karar beklenirken, ihaleyi kazanan firmaya tanınacak 6 aylık süre iddaa oyununu tekrar kesintiye uğrama tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı.
Spor Toto Teşkilat Müdürlüğü, bir firmanın anayasaya aykırılık ve kamu hizmeti imtiyaz sözleşmesi olduğu iddiasıyla dava açmasının ardından, Danıştay’ın vereceği karar nedeniyle yeni ihale sürecini askıya aldı. 2008 yılının mart ayında ihaleyi kazanan firmanın çalışmaya başlayacak olması ve kanuna göre bu firmaya alt yapıyı hazırlaması için verilecek 6 aylık süre sıkıntıya neden oldu.
Takvime göre eylül ayından önce yapılması gereken ihale gecikince, ihaleyi kazanacak yeni firmaya tanınması gereken 6 aylık süre nedeniyle iddaa oyunu yeniden kesintiye uğrayacak.
Teşkilat yetkilileri, Danıştay’ın kararını beklemeden yeni ihaleye çıkmamayı kararlaştırdıklarını belirterek, kararı beklerken de oyunun kesintiye uğramaması için hukuki hazırlıklar yaptıklarını açıkladı. Yetkililer, ihalenin bugün yapılması halinde dahi, iddaanın 28 günlük bir gecikmeyle başlayacağını, bunu ortadan kaldırmak için çalışmaların devam ettiğini ifade etti.
Fatih Altaylı GazetePort‘taki köşesinde 3 Eylül 2007′de yazmış. Aynen yayınlıyor, yorumumuzu yorumlar kısmına bırakıyoruz:
-AYDIN DOĞAN NEYİN PEŞİNDE?-
Başlıktaki sorunun yanıtı aslında “Herşeyin”
Ama kısa ve orta vadede belirli iki hedefleri var.
O hedeflerden ilki Digitürk’ü ele geçirmekti. Karamehmet Yapı Kredi ve Pamukbank enkazlarının altından çıkamasaydı, bu plan başarıya ulaşacaktı. Ama olmadı.
Şimdi plan Digitürk’ü yıkmak ve yerine DSmart’ı oturtmak.
Bunun için naklen yayın peşindeler. Federasyonu köşeye sıkıştırıp naklen yayınları Digitürk’ün elinden alırlarsa ikinci hedefleri için de ciddi bir adım atmış olacaklar.
İkinci hedef ne mi?
Söyleyelim: İddaa
Bunu ben söylemiyorum, Ankara’daki bürokrasi söylüyor.
Biliyorsunuz, İddaa ihalesi yenilenecek.
Doğan Grubu bütün silahlarıyla bu ihaleye hazırlanıyor.
İddaa ihalesini alacaklar, maçları DSmart’a geçirecekler ve televizyon başındakilere, maçlar sırasında bile İddaa oynatacaklar.
Şaka değil, birkaç milyar dolarlık bir gelirden söz ediyoruz.
Şu an bu yapılamıyor ama Doğan’ın planlandığı bu.
Düşünün bir maç oynanıyor. Takımlardan biri 1-0 önde. Son 15 dakikaya girilmiş bir alt yazı geçecek “1-1’e bire on 1-2’ye bire yirmibeş veriyoruz”
Cep telefonundan oyna.
Buna bir de Doğan Grubu yayınlarından verilecek desteği ekleyin, pazarın potansiyelini hesaplayın.
Ankara’da herkes Doğan’ın göz diktiği İddaa ihalesinin çok kanlı geçeceğini söylüyor.
Anlayacağınız maç naklen yayınlarının Digitürk’ün elinden alınması ilk adım.
Büyük adım ise İddaa.
Sonra sırada Milli Piyango varmış.
Öyle diyorlar…
İddaa ihalesi ilgili bir gelişme daha yaşandı ve ihale süreci belirsizlikler nedeniyle ihale takvimi askıya alındı. Milliyet Gazetesi’nden Ayşe Yeşin’in haberi şu şekilde: Spor-Toto Teşkilat Başkanlığı, bu ay açılması beklenen yeni ihaleyi, İdare Mahkemesi’nden çıkan ‘imtiyaz sözleşmesi’ kararının Danıştay süreci sonuçlanıncaya kadar askıya aldı
İddaa’nın yeni ihale tarihini Danıştay belirleyecek. Spor - Toto Teşkilat Başkanlığı, daha önce Eylül ayında açmayı planladığı yeni ihaleyi Ankara 8. İdare Mahkemesi’nin “imtiyaz sözleşmesi” kararını Danıştay’a göndermesi üzerine dava sonuçlanana kadar askıya aldı. İdare Mahkemesi’nin Reklam Departmanı Reklam Basın Yayın Prodüksiyon Şirketi’nin İnteltek ile yapılan anlaşmanın “imtiyaz sözleşmesi” olduğu yönündeki itirazını kabul edip, dosyayı Danıştay’a göndermesi sonrası çaresiz kalan teşkilat başkanlığı, yeni bir kaos yaşanmaması için beklemeye geçti. Davayı esastan ele alacak Danıştay’ın gerekçeli kararını vermeden ihalenin yapılmasının yeni bir tartışma yaratacağı, İdare Mahkemesi’nin görüşünün kabul edilmesi halinde ise sözleşmenin iptalinin gerekeceği ifade edildi.
5583 Sayılı kanun gereği İnteltek firması ile yapılan 1 yıllık sözleşmenin 1 Mart 2008′de sona ereceğini belirten Spor - Toto Teşkilat Başkanı Bekir Yunus Uçar, “Normal şartlarda Temmuz ayında ilana çıkıp, Eyül’de de ihale açmamız gerekirdi. Ancak son gelişmeler takvimi bozdu. Biz de beklemek durumunda kaldık. Danıştay kararını beklemeden ihaleyi yaparsak, olumsuz bir sonuçta her şey iptal olur” diye konuştu. İddaa oyununun herhangi bir kesintiye uğramadan devam edebilmesi için uğraş verdiklerini ifade eden Uçar, “İdare mahkemesinin kararının onaylanması halinde 5583 sayılı kanunda yeni bir düzenlemeye gitmek gerekecek. Bu konuda şimdiden ön hazırlıklara başladık” açıklamasını yaptı.
İddaa’nın Genel Müdür Yardımcısı Burak Özalp Sabah‘a açıklamalar yapmış. Yazının bahisseverleri en çok ilgilendiren kısmını aynen yayınlıyoruz: Özalp, İnteltek olarak kâr marjlarının düşük olduğunu, yüksek vergiler yüzünden maçlarda düşük katsayıları verdiklerini ifade etti. Gelecekte vergilerde herhangi bir düşüş meydana gelirse, iddaa’nın da katsayıları artıracağına değinen Özalp, “Hasılattan vergi vermek gibi bir sistem dünyada eşi benzeri yok. İnternetten bahis oynatan şirketler vergi vermiyor.
Yunanistan’da ikramiye oranını yüzde 60′tan 70′e çıkardılar, hasılat 2′ye katlandı. Bu tarz bir uygulamayla toplanan vergiler de artacaktır. Türkiye’deki sistemde elde edebilecekleri en yüksek vergiyi almaya çalışıyorlar. Bahis sisteminin tekelden başka şansı yok. Tekel kazanılan hasılatı maksimize ediyor. Birkaç farklı şirketin faaliyet göstermesi için vergilerin düşmesi gerek. Avrupa’da da monopoller savunuluyor. Sonuçta elde edilen hasılat İnteltek’in değil devletin” dedi. İnteltek olarak Türkiye Futbol Federasyonu’yla ortaklaşa çalıştıklarına değinen Özalp, özellikle 2. ve 3. Lig maçlarının belirlenmesinde işbirliği yaptıklarını ifade etti. Özalp “Ayrıca herhangi bir şaibe veya şüpheli durumda onları hemen bilgilendiriyoruz” dedi. Yüksek vergiler yüzünden tek maç oynatmadıklarını vurgulayan Özalp, bu maçlarda dağıttıkları hasılatın yüzde 85-90′ları bulduğunu, maçlardan zarar etmeyi göze aldıklarını söyledi.
Türkiye’de Spor Toto Teşkilat Başkanlığı’nın verdiği yetki doğrultusunda İddaa oyununu oynatan veya gelecekte yapılacak olan ihaleleri kazanarak oynatacak olan şirket/ler büyük bir mali haksızlığa maruz bırakılmakta ve bu mali haksızlığın etkileri bu oyunun iştirakçileri olan tüketicileri de mağdur etmektedir. Şimdi dilerseniz gelin beraber bu çarkın nasıl döndüğüne birlikte göz atalım.
Ne yazık ki tekel modeliyle ve 30 yıl öncesinin devletçi politikalarıyla işletilmekte olan İddaa oyunu (Bu oyunun tek bir adının olması ve bahis kelimesinin dilimizde İddaa olarak kullanılmaya başlanması apayrı bir yaradır ve bambaşka bir inceleme konusudur) Spor-Toto ve Spor Loto oyunlarından sonra birçok spor tutkunun maç izleme veya etkinlikleri takip etme heyecanına baharat katmış ve oldukça geniş bir kesimin ilgisini çekmiştir. Şimdi bu oyunu oynatma hakkına sahip olan firmanın kasasına giren paranın nasıl paylaştırıldığına göz atalım.
Bu şirketin/konsorsiyumun kasasına hasılat (kuponlara yatırılan toplam para miktarı) olarak 100 birim para girmiş olduğunu kabul edelim. Henüz herhangi bir ödeme yapılmadığını ve oynanan kuponların tümüne vatandaşlarımızın bu 100 birim parayı yatırmış olduğunu düşünelim. Mevcut modelde ne yazık ki vatandaşın parasını aktarmış olduğu etkinliklerin akı”bet”i henüz belli olmadan devletimiz bu 100 birim paranın 50 birimini kendi kasasına almaktadır. Hasılatın %50’sini kendisinin olarak görmektedir. Buna hasılat denmesi çok büyük bir kavram kargaşasının varlığının ispatıdır. Toplanan paraya hasılat diyen ve bunun %50’sini alan sorumlular bu çarkın hangi temel prensiplerle döndüğünden habersiz olduklarını adeta haykırmaktadırlar. Stadyumda maç seyretmek için seyircilerin gişelere bıraktıkları paraya da hasılat denmektedir. O para artık ilgili klübün olmuştur. Ancak İddaa örneğinde alt yüklenici firma henüz bu parayı sadece toplamıştır. Yani bu 100 birim para, bu şirket tarafından henüz kazanılmış değildir. Maçlar sonuçlanacak ve tüketicilerin doğru olarak tahmin ettikleri etkinlikler sayesinde kazandıkları paralar bu 100 birimin içinden kazanan kişilere geri ödenecektir. Bu geri ödeme miktarını hasılattan çıkartmanız ve ondan sonra geri kalan para üzerinden devlet olarak işi verdiğiniz firma ile hesaplaşmanız gerekir. Eğer firmanın kazandığı para üzerine adil vergi modellerini oturtmaz ve o hasılat dediğiniz rakam üzerinden paraları toplamaya başlarsanız topladığınız para, sadece alt yüklenici şirketin parası değil aynı zamanda vatandaşın da parası olur. Çünkü siz toplanan paradaki 50 birim parayı kendinizin saymasanız, o zaman alt yüklenici firma da bahis oranlarını daha yüksek tutabilecek ve X birim geri ödeme yapmak yerine X+50 birim geri ödeme yapabilecektir.
Fakat siz böyle düşünmezsiniz. “Ekmeğimizi paylaşıyoruz” sloganlarıyla çayıra salınmış bir şekilde dolaşan ve ses çıkartma/tepki verme özürlü olma halerine de oldukça alışkın olan halka “kimin ekmeğini kiminle paylaşıyorsunuz” dedirtmeden sloganınızı yutturmuş olursunuz. Paylaştığınız ekmek sizin değildir aslında. Vatandaş farkında olmadan, ondan ekmek almak ve sonrasında devlet kurumlarına bu parayı aktararak “ekmeğimizi paylaşıyoruz” demektir sizin şu anda uygulamakta olduğunuz model.
Daha sizin ekmeğiniz olmadı ki o. Belki hepsini kazanacak tüketiciler. Neden acele ediyorsunuz? Durun bir kar edin önce (ekmeğiniz olsun önce). Ondan sonra o kar üstünden paylaşın bakalım paylaşabiliyorsanz ekmeğinizi. Ama olmuyor öyle tabi değil mi?
Siz nedense sizin olmayan ekmeği paylaşmayı tercih ediyorsunuz. En başından alın bakalım milletin parasını. Ondan sonra vatandaş da düşünsün dursun oranlar neden bu kadar düşük veya neden tekli kupon yapamıyorum diye. Siz de bir taraftan illegal bahisle mücadelenize devam edin. Eminsinizdir bir de kendinizden onun da kökünü kurutabileceğinize. Bu kafayla olduğunuz sürece illegal bahisin de ekmeğine yağ sürmeye devam edeceksiniz. Devam edin bakalım…
Teşkilat Başkanlığı’nın bu tablodaki sorumluluk payı oldukça büyüktür. Çünkü ortada aşikar olan birtakım yanlışlıklar vardır. İddaa oyunun mali yapısına acil olarak müdahale edilmeli ve hem tüketiciler hem de alt yüklenici firma/lar bu mağduriyetten kurtarılmalıdır. Yeni yapılacak olan ihaleye gidilmeden önce çıkartılacak olan yeni bir yasa ile derhal bu tip bir düzenlemeye gidilmelidir. Toplanan hasılata dokunulmamalı ve firmanın çok daha fazla tüketiciyi çekebilecek düşük kar marjlarına sahip olmasına müsade edilmeli ve firma ile bu firmanın yapmış olduğu kar üzerinden hesaplaşılmalıdır. Hasılat garantisi firmalardan ancak bundan sonra beklenmelidir. Bu konudaki girişimleri teşkilat başkanlığı yapmalı ve mevcut hükümet politikasının bu şekilde olduğu sabit fikrinin arkasına saklanılmamalıdır.
Bu modelin şimdiden adil bir hale getirilmesi ilerleyen yıllarda sektörün özelleşmesi, internette çoklu şirketlerin pazara girmesinin düzenlenmesi gibi konularda da mevcut/gelecek tüm hükümetleri çok rahatlatacaktır. Bu konuda da ülkemiz özellikle yurtdışı kaynaklı birçok koldan gelecek çeşitli baskılara gebedir. İllegal bahisle mücadelede vatandaşlara yapılan “suça ortak olmayın” çağrılarının yerine vatandaşların haklarını koruyucu ve daha rasyonel/bilimsel olan adımların atılması bu tip duygu sömürülerine ihtiyaç olmadan hadisenin sağlıklı bir çözüm sürecine girmesini sağlayacaktır…
Berkay Tanyolaç
Newsweek dergisinde yer alan makaleye göre ABD’de online bahis ve kumarı yasaklayan yasa ülkedeki Hollywood ve Silikon Vadisi gibi milyar dolarlık sektörlerin telif haklarını tehlikeye atmış durumda. ABD geçtiğimiz yıl online bahis ve kumarı yasaklayan bir yasayı senatodan geçirmişti. Bu durum üzerine ülkesinin turizmden sonra en büyük ikinci gelir getiren sektörü olan online bahis ve kumar marketini büyük ölçüde yitiren Karayiplerdeki adalar ülkesi Antigua & Barbuda, Dünya Ticaret Örgütü’ne yaptığı itiraz ile ABD’den senelik 3.4 Milyar$ tazminat talep etmişti. Benzer tazminatlar alabilmek için AB ve Japonya dahil bir çok ülke de sıraya girmişlerdi.
DTÖ mevzuatına aykırı olarak hazırlanmış olan bu yasa Antigua’ya ABD’deki fikir sahipliği yasalarına aykırı davranma hakkı tanıyabilir. Bu da milyar dolarlık film ve yazılımların telif hakları alınmaksızın Antigua tarafından hürce kullanılıp pazarlanması anlamına gelir. Bu tehlike ABD’de online bahis ve kumarın tekrar düzenlemenin gerekliliği için yeterli kamuoyunu oluşturmuş durumda. Hollywood ve Silikon Vadisi lobicileri ABD Kongre Üyesi Barney Frank’in ortaya attığı düzenleme önerisinin arkasına geçmiş durumda. Tüm bu iç ve dış baskılar ABD’yi yeterince sıkıştırmış durumda. Online bahis sektörünün %50’sinden fazlasını oluşturduğu düşünülen Amerika’nın yeni bir düzenleme ile tekrar sektöre dönmesi bekleniyor. 22 Eylül’de Amerika DTÖ’ya ya ilk açıklamasını yapacak, yada muhtemelen ek süre isteyecek.
Kaynak: Newsweek ve Bahismedya.com
Fransa bahis ve kumar sektörünün liberalizasyonu için ilk adımları attı. Hükümet yetkilileri geçtiğimiz hafta bahis marketinin açılmasını değerlendirmek üzere Brüksel’e gittiler. Daha önce Avrupa Mahkemesi tarafından marketi açması doğrultusunda direktif alan ve cezai yaptırım ile karşı karşıya kalan Fransa servislerin serbest dolaşımı ilkesine aykırı davranmakla suçlanıyordu. Yetkililer yapacakları düzenlemeler ile ‘internet kumar siteleri arasındaki haksız rekabet’e bir son vermek istediklerini belirttiler. Yalnız Fransa bahis şirketlerinden geri ödemelerini ülke tekeli ile aynı seviye olan %70 ile sınırlamalarını isteyebilir, bu da market ortalaması olan %90′un gerisinde kalarak bahisçileri memnun etmeyecektir. Unibet yetkilisi Nylander konuyla iligli açıklamasında gelişmeleri olumlu karşıladığını ancak gerçek bir düzenlemenin İngiltere ya da Malta benzeri bir şekilde yapılması gerektiğini belirtti. Avrupa’daki son bahis tekellerinden birinin yıkılış sürecindeki gelişmeleri birlikte takip ediyor olacağız.
Kaynak: E-Gaming Review ve Bahismedya.com
Türkiye’de bahis sektörü devlet eliyle özel sektör tekeline bırakıladursun, Afrika ülkeleri dahi bahis sektörünü liberalleştirmek yolunda önemli adımlar atmaya başladılar. 11 Eylül 2007 günü Güney Afrika’da Ulusal Kumar Yasa Değişikliği Tasarısı parlamento tarafından onaylandı. Yasa doğrultusunda ülkeden online bahis ve kumar sektörünün yasallaştırılarak düzenlenmesi ve ülke dahilinde faaliyet gösterebilmeleri amaçlanıyor. Ülkede konuyu ‘şeytan işi’ gören bir grupun Amerika benzeri düzenleme yapma yolundaki baskılarına rağmen yasa tasarısı onaylanmış durumda. Yasanın Ulusal Konsey tarafından da onaylanması ve son olarak Başbakan Thabo Mbeki’ye sunulması bekleniyor.
Kaynak: Gaming Intelligence ve Bahismedya.com
Para Dergisi son sayısında Spor Toto Teşkilat Başkanı Bekir Yunus Uçar ile yaptığı yeni bir ropörtaja yer verdi. Para’ya konuşan Uçar, Reklam Departmanı isimli şirketin İddaa ihalesine itirazı sonucunda şu anda İddaa’nın önünde bir belirsizlik olduğunu söyledi ve ‘Danıştay’ın vereceğiz kararı bekliyoruz - açıkçası ne yapacağımızı bilemez durumdayız’ dedi. Eğer Danıştay itirazı haklı bulursa İddaa ihalesi tekrar iptal edilmiş olacak ve bahisler duracak. Şu anda yeni iddaa ihalesi için hazırlık yapan teşkilat öncelikle bu ihaleyi yapabilmek için yasal zemin oluşturmak durumunda. Bilindiği gibi daha önce AB standartlarının aksinde yapılan bir kanuni düzenleme ile oyunun devamı sağlanmıştı. Şimdi ise TBMM’nin bu yoğun günlerinde araya tekrar bir İddaa yasası - yasanın yaması - eklenmeye çalışılacak. Uçar’a göre Eylül’de yapılması gereken ihale için şu andaki en iyimser tarih Aralık. Anlaşılan İddaa yasaları ihalelerin selametini sağlamaya yetmiyor ve hep yeni yasalar ile mevcut çark döndürülmeye çalışılıyor.
Yeni iddaa ihalesi için ise Uçar’dan ilginç açıklamalar gelmiş. İlginç maddeler ve yorumlarımız şu şekilde:
-Bahis oranlarımızın düşüklüğünden çok ciddi şikayet ediliyor. Yeni ihalede 12-13 Milyar YTL hasılat garantisi istediğimiz için işletici firma daha çok bahis alabilmek için oranları yükseltmek durumunda kalacak. - Yorum: İddaa oranlarının yükselmesini istiyorsanız hasılat şartı getirmek yerine vergileri azaltarak işletici firmaya daha çok hareket alanı bırakmanız gerekir. Hareket alanı bırakmıyorsanız kar marjlarında düzenlemeler yapmanız gerekir. Hasılat garantisi getirmeniz ancak işletici firmanın mevcut oranlarla ya daha çok reklam daha çok teşvik ile bahis oynamak niyetinde olmayan kişileri de bahise çekmeye çalışması ya da mevcut oyunculara daha çok para yatırtmaya çalışması ile yerine getirebileceği bir kriter olur. Bu sosyal yapımıza aykırı bir niyet olur. Buna teşvik etmek yanlıştır.
-Yüzde 70 ortak olanın en az beş yıllık şans oyunları ve bahis piyasasında deneyim sahibi olmasını isteyen bir kriter koyduk. - Yorum: Öncelikle Sayın Uçar’ın da belirttiği gibi bu durum İnteltek firmasında da bulunmadığı için eşit rekabet koşulları oluşturulması adına olumlu bir adım. Ancak Türkiye’de bu tip bir imkanın daha önce verilmemiş olması nedeniyle bu yüzde 70 yabancı ortak anlamına gelir. Bu da daha önce ‘paramız yurtdışına gidiyor’ diye yabancı bahis şirketlerinin yasaklanmış olmasını oldukça gülünç kılar. ‘Burası Türkiye’ dedirtir. Uçar’ın dediğine göre yeni ihale de yabancı sınırlamasını geçtik, Türk ortağı olması şartı bile istenmeyecek. Paramızın hepsi yurtdışına gidebilecek.

Bahis şirketi İddaa’nın online bayiliğine sahip olan 2 firmadan biri olan, Doğan Grubu tarafından işletilen Nesine.com uygunsuz bir banner ile bahisseverleri çekmeye çalışıyor. Üstte gördüğünüz bannerda devamını çok iyi bildiğimiz bir tekerlemenin başı olarak ‘Malta’ya Bir-Kiiiiiii!’ sloganını kullanmış. Nesine.com neden özellikle Malta’ya karşı bu şekilde bir ifade kullanma ihtiyacı duydu az çok tahmin edebiliyoruz. Bizce kullanmaları gereken slogan şu olmalıydı: ‘İnternetteki en düşük oran bizde: Bir-Sıfır-İkiiiiiii!’. Bilindiği gibi ülkemizde düzenleme dışı bırakılmış olan yabancı bahis şirketlerinde 1.20′den Türkiye galibiyetine oynamak mümkün. İddaa’da ise bunun ancak onda birini kazanabilirsiniz 1.02 ile. Yanında da en az 2 maçı daha doğru tahmin etmeniz gerekiyor ödeme alabilmeniz için.
—
Sonraki Sayfa »